Halep’te haber takibi sırasında kaçırılan ve 8 ay sonra Türkiye’ye iade edilen Ahmet Polad’ın durumuna dair açıklama yapan ailesi ve avukatları, Ahmet Polad bir an önce tahliye edilip, tam teşekküllü bir hastanede tedavi altına alınması gerektiğini belirtti
Reqa’da 18 Ocak’ta HTŞ tarafından gazeteci Eva Maria Michelmann ile birlikte kaçırılan ve 8 ay işkence gördükten sonra Eylül ayında Türkiye’ye teslim edilerek tutuklanan gazeteci Ahmet Polad (Mehmet Nizam Aslan) için ailesi ve avukatlarının katılımıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıda süreci takip eden ve hapishanede Ahmed Polat’la görüşen avukatlar Özlem Gümüştaş ve Vedat Çağırtekin’in hazırladığı rapor açıklandı. Raporda, gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’dan 18 Ocak’tan beri haber alınamadığının 28 Şubat’ta kamuoyuna yansıdığı belirtilerek, “Eva’nın ailesi ve Avukat Roland Meister bu durum hakkında hukuki girişimlere başladı. Avrupa’da 5 Mart’ta ‘Eva ve Ahmet Nerede İnisiyatifi’ kuruldu” bilgisi verildi. 19 Haziran’da Alman devletinin uluslararası kampanyanın baskısıyla Eva’nın Almanya’ya gelmesini sağladığı ve devamında İnisiyatifin çalışmalarına “Ahmet Polad’a Özgürlük” şiarıyla devam ettiği belirtildi.
‘1 metreye 2,5 metrelik alanda tutulduk’
Raporda, Ahmet Polad’ın, verdiği bilgiler şu şekilde paylaşıldı:
“Alman gazeteci arkadaşım Eva Maria Michelmann ile 18 Ocak 2026 tarihinde Suriye’nin Rakka bölgesinde haber takibi yaparken, bulunduğumuz binanın kuşatılması ve ardından binaya dönük müdahale ile gözaltına alındık. Halep Genel Emniyet Merkezi şeklinde tarif edebileceğim polis merkezine götürüldük. Tutulduğumuz yer, yerin altında idi. Herhangi bir ışık ve havanın girmediği, içeride havalandırmanın da olmadığı bir hücre. 1 metreye 2,5 metrelik bir alan.
‘Yarın hazır ol, kafan kesilerek öldürüleceksin, diye tehdit edildim’
Hiç dışarıda çıkarılmadım, temiz hava ve gün ışığı görmedim. Sadece 1 haftalığına DSG’lilerin olduğu bir koğuşta 190-200 kişiyle birlikte kaldım. İlk 1 ay boyunca her gün işkence yapıldı. Günde 3-4 kez, kalabalık biçimde hücreye girip dövmeye başlıyorlar, kafamı tekmeleyerek, yere yatırıp kafamı ezerek işkence ediyorlardı. Daha sonra ağırlıklı olarak psikolojik işkence yapıldı. Gece gelip, ‘Sabaha hazır ol, idam edileceksin’, ‘yarın hazır ol, kafan kesilerek öldürüleceksin’ gibi şeyler söylüyorlardı.”
1 ay boyunca DAİŞ’liyle tutuldu
Ahmet Polad’ın, Halep’in ardından sırasıyla Hama, Humus ve Şam’a götürüldüğü ve Şam’da bir polis merkezinde bir ay boyunca 1×2.5 metrelik bir hücrede 1’i HTŞ’li, 1’i DAİŞ’li iki kişiyle birlikte tutulduğu belirtilen raporda, Ahmet Polad’ın bu süreçte birkaç kez açlık grevi yaptığı belirtildi.
Raporda Ahmet Polad’ın Türkiye’ye iade süreci ve Türkiye’de yaşadıkları da kendi ağzından anlatıldı.
Rapordaki Ahmet Polad aktarımlarının ardından avukatlar süreç boyunca yaşanan hak ihlallerine dair değerlendirmeleri şu şekilde aktardılar:
- Gazetecilerin Suriye’de maruz kaldığı durum yerel ya da uluslararası normlara uygun; normal ya da olağanüstü/savaş durumlarına uygun bir muamele değildir. Belirtilen tarihte belirtilen bölgede savaşın varlığını kabul edersek; gazetecilere esir muamelesi yapılmalı, Cenevre Sözleşmesi kuralları uygulanmalı ve bölgede devam eden esir anlaşmalarının konusu yapılmalıydılar.
- Gazetecilerin 18 Ocak günü haber için bulundukları binadan alınmaları kaçırma fiilidir. Görgü tanıkları Suriye Geçici Hükümet Güçleri’nin resmi aracına bindirildikleri yönünde beyanlarda bulundukları için “gözaltında kayıp” durumudur. Gazeteciler 100 gün boyunca kaçırma-kaybetme işkencesine maruz bırakılmıştır.
- Gazetecilerin tutuklu olduklarının açıklanmasının ardından, tutuklu olmalarını gerektirecek duruma dair bilgi verilmemiş, yakınları ile iletişim kurmaları sağlanmamış, avukatla iletişim ve hukuki yardım alma hakları tanınmamıştır.
- Her iki gazeteci de kendi beyanlarından da anlaşıldığı üzere herhangi bir suç şüphesi ile gözaltına alınmamış ve tutuldukları süre boyunca da herhangi bir yargı makamı önüne çıkarılmamıştır. Keyfi, yasadışı bir sorgu yöntemi kullanılmıştır. Uluslararası kamuoyu desteği ve diplomatik girişimlerin varlığı olmasaydı kaçırma-kaybetme fiilinin katletmeye dönüştüğü olaylar, bu durumda da yaşananın buna evrilme olasılığı hepimizin aklındadır.
- Her iki gazetecide Suriye’de tutuldukları süre boyunca ağır tecrit altında kalmış; fiziki ve psikolojik baskıya maruz kalmıştır. İstihbarı sorgulamalar yapılmış, her defasında da rejim lehine konuşmaya, işkence ve kötü muameleyi redde dönük anlatımlarda bulunmaya zorlanmışlardır.
- Mehmet Nizam Aslan / Ahmet Polad’ın Türkiye’ye geliş süreci hala biz avukatlarının bilgisi dahilinde değildir. Müvekkilimiz hakkında mevcut yargılama-soruşturma safahatlarından görebildiğimiz kadarıyla çıkarılmış bir kırmızı bülten olmadığı gibi, bu sürece eşlik eden bir iade talebi de yoktur. Müvekkilimize Suriye makamlarınca da bir suç atfında bulunulmamış, bir yargılama yapılmamıştır. Fiili gözaltı durumunun resmileştiği andan itibaren serbest bırakılması veya üçüncü bir ülkeye iade edilmesi talebiyle yapılan başvurulara da bir yanıt verilmemiş; iade süreçlerinin en çok dikkate alınması gereken işkence/kötü muameleden koruma yükümlülüğü her iki ülke açısından da ihlal edilmiştir.
- Müvekkil Suriye’de işkence görmüş, ağır tecrit altında tutulmuş, sağlığı büyük oranda kötüleşmiştir. Türkiye’ye iadesi sonrasında da sağlığını önceleyen bir tıbbi süreç izlenmesi gerekirken, kayıt dışı gözaltı ve sorgulama, resmi gözaltı ve tutuklama işlemleri yapılmıştır. Bu aşamaların hiçbirinde tam teşekküllü bir hastanede muayene görmesine imkân verilmemiştir ve bu durum hapishane koşullarında da devam etmektedir.
Ahmet Polad’ın Suriye ve Türkiye’de yaşadığı hak ihlallerine ve sağlık durumuna değinen Özlem Gümüştaş, “Rakka’da gözaltına alınışı esnasında oluşan; sol kalçada kurşun yarası var. Kurşun içerde. Sağ bacakta diz altı bölgesinde bir şarapnel parçası var. Sağ elde ve sağ kolda dirseğe kadar şarapnel parçaları var. Suriye’de maruz kaldığı fiziki işkencede sıklıkla kafasına vurulduğu, tekmelendiği, basılarak ezildiği darp ile büyük oranda susuz kalmasından kaynaklandığını düşündüğümüz şiddetli baş ağrısı var. Boyunda ağrı, belde ağrı, böbreklerde sancı ve bağırsaklarda sancı devam ediyor. Nefes almakta zorlanıyor, sol kaburgada batma var. Suriye’de başlayan ve halen devam etmekte olan ‘uyuz’ hastalığı var. Uzun süre tedavi görmemiş olmanın getirdiği vücutta ciddi bir iltihap ve tahriş durumu var. Yoğun kaşıntı devam ediyor. Geceleri artması nedeniyle uykusuzluk çekiyor. Vücudunun değişik bölgelerinde oluşan iltihap nedeniyle de oturmakta, uzanmakta, hareket etmekte güçlük çekiyor. Türkiye’ye gelişte ilk tartışmada 50 kilo. Toplamda 12 kilo kadar kilo kaybı olduğunu beyan ediyor” diye konuştu.
Ahmet Polad’a karşı yapılan hukuksuzluklara son verilmesi gerektiğini vurgulayan Özlem Gümüştaş, “Gazeteci müvekkilimiz Ahmet Polad bir an önce tahliye edilmelidir. Tam teşekküllü bir hastanede tedavi altına alınmalıdır. Demokratik kamuoyunu bu taleplerle müvekkilimizi sahiplenmeye, gazeteci örgütleri ile hukuk ve insan hakları örgütlerini süreci takip etmeye çağırıyoruz. Suriye ve Türkiye’de yaşanan gözaltı, hapsetme işlemlerinde yaşanan tüm hukuka aykırılıklar yönünden gazetecilerin Türkiye ve Almanya’daki avukatları olarak gerekli başvuru ve şikâyetleri ayrıca yapacağımız için kamuoyunu bu hak mücadelesini de takip etmeye çağırırız ”dedi.
‘Sağlık durumu ağırlaşıyor’
Ahmet Polad’ın sağlık durumunun iyi olmadığını vurgulayan Avukat Vedat Çağırtekin, “Aracın içinde Türkiye’ye getirilirken Ahmet Polad’ın durumu ağırlaşıyor. 10 Eylül gecesi İstanbul Terörle mücadele Şubesinde tutulurken durumunun ağırlaştırılmasıyla hastaneye kaldırılıyor. Adliyeye çıkartılıp işlemlerin yapılması gerektiği için acil müdahalede bulunuluyor. Vücudunun ihtiyacı olduğu vitaminler veriliyor. Ahmet Polad’ın avukat ve aile görüşüne de uzun süre izin verilmedi. Bu soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Bunun içinde tanıklara ulaşıp dinlemesi dosyada yer alması gerekmektedir. Sorumlular tespit edilerek delilerin araştırılması talebinde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak: ETHA-MA









