Çözüm süreci, ‘’terörsüz Türkiye’’, demokratik cumhuriyet kavramları içinde kıvranan bir toplum haline geldik. Her kesimin kafası karışık bir durumda ve tedirginlik içinde. Ayrıca MİT, Kandil ve İmralı görüşme trafiği de tüm hızıyla devam ediyor. Her ne kadar bu görüşmeler açık olarak konuşulmasa da sızıntılar medyaya yansıyor. İktidar, Kürtlerin dış güçlerin antlaşmaları doğrultusunda parçalanan Kürdistan topraklarında hüküm sürme ve barış isteğine darbe vuruyor. Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerin özgürlük mücadelesini engelleme girişimleri Ortadoğu’daki barış ortamına katkı sunmuyor. İlk önce Türkiye’deki Kürtlerin haklarını tanınması konusunda somut adımlar atılmadıkça hiçbir girişim inandırıcı olmuyor. Seçime endeksli vaatlere toplumun karnı tok. Çözüm için ne yapılıyor, demokratik toplumun içeriği ne kadar dolduruluyor ve ‘’terörsüz’’ yaşamanın koşulları için atılan adımlar nelerdir bir vatandaş olarak bilmek isteriz ve bu da bizlerin en doğal hakkıdır. Geçiş süreci sancılı geçer doğum gibidir, sezaryen yapmaya gerek yok. Günümüze baktığımızda Kürt insanlarının günlük yaşamalarına nasıl müdahale edildiğine tanık oluyoruz. Senelerdir Kürtleri ve Kürt dilinin inkâr edilmesinin sancılarını yaşıyoruz. Yani Musa Anter’in dediği gibi cumhuriyetin kuruluşundaki denklem yanlış kurulmuştur ve sonuçları da bugüne kadar gelmiştir. Bu denklemi düzeltmek için tarihi şeffaflık ve açıklanması gereken konular masaya yatırılmalıdır. Toplum içindeki etnik ve inanç kimliklerine sahip insanların hakları anayasal güvence altına alınması zaruridir. Seçimlerin olması bugün yaşadıklarımız gibi olacaksa seçim yapmanın manası kalmaz. İktidar kaybettiklerini kayyum yoluyla kazanacaksa, milletvekillerini hapse atacaksa ne cumhuriyet cumhuriyet olur ve ne de demokrasi anlam kazanır.
Suriye’de sular durulmuyor. Entegrasyon süreci başladı ama sıkıntılar çok en son Hesekê’de YPG’li Sîpan Hiznî vahşice katledildi. Bu vahşetin kabul edilecek bir durum olmadığı ve Rojava halkının protestolarının başladığı ve Kürt yetkilerinin duruma müdahale etmelerinin gerektiğini talep ediyorlar. Ayrıca halk eğitim sistemindeki sorunlar için de taleplerini dile getiriyorlar. Rojava halkının kazanımlarının entegrasyon adı altında yok edilmesine halk doğal olarak tepki gösteriyor. Türkiye’ye bağlı Şara hükûmetine Rojava halkı güven duymuyor. Çetelerin halen cirit attığı ve suç işlediklerine dair haberler her geçen gün artıyor. Yapılan suçları kınamak ve suçluları bulmak için girişimlerde bulunmak yeterli olmuyor. Rojava halkı özgürlükleri için mücadele ettiler şimdi de geçiş sürecinde mücadele ediyorlar. Bu mücadele herkesin umut ettiği gibi gerçekleşirse sorun yok aksini düşünmeyi hiçbir kimse istemiyor.
Güney Kürdistan’da peşmergelerin askeri birliği konusunda antlaşma sağlandı önemli bir gelişme. Bunun yanı sıra siyasi alandaki sorunlar devam ediyor. Tabi burada komşu ülkelerin ve dış güçlerin etkisi kendisini gösteriyor. Kürt birliğinin olmaması için her koldan saldırılar devam ediyor. ABD bu ay sonunda hava koruma ve askerlerini Irak’tan çekiyor aynı Suriye’de olduğu gibi. Herhangi bir olumsuz gelişmede tekrar geri döner mi bilinmez ama Trump yönetiminde neyin nasıl ve ne zaman olacağı belli olmaz. Trump şimdilerde ABD’deki kasım ayında yapılacak seçime odaklanmış durumda. Savaş tansiyonunu düşürmek için bazı adımlar atacağı da planların içinde. Sonbahar geliyor yapraklar dökülüyor bakalım siyasette kimler dökülecek.









