KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, ‘Geçici Şam hükümeti, kendilerine de zarar verecek yaklaşım, tutum ve müdahalelerden uzak durmalıdır’ dedi
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Hesekê ve Kobanê’de yaşananlara dair açıklama yaptı. KCK, “Hesekê’de katledilen Sipan Hiznî ve Kobanê’de zindanda yanarak yaşamlarını yitiren 9 insanımızın ailelerine başsağlığı; yaralılara da acil şifalar diliyoruz” dedi.
“Rojava Devrimi ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi 6 Şubat 2026’da uluslararası bir plan dahilinde Suriye’deki HTŞ ağırlıklı geçici yönetim güçleri tarafından saldırıya uğradı” denilen açıklamada, “Bu saldırı karşısında Rêber Apo, Türkiye başta olmak üzere tüm bölge ülkeleri için öngördüğü demokratik entegrasyon politikası çerçevesine sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesini istedi. Bu çağrı sonrası geçici Şam hükümeti ile Özerk Yönetim arasında bir anlaşma sağlandı. Rêber Apo önceden de Suriye’nin demokratikleşmesi temelinde sorunların çözülmesi için perspektif vermişti. Bu perspektifinin demokratik entegrasyonla sağlanabileceğini de defalarca Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimine iletmiştir. Bir entegrasyon demokratikleşme temelinde olacaktır. Entegrasyonun demokratik yanı farklı tüm kimliklerin eşit ve özgür olarak görülmesiyle sağlanır” diye belirtildi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasında şu hususlara da dikkat çekildi:
“Özerk Yönetim aylardır demokratik entegrasyon için hem Şam hükümetiyle görüşmeler yapmakta hem de bu konuda toplumsal bir mücadele yürütmektedir. Ancak son zamanlarda demokratik entegrasyon konusunda sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bir halkın anadilde eğitiminin tartışma dışı olması gerekirken Rojava ve Kürtlerin bulunduğu alanlarda 14 yıldır yapılan anadilde eğitim engellenmek istenmektedir. Kürtçe eğitim ciddi biçimde sınırlandırılmaya çalışılmaktadır. 14 yıldır yapılan eğitime yönelik bu saldırı; geçici Şam hükümetinin Kürt varlığını gerçek anlamda tanımak istemediğini göstermektedir. Böylece BAAS milliyetçiliğinin dinci versiyonu dayatılmaktadır.
Halkımız ve gençler buna karşı günlerdir ayaktadırlar. Anadilde eğitimlerine sahip çıkacaklarını göstermişlerdir. Kürt halkının bu örgütlü gücü anadilde eğitimin sürdürülmesini sağlayacaktır. Halk ve öğrenciler, anadilde eğitimimiz kırmızı çizgimizdir, demektedirler. BAAS döneminde hiç öğretilmiyordu, demek bir demagojiden ibarettir. BAAS rejimiyle kıyaslamak daha baştan Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamını sınırlamanın zeminini yaratmaktır. Halkımız bu tür oyunları da kabul etmeyeceğini göstermiştir.
Demokratik entegrasyon her şeyden önce yerel demokrasiyi, yerelin iradesini kabul etmekle olur. Kobanê’deki son yaşananlar göstermiştir ki, geçici Şam hükümeti yerel iradeyi reddetmektedir. Yerelde çözülecek sorunları Şam’dan ve Halep’ten güç göndererek çözme yaklaşımı aslında BAAS iktidarının yönetim kültürünü sürdürmek anlamına gelmektedir.
Geçici Şam hükümetinin bu yaklaşımı sadece Rojava ve Suriye’deki Kürt halkı tarafından değil, Kürdistan’ın dört parçası ve dünyadaki tüm Kürtler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. DEM Parti, Kobanê’deki müdahaleyi demokratik entegrasyon sürecine yönelik bir provokasyon olarak değerlendirmiştir. Rojava ve Suriye’deki Kürt nüfusunun Kürdistan’ın diğer parçalarından az olması sahipsiz oldukları ve bu saldırıyı kabul edecekleri anlamına gelmemektedir.
Rojava ve Suriye’deki Kürtler demokratik devrimini yapmış Kürtlerdir. Bu devrim onlara bir bilinç, irade ve örgütlülük kazandırmıştır. Halkımız bu gücünü demokratik eylemliliklerle ortaya koyarak her türlü saldırıyı püskürtebilir. Demokratikleşme ve temel demokratik haklar beklenerek ne korunur ne de kazanılır! Bu açıdan halkımız demokratik haklarını meşruiyet içinde kullanabilir. Anadilde eğitim için halkın ve öğrencilerin tutumları demokratik haklarını kullanmalarına önemli bir örnektir. Demokratik mücadeleyi güçlü tutmak ve süreklileştirmek için demokratik toplum örgütlenmesinin yaygın ve derinliğine gerçekleştirmek çok önemlidir.
Geçici Şam hükümeti, kendilerine de zarar verecek yaklaşım, tutum ve müdahalelerden uzak durmalıdır. Kürdün gücünü demokratikleşme ve Suriye’nin istikrarı için değerlendirmelidir. Suriye devleti tüm kimliklerin ve inançların özgür ve demokratik yaşamını tanıdıkça istikrara kavuşur ve güçlenir.”
Kaynak: ANF









