Efrîn’den başlayan mücadelesi Bekaa Vadisi’nden dağlara ve ardından 32 yıllık tutsaklığa uzanan Kamiran Reşît, Abdullah Öcalan’ın kendisine söylediği ‘Xwe şaş neke’ sözünün pusulası olduğunu belirtti
Rojava’nın Êfrîn kentinde dünyaya gelen ve katıldığı bir Newroz’dan sonra mücadeleyle tanışan Kamiran Reşît, ilk temasının ardından köy köy gezerek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın değerlendirmelerinin yer aldığı kasetleri halka ulaştırdı. Mücadeleye katıldıktan sonra Mahsum Korkmaz Akademisi’nde Abdullah Öcalan ile tanışan ve ardından güvenliğinde yer alan Kamiran Reşît, dağlardan cezaevine, oradan da Rojava’ya geri dönüşe uzanan yaşamını ve mücadelesini Mezopotamya Ajansı‘dan Dicle Müftüoğlu’na konuştu.
Çocukluk yılları ve anaerkil kültür
1971 yılında Êfrîn’de dünyaya geldiğini belirten Kamiran Reşît, çocukluk yıllarına ve bölgenin toplumsal yapısına dair şu ifadeleri kullandı:

“Tarihte de bilindiği gibi Çiyayê Kurmanc’ta Horîler yaşamlarını sürdürmüştür. Şu an Horî uygarlığının kalıntılarıyla karşılaşmak mümkün. Özellikle bölgede anaerkil bir hakimiyetten bahsetmek mümkün. Bölgede yaşayan her çocuk gibi bölgenin sosyolojisinden nasibimizi aldık. Çocukken annem ‘Bir meyve yiyorsanız komşu çocuklarının yanında yemeyin, eğer varsa beraber yiyin yoksa yanlarında yemeyin’ derdi. Böyle bir kültürle büyüdük.”
Okul yıllarında anadilde eğitimin yasak olmasının kendisinde bir sorgulama başlattığını ifade eden Kamiran Reşît, “Okulda Kürtçe’nin yasaklı olmasından kaynaklı bir aidiyet hissi oluşmadı. ‘Dilimiz neden yasaklı?’ diye hep sorardık. Zorla Arapça öğrenirken öğretmenler bize dayak atardı. 7 yıl okula gittim” dedi.
Mücadeleyle tanışma ve kaset dağıtımı
1986 yılında Êfrîn’de kutlanan Newroz’a yönelik müdahaleyi anlatan Kamiran Reşît, 1988 Newroz’unun ardından örgütlenme çalışmalarında aktif yer aldığını belirtti. Yapılan çalışmalar kapsamında halka görüntü ulaştırıldığını kaydeden Kamiran Reşît, süreci şöyle aktardı:
“Yaptığım en önemli çalışmalardan biri Önderliğin konuşmaları ile Avrupa’da yapılan Newroz kutlamaları gibi kasetlerin olduğu görüntüleri halka ulaştırmaktı. Köy köy gezerek gündüzleri bu kasetleri kadınlara geceleri de erkeklere izlettiriyorduk. Bu halk içinde büyük bir değişim ve dönüşüme neden oldu.”
Mahsum Korkmaz Akademisi ve güvenlik görevi
Ailesini ikna ettikten sonra Lübnan’a geçen ve Mahsum Korkmaz Akademisi’ne dahil olan Kamiran Reşît, burada yaşadıklarını anlattı. 1991 yılında Suriye güçlerinin müdahale girişiminin ardından akademide güvenlik sorumluluğu üstlendiğini aktaran Kamiran Reşît, “Şehîd Doktor Baran bize Önderliğin ulusal bir Önderlik olduğunu anlattı. Ulusal Önderlik denildiği zaman yükümüzün ağır olduğunu anladık” ifadelerini kullandı. Abdullah Öcalan ile yaşadığı bir anıyı paylaşan Reşît, kendisiyle olan diyaloğunu şu sözlerle dile getirdi:
“Fotoğraf makinesini Şam’a gidecek bir arkadaş ile fotoğraf çekmek için istemiş. Ben meseleyi anlayınca ve Önderlik arkadaş ile fotoğraf çektirdikten sonra Önderliğin arkasına giderek durdum. Önderlik arkasına dönünce sakindi ve sanki bir şey yaşanmamış gibi elimdekilerin ne olduğunu sordu. Bende ‘Önderliğim siz fotoğraf istediniz’ dedim. O zaman güldü ve bana ‘Xwe şaş neke / Yanlış yapma’ dedi. Bana onu dediğinden beri zindandan çıkana kadar o sözleri kendime pusula olarak aldım.”
Tolhildan eyaleti ve tutuklanma süreci
Akademi devresinin ardından Tolhildan bölgesine gerilla olarak geçtiğini belirten Kamiran Reşît, 1991 sonbaharından 1993’teki ateşkese kadar Semsûr (Adıyaman) bölgesinde kaldığını ifade etti. Amed eyaletine geçiş esnasında ihbar sonucu yakalandığını aktaran Reşît, gördüğü ağır işkence süreçlerini ve mahkeme aşamasını şöyle detaylandırdı:
“Özel timler bana işkence yapmaya başladı. Beni oradan Kömür Karakolu’na götürdüler. 16 gün işkencede kaldım. Sonra Semsûr merkeze götürdüler. Jandarmalar çok işkence yaptılar. Semsûr’da mahkemeye çıktım, mahkeme başkanı iki soru sorup Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne sevk etti. DGM’de tutuklandım ve Malatya Cezaevi’ne konuldum.”
Malatya E Tipi, Çankırı, Sincan F Tipi ve Bolu F Tipi cezaevlerinde kaldığını kaydeden Kamiran Reşît, aile görüşlerinde ve avukat bulma süreçlerinde Rojavalı tutsakların dil ve bürokrasi nedeniyle büyük engel ve hak ihlalleriyle karşılaştığını vurguladı.
15 Şubat ve Rojava Devrimi’nin zindandaki yansıması
15 Şubat 1999 uluslararası komplosu sürecini Çankırı Cezaevi’nde açlık greviyle karşıladıklarını belirten Kamiran Reşît, “Ecevit’in ‘Abdullah Öcalan Türkiye’de’ demesi üzerine Çankırı Cezaevi’nde tutulan bizlerin gözünde yaşam karardı. 20 arkadaş süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi kararı aldı. Bende o grubun içinde vardım” dedi.
19 Temmuz 2016 Rojava Devrimi’nin cezaevindeki yankılarına değinen Kamiran Reşît, “Rojava Devrimi ile Kobanê’de devrimin meşalesi yakılınca hepimiz sevinçten ağladık. Cezaevinde arkadaşlar ilkin MED TV açılınca ağlamışlardı bir de Rojava Devrimi ile ağladı” ifadelerini kullandı.

Tahliye engelleri, GGM ve Rojava’ya geçiş
30 yıllık cezasını tamamlamasına rağmen idare ve gözlem kurulu kararlarıyla tahliyesinin 2 yıl ertelendiğini belirten Kamiran Reşît, cezaevinden çıktıktan sonra Bolu Emniyeti’ne ve ardından Ankara Akyurt Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) götürüldüğünü söyledi. Burada 35 gün tutulduktan sonra Cerablus Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye sınır dışı edildiğini belirten Reşît, Türkiye bağlı gruplar tarafından alıkonularak işkenceye maruz kaldığını aktardı.
Rai’de bulunan MİT merkezine götürüldüğünü ve 10 ay boyunca burada tutulduğunu belirten Kamiran Reşît, yaşanan gelişmelerin ardından bölgeden ayrılarak Rojava’ya ulaştığını ifade etti.
HABER MERKEZİ









