İran’da üniversite öğrencilerinin hem iç baskı hem de dış izolasyonla mücadele ettiğini söyleyen Birleşik Öğrenciler, üniversitenin fikirlerle iç içe geçtiğini belirterek, ‘Rejim fikirleri kontrol edemez’ dedi
İran ve Rojhilat’ta, üniversiteler eğitime başlarken, bazı kentlerde savaştan kaynaklı meydana gelen hasar nedeniyle akademik takvim ertelendi. Ülkede baskı altında olan en dinamik gruplardan biri ise üniversite öğrencileri. Ocak Ayı Eylemleri’nden bu yana yaklaşık 100 öğrencinin yaşam boyunca eğitim alması yasaklandı, yüzlercesi 3 ay ile 2 yıl arasında eğitimden uzaklaştırıldı, yüzlercesi ise tutuklandı. Akademideki baskı sadece öğrenciler üzerinden yürütülmüyor, onlarca akademisyen de tutuklandı, gözaltına alındı veya üniversitelerden uzaklaştırıldı.
Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Kutlu, öğrencilerin sorunlarını, taleplerini, tarihsel olarak öğrenci hareketini kendine “Birleşik Öğrenciler” diyen bir grup aktivist öğrenciyle konuştu. Grubun üyeleri, hala İran’da oldukları için isimleri haberde verilmedi, sorular grup adına yayınlandı.
İran tarihinde öğrenci eylemlerinin önemli bir yer tuttuğunu hatırlatan öğrenciler, üniversitelerin her zaman alanlarda olduğu, öğrencilerin kaygılarının toplumun kaygılarından ayırmanın zor olduğunu kaydetti. Taleplerini birkaç başlıkta sıralayan öğrenciler, “Barınma, beslenme, ulaşım ve maddi destek, ‘temel refah’ talepleridir. Üniversitenin özerkliği, akademik özgürlük, eğitimde sınıfsal eşitlik, toplumsal özgürlük, eşitlik, onur, ‘kendi kaderini tayin etme’ ve geleceğin şekillendirilmesinde söz sahibi olma hakkı gibi daha geniş taleplerimiz var” dedi. Üniversitelerin ticarileştiğini ve bununda eğitim önünde bir engel olarak durduğunu belirten öğrenciler, eğitimin ücretsiz olmasını talep etti.
Sınıfsal eşitsizlikler hakim
Sınıfsal eşitsizliklerin mezuniyet sonrasında da yaşandığına dikkat çeken öğrenciler, “Daha varlıklı ve bağlantılı kişiler göç, lisansüstü eğitim, mesleki ağlar, finansal sermaye ve girişimcilik alanlarına daha fazla erişebilir. Düşük gelirli öğrencilerin ise kazandıkları diplomaya güvenmekten başka seçenekleri daha az olabilir. Bu nedenle göç yalnızca ‘beyin göçü’ olarak ele alınmamalıdır” diye belirtti.
Akademik izolasyon da var
İran’da akademik izolasyon olduğunu belirten öğrenciler, “Akademisyen, uluslararası konferanslara, araştırmalara, akademik dergilere, dil sınavlarına, ileri eğitime ve uluslararası iş birliklerine erişim hem iç politikalar hem de dış yaptırımlar nedeniyle kısıtlanabiliyor. ABD yaptırımlarıyla ilgili değişikliklerin ardından İran’da TOEFL ve GRE sınavlarını askıya aldı. Bu durum İran vatandaşlarının bu sınavlara girmek için yurtdışına seyahat etmek zorunda kalmasına yol açtı” ifadelerini kullandı.
Üniversitelerin bağımsızlığı da siyasi ve güvenlik meselesi haline geldi
Rejimin, “1980-1983 arasındaki Kültür Devrimi” ile üniversiteleri siyasi ve ideolojik açıdan yeniden yapılandırmayı amaçladığını ifade eden öğrenciler, şunları belirtti:
“Üniversite yurtlarına yapılan saldırı ve sonrasındaki baskılar, üniversitenin bağımsızlığının da siyasi ve güvenlik meselesi haline geldiğini gösterdi. Aynı durum 2009, 2017, 2019 ve 2022’de de tekrar görüldü. Üniversiteler yalnızca daha geniş protestoların gerçekleştiği yerler değildi. Aynı zamanda fikirlerin, ağların, sloganların ve kolektif eylem biçimlerinin üretildiği ve geliştirildiği alanlar haline geldi. Bu nedenle hükümetin tepkisi birkaç düzeyde gerçekleşti. ‘Tutuklamalar, sorgular, adli davalar, hapis cezaları, disiplin soruşturmaları, uzaklaştırma ve okuldan atma’ uygulamaları görüldü. Akademisyenler de baskıyla karşılaştı ve bağımsız öğrenci örgütleri kısıtlandı.”
2026 protestolarında yüzlerce öğrenci gözaltına alındı
Öğrencilerin Ocak 2026 protestolarında aktif rol oynadığını belirten öğrenciler, “Temmuz 2026’da İran İnsan Hakları Merkezi, üniversiteler üzerindeki baskının yoğunlaşması sırasında 100’den fazla öğrencinin tutuklandığını, hapse atıldığını veya okuldan uzaklaştırıldığını bildirdi. Örgüt ayrıca onlarca öğrencinin disiplin veya güvenlik makamlarına çağrıldığını belgeledi. Üniversiteler Şubat 2026’da yeniden açıldığında, Tahran, Şerif, Amirkabir ve Şahid Beheşti gibi üniversitelerin kampüslerinde binlerce öğrenci toplandı. Bu toplantıların ardından çatışmalar, güvenlik baskısı ve disiplin soruşturmaları yaşandı. Bu durum, müdahalenin yalnızca gösterileri kontrol etmekle sınırlı olmadığını gösteriyor. Aynı zamanda öğrencilerin ilişkiler kurduğu, örgütlendiği, siyaseti tartıştığı ve bağımsız fikirler geliştirdiği ortamın kontrol edilmesini de amaçlıyor” ifadelerini kullandı.
Öldürülen çok sayıda öğrenci belgelendi
Ocak ayındaki eylemlerde devlet şiddetinin ağırlığına dikkat çeken öğrenciler, “Ülke çapındaki protestolar sırasında çok sayıda protestocu devlet güçleri tarafından öldürüldü. İnsan hakları kuruluşları binlerce ölüm belgeledi. Ancak ülke çapındaki internet kesintisi, bilgiye erişimin kısıtlanması, aileler üzerindeki baskı ve resmî kayıtlara sınırlı erişim nedeniyle gerçek sayının belirsizliğini koruduğunu da vurguladılar. Eylül 2026’da Iran Human Rights, 4 bin 200’den fazla kişinin öldürüldüğünü gösteren belgelenmiş bir liste yayımladı ve bunun minimum sayı olduğunu belirtti. Öldürülenler arasında öğrenciler de vardı. Öğrenci grupları Ocak protestoları sırasında öldürülen çok sayıda öğrenciyi belgeledi” diye belirtti.
Tüm baskılara rağmen öğrenciler örgütlenmeye ve siyasi fikirler üretmeye devam ediyor
Tüm baskı ve öldürmelere rağmen üniversitelerin direniş alanı olduğunu kaydeden öğrenciler, “Üniversiteler Şubat 2026’da yeniden açıldığında çok sayıda öğrenci kampüslerde toplandı ve öldürülenler için adalet talep etti. Baskı sonrasında da devam etti. Öğrenciler tutuklama, sorgu, disiplin soruşturması, uzaklaştırma, okuldan atılma ve hapisle karşılaştı. ‘İran İnsan Hakları Merkezi’ daha sonra devam eden baskı kapsamında 100’den fazla öğrencinin tutuklandığını, hapse atıldığını veya okuldan uzaklaştırıldığını bildirdi. Ancak tüm bu baskılara rağmen öğrenciler örgütlenmeye ve siyasi fikirler üretmeye devam ediyor. Devlet belirli örgütleri veya gösterileri bastırabilir. İnsanları tutuklayabilir ve dernekleri kısıtlayabilir. Ancak üniversitenin toplumsal işlevini kalıcı olarak ortadan kaldırmak çok daha zordur” dedi.
‘Rejim fikirleri kontrol edemez’
Molla rejiminin iktidarı ele aldığı ilk günden bu yana üniversiteleri kontrol altına almak istediğini, ancak her şeye rağmen üniversitelerin protesto alanlarına dönüştüğünü belirten öğrenciler, “Hükümet birçok gazeteyi, televizyon kanalını, siyasi kuruluşu ve kamu kurumunu kontrol edebilir. Ancak fikirlerin üretimini tamamen kontrol etmek çok daha zordur. İdeal olarak üniversite, farklı fikirlerin birbirleriyle yarıştığı bir yer. Tek bir resmi anlatının tamamen hakim olmasına izin verilirse üniversite giderek bağımsız bir akademik kurum olmaktan çıkar ve ideolojik bir kuruma dönüşür” diye belirtti.
Bağımsızlık temel talep
Temel talebin bağımsızlık olduğunu belirten öğrenciler, şu ifadelere yer verdi:
“Bağımsızlıktan söz ederken yalnızca akademik bağımsızlığı kastetmiyoruz. Akademik, siyasi, toplumsal, ekonomik ve uluslararası bağımsızlığı kastediyoruz. İran üniversiteleri aynı anda birçok yönden baskıyla karşı karşıya: iç siyasi ve güvenlik kontrolü, ekonomik eşitsizlik, ticarileşme ve uluslararası izolasyon. Bu baskılar birbiriyle etkileşim içinde. Bizce üniversite; eğitim, bilimsel araştırma, mesleki gelişim, eleştirel düşünce ve toplumsal katılımı bir araya getirmelidir. Bu, otoriter, gerici, dışlayıcı ve zaman zaman açıkça faşist fikirlerin demokratik ve ilerici fikirlerle yan yana bulunabildiği mevcut siyasi ortamda özellikle önemlidir. Jin, jiyan, azadî hareketinin temel fikirlerinden biri, insanların kendi yaşamları ve gelecekleri üzerinde söz sahibi olma hakkıydı. Üniversiteler açısından bu; akademik özgürlük, toplumsal özgürlük, eşitlik, katılım ve kendi kaderini tayin etme şeklinde karşılık bulabilir.”
Haber: Berivan Kutlu \ MA









