İHD Ankara Şubesi Eşbaşkanı Sevil Turgut, Sincan Cezaevi’nde infaz süresini dolduran kadın tutsakların tahliyelerinin İGK tarafından engellendiğini belirterek, ‘Suyu fazla kullandın, kitap okumadın, pişman değilsin, gibi basit gerekçelerle insanların özgürlüklerini gasp ediyorlar’ dedi
Kürdistan ve Türkiye kentlerinde bulunan cezaevlerinde tutsaklar; sağlık hakkı, yaşam hakkı, haberleşme hakkı, yeterli beslenme ve hijyenik barınma hakkı kısıtlanarak ağır hak ihlalleriyle karşı karşıya bırakılıyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu’nun geçtiğimiz günlerde açıkladığı rapora göre; İç Anadolu’daki 38 cezaevinde 2025 yılında tutsaklara yönelik en az 2 bin 338 hak ihlali yaşandı. Özellikle Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde kadın tutsakların tahliyesi İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) kararlarıyla sistematik bir şekilde engelleniyor.
Gerekçeler: Suyu fazla kullandın, kitap okumadın, pişman değilsin
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Eşbaşkanı Sevil Turgut, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti. Sincan Cezaevi’nde infaz süresini doldurmasına rağmen 30 yılı aşkın süredir cezaevinde kalan kadın tutsaklar olduğunu söyleyen Sevil Turgut, İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) kararlarıyla tahliyelerinin sürekli engellendiğini belirtti.
Tahliyelerin “insanlık dışı” gerekçelerle engellendiğini aktaran Sevil Turgut, “Cezalarını almışlar ama İGK’ler kendilerini ikinci bir mahkeme yerine koyup engel oluyor. ‘Suyu fazla kullandın, kitap okumadın, pişman değilsin’ gibi basit gerekçelerle insanların özgürlüklerini gasp ediyorlar” dedi.
‘Çok büyük insan hakları ihlalleriyle karşı karşıyayız’
Tutsakların sağlık haklarına da erişemediğini dile getiren Sevil Turgut, “Çıplak aramalar, ağız içi aramalar, kelepçeli ring arabalarında götürülmeleri ve kelepçeli muayene, Sincan Cezaevi başta olmak üzere İç Anadolu’da bulunan cezaevlerinde mevcut. Cezaevleri aslında her dönemin kanayan yarası. Özellikle son 15 yıla yakın zamandır cezaevleri gerçekten çok büyük bir kanayan yara. Her türlü insan hak ve özgürlüklerinin gasp edildiği; koğuşlar, hücreler, havalandırmalar, gıdaya ve sağlığa erişim hakkı konusunda çok büyük insan hakları ihlalleriyle karşı karşıyayız” diye belirtti.
‘Her türlü güvencesizlik cezaevlerinde yaşanıyor’
İHD Ankara Şubesi olarak cezaevlerinde yaşananların takipçisi olduklarını belirten Sevil Turgut, “Yapılan hak ihlallerini tespit edip raporlaştırıyoruz. Gerekli yerlere bildiriyoruz ama bunun sonucunda değişen hiçbir şey olmuyor. Bunlara engel olmanın yolu, aslında tüm kurum ve kuruluşların, ailelerin hep beraber bir karşı duruş sergilemesinden geçiyor. Sonuçta cezaevlerindeki insanların yaşamları da devletin güvencesi altında olmalı. Buna rağmen her türlü güvencesizlik cezaevlerinde yaşanıyor” şeklinde konuştu.
‘Muhalif gazetelerin hiçbiri cezaevlerine girmiyor’
“Mahkeme tarafından cezası verilmiş insanlar ikinci bir kez cezalandırılıyor” diyen Sevil Turgut, “Herkesin ana dilinde okuma, yazma ve haberleşme hakkı var. Ama bu hakkı kullanamıyorlar. Muhalif gazetelerin hiçbiri cezaevlerine girmiyor. İdarenin izin verdiği kitaplar giriyor. İdarenin izin verdiği kıyafetleri giymek zorundasın, izin verdiği kitapları okumak zorundasın. Oysa bu düzenlemeler insan onuruna yakışır şekilde yapılmalı” diye ekledi.
İdare ve Gözlem Kurullarının “acilen” kaldırılması gerektiğini belirten Sevil Turgut, şöyle devam etti:
“Cezasını bitirmiş mahpuslar acilen tahliye edilmelidir. Bunu uzun zamandır çığlık çığlığa talep ediyoruz. Bunu talep etmeye de devam edeceğiz. Sıradan her insanın yolu hapishaneye düşebilir. Kendine insanım diyen herkesin hapishanelerdeki hak ihlallerine karşı çıkması gerekir. İnsanların hak talep etme imkânı yok. Hak talebi için dışarıya çıktığında gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. ‘Yolumuz cezaevine düşmez, bana uğramaz’ dememeli; herkesin yolu düşebilir. Başınıza gelmeden karşı duruş sergilemek çok kıymetlidir. Bunun için mücadele etmeye devam etmeliyiz.”
Kaynak: JINNEWS









