Yıllardır tarlalarda çalışan aynı zamanda mücadele eden Barış Annesi Kadriye Gezici, Kürt kadınlarına ‘emek ve özgürlük için direnin’ çağrısı yaptı
Yaşamı boyunca baskı, gözaltı, işkence ve her türlü zorbalığa karşı direnen Kadriye Gezici, devletin ekonomik hegemonyasına karşı büyük bir direniş gerçekleştiriyor. Kadriye Gezici, kadın komünü, toprak ve kadının buluşması, üretim, emeğin sömürüsü ve “Berxwedan Jiyan e”nin bir kadının direnişine nasıl öncülük ettiğini yalın ve eğitici bir dille anlatıyor.
Bedlîs’in (Bitlis) Xîzan’a (Hizan) bağlı Sikûr mezrasında 1994 yılında köyleri yakıldıktan sonra Wan merkeze yerleşen Kadriye Gezici’nin kardeşi Adıl ve oğlu Hikmet Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirirken, kardeşi Kenan ise 30 yıldır cezaevinde tutuluyor. Köyleri boşaltıldıktan sonra Wan merkeze yerleşen 10 çocuk annesi Kadriye Gezici yıllardır tarlalarda emek veriyor. Bir yandan Barış Anneleri içerisinde nerdeyse her eylemde, yürüyüşte yer alan Kadriye anne, diğer yandan da ilkbahar aylarından Sonbaharın sonlarına kadar sabah saat 06.00’dan akşam saatlerine kadar tarlada çalışıyor. Çapa, ekim, zararlı otların ayıklanması ve son olarak mahsule kadar her aşamada yer alıyor Kadriye anne. Bu yıl günlük bin TL yevmiye 12 saati aşkın çalışan Kadriye anne, kadınların emeğinin görülmediğini anlatıyor.
Son yıllarda kadın mücadelesi ile kadın emeğinin daha görünür olduğunu ancak bunun yetersiz olduğunu belirten Kadriye Gezici, “Kadınların emeği sömürülüyor. Günün en erken saatinden akşam saatine kadar çalışıyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Sadece Wan değil Xelat’tan buraya kadar Kürdistan’daki tüm bahçeler kadın emeği ile yetiştiriliyor” dedi.
‘Erkeklere muhtaç değiliz’
Muhtaçlık durumunu bir kadın olarak ortadan kaldırdığını anlatan Kadriye Gezici, “İşin başka bir tarafı daha var; kadın artık ne erkeğe, ne çocuklarına muhtaç olmuyor. Kadınlar bu muhtaçlığı mücadelesiyle ortadan kaldırdı. Ben çalışıyorum ve kimseye ihtiyacım yok. Bir yandan bunu yapıyorum diğer yandan kadın mücadelesi içerisinde yer alıyorum” diye anlattı.
‘Toprak kadın emeğiyle hayat buluyor’
Toprağın kadın emeğiyle hayat bulduğunu söyleyen Kadriye Gezici, kadın-toprağın birbirlerine nasıl bir ruh verdiğini ise şöyle anlattı:
“Bu topraklar kadının emeği ile hayat buluyor, ruh veriyor. Toprak emeksiz verim verir mi? Kadının eli o toprağa değdi mi işte o toprak verim verir. Toprak ve kadın birlikte yaşar. Demir cansız ama ustası onu alır özenle elleriyle bambaşka bir şeye dönüştürür ve ruh verir; toprak da öyledir. Biz ona o bize ruh veriyor.”
‘Emek ve özgürlük için direnin’
Kendi yaşamında “Berxwedan jiyane”nin kendisi için bir yaşam gerekçesi olduğunu, Kürt kadınlarının da buna denk düşen bir mücadele verdiğini anlatan Kadriye Gezici, büyük idealleri ve hayallerini anlattı:
“Her Kürt kadını hem Kürdistan mücadelesi hem de emek, var olma mücadelesi için çalışmalıdır. Bir kadın bu işi yaparken araba, ev alır demiyorum ama mücadele etmeyi var olmayı öğrenir. Kadın bunu yaparsa ne devlete, ne erkeğe, ne de çocuğuna ihtiyaç duymaz. Bunu başarırsa özgür olur, özgür üretir. ‘Berxwedan jiyan e’ bizim temel sloganımız olmalıdır. Ben dünyaya geniş çerçeveden bakıyorum, bu yaşta hala büyük ideallerim var. Çünkü ben, kendimi bir helva kutusuna yerleştirmiyor, o dar alana sıkıştırmıyorum. Ben ‘bedel verdim, şehit verdim’ demiyor, ona sığınmıyor her alanda direnmeyi seçiyorum. Kürt kadınlarına da sesleniyorum; emek ve özgürlük için direnin!”
‘Komün olmalıyız’
Komün ve kadınların birlikte mücadelesini anlatan Kadriye Gezici, şunları söyledi:
“Kadınlar için bir diğer yol bir araya gelme ve komün olmadır. Kadın komünleri, ‘Erkek bize ücret vereceğine biz üretelim kendimiz kazanalım’ demelidir. Biz bunu yaparsak bir süre sonra öyle güçleniriz ki artık hiçbir erkeğin bize ücret vermesine ihtiyacımız kalmaz. Kadın komünleri her yıl daha da büyümeyi hedef olarak belirlemeli. Biz aslında şuan işçi olarak çalışmamıza rağmen bir komün olabiliriz”
Haber: Adnan Bilen / MA









