‘İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin ve Toplumun Demokratik Dönüşümü’ konferansında ekoloji, gençlik, kent hakkı, eşit yurttaşlık ve toplumsal hafıza başlıkları ele alındı
Sosyoloji Dükkanı Derneği, İzmir Barış Forumu, Gençlik Örgütleri Forumu (GOFOR) ve 27 çağrıcının düzenlediği “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin ve Toplumun Demokratik Dönüşümü” konferansı İzmir Barosu’nda gerçekleştirildi. Dört oturumdan oluşan konferansta Cumhuriyetin otoriter sürekliliği, 12 Eylül darbesinin etkileri, yerel mücadeleler, gençlik ve farklı toplumsal kesimlerin demokratik dönüşümdeki rolü tartışıldı.
“1. Yüzyıldan 2. Yüzyıla Cumhuriyet’in Otoriter Sürekliliği ve 12 Eylül” başlıklı ilk oturumda, 12 Eylül darbesinin yarattığı siyasal ve toplumsal etkiler ile Cumhuriyetin otoriter yapısının demokratikleştirilmesi ele alındı.
Yerel mücadele demokratik alan yaratıyor
“Demokratik Dönüşümde Yerelin Gücü: Kentler, Hafıza ve Yeni Toplumsallıklar” başlıklı oturumda ekoloji ve kent mücadelelerinin demokratik dönüşüm açısından önemi üzerinde duruldu.
Ekolojist avukat Arif Ali Cangı, ekoloji mücadelesinin aynı zamanda kent ve demokrasi mücadelesi olduğunu belirterek, barış sürecinin ekolojik yıkımın önünü açmaması gerektiğini söyledi.
Akademisyen Hayriye Özen ise 1990’dan bu yana yüzlerce yerel ekoloji mücadelesinin ortaya çıktığını belirtti. Yerel mücadelelerin yalnızca belirli projelere karşı çıkışla sınırlı kalmadığını ifade eden Özen, halkın “Bu kararı kim verdi?” ve “Devlet kime karşı sorumlu?” sorularını sormaya başlamasıyla mücadelelerin demokrasi alanına taşındığını söyledi.
Özen, ekoloji mücadelelerinin farklı kesimleri siyasal aktörlere dönüştürdüğünü ve demokratik birikim yarattığını vurguladı.
İzmir Kent Konseyleri Başkanı Özgür Topaç da demokrasinin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığını belirterek, karar alma süreçlerine halkın katılımı ve farklı görüşlerin ifade edilebilmesinin önemine dikkat çekti. Topaç, yerel demokrasinin ortak akıl, katılımcılık ve kapsayıcılık temelinde güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gençler sürecin öznesi olmalı
Üçüncü oturumda gençlerin demokrasi, barış ve yeni yaşam arayışları ele alındı.
Özgürlük için Hukukçular Derneği İzmir Şubesi yöneticisi Nehir Bilece, gençlerin yalnızca geleceğin değil bugünün de özneleri olduğunu belirterek, gençlerin kimlikleriyle özgürce yaşayabilmesi, siyasal alanda örgütlenebilmesi ve eşit yurttaşlık temelinde söz sahibi olması gerektiğini ifade etti.
Gençlik Örgütleri Forumu Genel Koordinatörü Hasan Oğuzhan ise gençlerin dışlandığı bir barış sürecinin kalıcı olamayacağını söyledi. Araştırmalarında gençlerin yüzde 70’inin toplumsal barışın mümkün olduğuna inandığını belirten Oğuzhan, gençlerin temel talebinin eşit yurttaşlık olduğunu kaydetti.
Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nden Jiyan Andiç de 19 Mart eylemleri sonrasında Saraçhane’de gençlerle yaptıkları araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Andiç, gençlerin devlet şiddetini çoğunlukla Gezi deneyimi üzerinden değerlendirdiğini, Kürtlere yönelik baskılarla bugünkü devlet şiddeti arasında yeterince bağ kuramadığını belirtti.
‘Toplumun parçasıyız’
Barış için LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Rojda Berent, LGBTİ+’ların aileden sokağa kadar farklı alanlarda eşitsizlik ve saldırılarla karşılaştığını belirterek, varlıklarının söylemler ve yasal düzenlemelerle toplum için “tehdit” olarak gösterildiğini söyledi. Berent, “Biz toplumun parçasıyız” vurgusu yaptı.
Konferansın son oturumunda ise Barış Annesi Peyruze Kurt, TJA aktivisti Ardıl Çeşme, Roman hakları aktivisti Elmas Köçkün, işçi, mülteci, Alevi ve LGBTİ+ hakları savunucularının da aralarında bulunduğu farklı toplumsal kesimlerden temsilciler söz aldı. Oturumda, farklı mücadelelerin ortak bir demokratik gelecek perspektifinde buluşmasının olanakları tartışıldı.
İZMİR









