• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ekim 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Toprak kendini yeniler, ilaca ihtiyacı yok

13 Eylül 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Ekoloji, Manşet, Söyleşi

Organik tarımı ve tarımda ilaç kullanımının zararlarını anlatan uzmanlar şu uyarılarda bulunuyor:

  • Organik gübreleri kullanmak gerekir. Ticari gübrelerin zamanla ortadan kalkması şarttır. 3-4 yılda bir hayvan gübresi kullanılmalıdır. Zaten toprağı kendi haline bıraktığınız zaman, toprak kendi kendisini yeniliyor. Çünkü toprak zaten canlı bir organizmadır
  • Bir üretici, kimyasal ilaç kullanarak bir mevsim fazla ürün elde edebilir; ama toprağı sonsuza kadar kaybetme yönünde bir adım attığının farkında olmalıdır. Denetimsiz kullanılan tarım ilaçları, adım adım toprağı yitirmemize yol açar
  • Bu ilaçların hiç kullanılmaması gerekirken vatandaş, biraz ucuz olduğu için o ilacı alıp kullanıyor ve yanındaki bahçeyi de zehirlemiş oluyor. Böylece hem bitişiğindeki parseli hem de kendi bahçesini zehirliyor

Hüseyin Kalkan

Artık sebze ve meyvelerin Avrupa kapılarından dönmesini beklemeye gerek kalmadı. Geçtiğimiz günlerde Afyonkarahisar’da domates toplamaya giden 33 işçi tarım ilacından zehirlendi. Tarım ilaçları şöyle bir gündeme gelir gibi oldu, sonra herkes rutinine döndü. Oysa olay, sadece tarım ilaçlarının tüketiciye verdiği zarardan çok daha derin bir meseleydi. İlaç, tarım topraklarına kalıcı zarar veren en önemli etkendir. Eğer bir çözüm bulunmazsa ileride tarım yapacak toprak kalmayabilir; sorun bu kadar ciddi. Biz bu ciddi sorunu, hem üretici olan hem de ziraat konusunda uzman, zamanında Tarım Bakanlığı’nda çalışmış ve daha sonra zorunlu emekli edilmiş iki isimle konuştuk. Ziraat Mühendisi Hüseyin Akgün ve Ziraat Teknisyeni Süleyman Yücekaya sorularımızı yanıtladı. Bazı sorulara ikisi de cevap verdi; bazen birinin söylediğini öbürü tamamladı. O nedenle yanıtlara ayrı ayrı yer vermedik. Uzmanların sorularıma verdiği yanıtlar şöyle:

  • Organik tarımla başlamak istiyorum. Nedir organik tarım?

Organik tarım yapılabilmesi için belli koşullar var. Sadece ruhsatlı ilaçlar atılabilir. Örneğin, 3-4 yılda bir hayvan gübresi atılabilir. Size organik tarım belgesi verileceği zaman gelip ağaçtan yaprak örneği alıyorlar. Yaprakları tahlil ediyorlar. O tahlilde ilaç atılıp atılmadığı anlaşılıyor. Bunların hepsinde sertifikasyon grubunun şartları mevcuttur. Yani diyelim ki bir üretici kayısıcılık yapıyor ve yurt dışına kayısı ihraç edecek; organik kayısı üretip ihraç edebilmesi için bu belgeye sahip olması gerekir. Bunun için sertifikasyon firmaları var. Bir sertifikasyon grubu oluşturuyorlar; gelip burada tahlil yapıyor ve gidiyorlar. Peki, göz yumuluyor mu? Evet, göz yumuluyor; yani üretilen ürünlerin tümü maalesef tamamen organik değil.

  • Avrupa’da yasaklanan tarım ilaçları Türkiye’de satılmaya devam ediyor mu?

Avrupa’da yasaklanan ilaçlar en fazla bir yıl sonra Türkiye’de de yasaklanıyor. Niye? İlaç atılan mal Avrupa’ya satıldığı zaman ilaç kalıntısıyla gidiyor. Doğal olarak tahlillerde etkin madde çıkıyor. Avrupa da “Ben bunu vatandaşıma yedirmem” diyerek malı reddediyor. Maalesef bu durum geçen sene kayısıda yaşandı ve kayısılar geri döndü. Şimdi bakanlık bunun önüne geçmek için “Reçete” sistemini çıkardı. Her üreticiye bir kod veriyor ve sana ilaç kotası tanımlıyor. Daha önce gidip istediğin ilacı alabiliyordun; şimdi bu o kadar kolay olmuyor. Özellikle laboratuvarlarda yapılan tahlillerde çıktığı için istediğin ilacı rastgele atamıyorsun.

Ancak bazı yerlerde meslek dışı bayiler var. Onlar sadece para kazanmak amacıyla reçetesiz ilaç satıyorlar. Üstelik ilacı da tanımıyorlar; nedir, neye yarar bilmiyorlar. Sırf satmak için stoklardaki ilaçları eritip elden çıkarıyorlar. Aslında ilacı satabilmek için bir belgenin olması gerekir; kişinin en azından ziraat teknisyeni veya ziraat mühendisi olması şarttır. Ne yazık ki bazı insanlar diplomasını kiralıyor. Bir de bu zehirler tezgâh altında satılıyor. Hiç kullanılmaması gereken bu ilaçları vatandaş, fiyatı biraz daha ucuz olduğu için alıp götürüp kullanıyor. Böylece hem bitişiğindeki parseli, komşu bahçeyi hem de kendi bahçesini zehirlemiş oluyor.

  • Bütün ilaçlar zararlı mı?

Sonuçta kimyasal ilaçtır ve her ilacın bir yan etkisi olur. Zararsız ilaç olmaz; ancak bu zarar minimize edilebilir. Organik tarım diyoruz ya; organik tarımda aslında ilaçtan önce bakım, besleme ve yetiştirme ortamı önemlidir. En önemlisi budur. Bitkiyi sağlıklı beslerseniz, o zaman ilaca fazla ihtiyaç duymazsınız. Bizim topraklarımız ise organik madde bakımından çok fakir. Organik madde oranının %2’nin, hatta %1’in altına düştüğü yerler var. %2’nin üstünde olan yer çok azdır. Tarım yapılabilir bir toprak için bu oranın %3’ün üstüne çıkması lazım; ideali ise %4’tür. Teoride %5 de diyorlar ama %3 bile tabii ki çok güzel bir seviyedir. Organik madde yeterli olunca bitki sağlıklı besleniyor; tıpkı sağlıklı beslenen bir insan gibi dirençli oluyor.

  • Toprağın organik madde bakımından fakir olduğu durumlarda ne yapacaksınız?

Organik madde az olduğu zaman toprağı takviye etmek lazım. Hayvansal gübreler ve son birkaç yıldır piyasamıza giren Leonardit kullanılabilir. Leonardit bir gübre değil, toprak düzenleyicidir; kömürün bir önceki evresidir. Bunlar toprağın su tutma kapasitesini ve organik madde miktarını artırır. Organik maddenin özelliği, besin maddelerini beraberinde bitkinin bünyesine taşımasıdır. Öyle olunca da bitki sağlıklı beslenir ve hastalıklara karşı dirençli olur.

Biz üreticiler genellikle işin kolayına kaçıyoruz. Azot, fosfor, potasyum gibi kimyasal gübreleri getirip kilo kilo döküyoruz. Her döktüğümüzde toprak biraz daha tuzlanıyor. Toprak tuzlu olunca da bitkinin bünyesi bozuluyor. Kükürdü aslında niye kullanıyoruz? Toprak pH’ını (toprağın asitliğini) düzenlemek için kullanıyoruz. Toprakta organik madde olmayıp fakir kalınca, topraklarımız genelde kireçli bir yapıya bürünüyor. Kireçli toprakların pH’ı ise yüksektir. Bunu düşürmek için kükürt kullanıyoruz. Örneğin kayısı için pH’ın 6.5 – 7 civarında olması lazım. (0’dan 7’ye kadar asit, 7 nötr, 7’den yukarısı ise bazdır). Toprakta böyle bir denge vardır. Bunu dengelemek için işte organik madde ve kükürt kullanıyoruz. Kükürdün bir zararı yoktur; zaten doğal bir elementtir. Kükürt öteden beri tarımda çeşitli şekillerde kullanılmıştır ve hâlâ da kullanılır. Şimdi onu kireçle karıştırarak kalsiyum polisülfüt, yani “gülleci bulamacı” adıyla piyasada satıyorlar; internette de var. Organik tarımda kullanmak için yeni yeni alternatif ürünler bulunuyor. Tabii bunlar kimyasal ilaç değildir, reçeteye de tabi değildir; ama geçmişten beri tarımda, özellikle Avrupa’da kullanılmıştır. Gülleci bulamacı, göz taşından daha az zararlıdır. Çünkü göz taşının bileşiminde bakır vardır. Bakırı sürekli attığımızda, bakır ağır bir element olduğu için topraktaki faydalı mikroorganizmalara da aynı zamanda zarar verir.

  • İlaç kullanımı yaygın mı?

Çok dengesiz ve aşırı ilaç kullanılıyor. Ben bu sene kayısıyı 4 kez ilaçladım; bir arkadaşım ise tam 12 kez ilaçladı! Ağacın ve meyvenin ne duruma düşeceğini siz hesap edin. On iki kez ilaçlama yapmak… Yani işte beş altı tanesi dal kurumasına ve Monilya’ya (bir tür mantar hastalığı) karşı yapılıyor. Çiçek ve hasat döneminde ilacı atıyorsunuz ki o hastalık monilyaya dönüşmesin. Bir çiçek ilacının 15 gün etkisi vardır, 15 gün sonra tekrar atacaksınız. Ama bir bakıyorsunuz adam “Ben on iki tane ilaç attım” diyor. Hem bunun maliyetini hem de insanların tüketimi açısından yaratacağı sağlık etkilerini iyi düşünmek lazım.

  • Atılan ilaçlar sonuç olarak yağışla toprağa da karışıyor. Toprağa nasıl bir etki yapıyor?

Zaten ilaç atılırken doğrudan toprağa karışıyor. Attığınız ilacın tamamı ağacın üzerinde kalmıyor ki; damlayıp yere akıyor. Bunun en bariz örneği Çukurova’da yaşandı; bir dönemler pamukta DDT kullanılırdı. DDT, toprakta asla parçalanmayan bir maddedir. Son otuz yılda sebzede bile kullanıldı. Toprağa sıkılan DDT zamanla yeraltı sularına sızıyor. Yeraltı sularına sızdıktan sonra da Çukurova’da kanser vakaları patlama yaptı. Durumu araştırdıklarında yeraltı sularında yüksek oranda DDT tespit ettiler. DDT artık tarımda tamamen yasaklandı ama ileride benzer ilaçlar yüzünden biz de aynı şeyleri yaşayacağız. Tarımsal üretimde kullanılan bazı yanlış etken maddeler toprakta kalarak ekolojik dengenin bozulmasına neden oluyor. Bir şekilde yeraltı suyuyla buluşup denizlere kadar taşınıp gidiyor. O zaman bu ovadaki kaynak sularını içen insanlar da bundan doğrudan etkileniyor. Şu an Akçadağ Ovası’ndaki kaynak sularının hiçbirisi temiz değil.

  • Peki, tarım ilaçlarının reçeteye bağlanması bir çözüm mü size göre?

Tarım Bakanlığı işlevini yerine getirse bu çözüm olur. Biz Tarım Bakanlığında emekli olduk. Tarım İlçe Müdürlüğü’nde çalıştık. Evrak memurluğu yaptık. Bakanlık kendi asli işini yapsa bana göre çok başarılı olur. Şimdi reçeteyle ilaç kullanımını kontrol altına alabilirsiniz. Ben çiftçiyim. Akçadağ’a bağlıyım. Zaten her köyden sorumlu bir mühendisi var. Gideceksin, reçeteni yazdıracaksın. Reçetemi yazdırdım. Getirdim, ilacı da aldım. Getirdim, attım. Hasat sonu ürünümü de sattım. Benim reçetem orada var. Ne kullanmışsam var. Ben bu ürünü sattığım zaman laboratuvarda bunun dışında bir şey çıkarsa bunun bir yaptırımının olması lazım. Yaptırım olmazsa, bu iş olmaz. Normalde iyi bir sistem ama yürürse, oturtulabilirse gerçekten iyi. Eczane gibi düşünün. Eczacı reçetenin dışında bir şey verebiliyor mu? Veremez. Veremiyor. Bu da öyle olmalı. Yazacak, bakacak, reçetede ne varsa onu götürüp atacak. Bunu kontrol altına almak çok basit. Ama bunu bakanlık niye yapmıyor? Bilmiyorum.

  • Bunun yerine alternatif bir şey var mı? Yani ilaç kullanmayacaksın da ne yapacaksın?

Birinci alternatif, bitki beslemenin düzgün yapılması lazım. Önce topraktan başlar. Toprak tahlilinin yapılması gerekir. Toprağı rehabilite edeceksin ki, sağlam bitki yetiştirsin, sağlam gıda yiyebilesin. İş toprak tahliliyle başlar. Temel orada. Toprak tahlil ettim mesela. Bizim topraklarımızda genelde nedir? pH’ımız yüksektir. Tansiyonumuz yani yüksek. İşte azotumuz eksiktir. Bunları telafi ederken, organik gübreleri kullanmak gerekir. Yani bu ticari gübreler var ya, bu gübreleri kademeli olarak kaldırmak lazım. Hayvan gübresi 3-4 yılda bir kullanmak gerekir. Ondan sonra zaten, toprağı kendi haline bıraktığın zaman, toprak kendi kendisini yeniliyor. Toprak zaten bir canlı organizma. Mesela biz toprak işlemeden tarım yapma çalışmaları var. Şimdi dünyada o da konuşuluyor.

  • Sürmenin yerine ne yapacaksın?

Bu teknik (toprak işlemesiz tarım tekniği) bitkisel üretimde uzun yıllardan beri yararlanılan alışılagelmiş tarım tekniği. Esası; kulaklı pulluklarla toprağın devrilmesi daha sonra kültivatör, diskaro gibi ikincil toprak işleme aletleriyle tohum yatağının hazırlanması. Bu tarım tekniğinde temel toprak işleme aleti olan kulaklı pulluğun toprağı altüst etmesi; yüzey artıklarını ve gübreyi gömmesi gibi üstünlükleri vardır. Otlar kalacak. Toprağın altına gidecek. Yeşil gübre gibi olacak. Niye ot? Ot toprağın öz evladı. Bir yerde bir ot varsa toprağın kendisinin savunma mekanizmasıdır o. Havadaki karbonu toprağa bağlıyor. Azotu toprağa bağlıyor. Fotosentez ile karbonu toprağa bağlıyor. Yani fabrika gibi. Şimdi bunu biz her defasında sürüyoruz. Sürdüğümüz zaman bunu köküyle öldürüyoruz.

  • Tarlayı sürmeden nasıl ekeceksin?

Mibzerler var. Toprak işlemesiz tarım ve de minimum toprak işlemeli tarım diye geçiyor. Yani bu iş için büyük mibzerler var. Mibzerlerle ekiyorsun. Şerit halinde işliyor. Toprağın tamamını işlemiyor. Sadece ektiği yeri. Şerit halinde işliyor. Yanına dokunmuyor. Mesela sen yanına başka bir şey ekmişsin. Sapı burada duruyor. Mesela mısır ekmişsin. Burada duruyor. Ona dokunmuyor. Mibzer arada gidiyor. O otlar çürüyerek gübre oluyor. Koca damarları çürüyerek gübreye dönüşüyor. Toprak kendi kendini beslemiş oluyor. Akgün ve Yücekaya, sözlerini bitirirken bir kez daha Tarım Bakanlığının yetersizliğine dikkat çekiyor. Son uyarılar şöyle:

“Bizim de bir dönem çalıştığımız bakanlık maalesef bu konuda yetersiz. Tarım Bakanlığı kendi bünyesindeki teknik elemanları evrak memuru olarak…”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Rüşvet sadece parayla olmuyor

Sonraki Haber

Sürece ruh kazandırmak

Sonraki Haber

Sürece ruh kazandırmak

SON HABERLER

İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: En az 39 kişinin hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

İran’da sendikacı öğretmen Mehnaz İbrahimi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Nazım Hikmet’in 76 yıl önce Kemal Tahir’e yazdığı mektup ortaya çıktı 

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

İş cinayetlerinde göçmen işçiler: Altı yılda en az 678 ölüm

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Avrupa Yolu TIR’lara kapandı: Şoförler bugün eylemde olacak

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Meclis’te bütçe görüşmeleri 2’nci gününde

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Rojda Odabaşı yaralayan Mazlum Çelebi serbest: Kendimi nasıl güvende hissedebilirim?

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır