PJAK Diplomasi Komitesi Üyesi Îbrahim Alîpour, İran rejimi karşısında demokratik muhalefetle ortak bir proje hazırlığında olduklarını belirterek, Hamaney’in söylemlerini değerlendirdi. İktidarın toplumsal meşruiyetini tamamen kaybettiğini vurguladı
İran’da ABD ve İsrail saldırılarıyla başlayan savaş sekizinci ayına girerken, rejimin söylemleri ve toplum üzerindeki hakimiyeti tartışılmaya devam ediyor. Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi – PJAK) Diplomasi Komitesi Üyesi Îbrahim Alîpour, İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in “30 milyon İranlıyı silahlandırdık” yönündeki beyanını değerlendirdi. Verilen rakamın gerçekle bağdaşmadığını ifade eden Îbrahim Alîpour, toplumun büyük bölümünün rejim karşısında konumlandığını belirtti.
Söylemler ve toplumsal hakikat
Mücteba Hamaney’in açıklamalarının gözdağı verme amacı taşıdığını ifade eden Îbrahim Alîpour, şunları kaydetti:
“Hamaney ’30 milyon İranlıyı silahlandırdık’ açıklaması ile Amerikalıları korkutmak istiyor. Ancak Hamaney doğruyu söylemiyor, çok büyük bir yalan. Yani özel savaş kapsamında böyle bir söylem ortaya atıyor. Verdiği rakam, çok büyük bir rakam. Eğer gerçekten böyleyse neden ilan etmiyor? Genel olarak İran’da Kürtler, Araplar, Beluçlar ve Türkmenlerin tamamı rejime karşı. İran’daki bütün ulusal topluluklar rejime karşı. Rejime karşı düzenlenen eylemlerde milyonlarca insan meydanlara çıktı. Rejime karşı gerçekleştirilen bu eylemlerde 20 bin kişinin hayatını kaybettiği söyleniyor. Nasıl oluyor da 30 milyon vatandaşı silahlandırabiliyor? Bu 30 milyon kişi kim ve nereden geliyor?”
İran yönetiminin ahlaki, idari ve siyasi açılardan meşruiyetini yitirdiğine dikkat çeken Îbrahim Alîpour, ülkede derinleşen ekonomik krizle birlikte geniş katılımlı bir halk hareketinin gelişme olasılığının yüksek olduğunu aktardı.
Siyasi ittifak ve demokratik hedefler

Kürt siyasi güçlerinin askeri yöntemlerden ziyade siyasi bir mücadele hattı izlediğini dile getiren Îbrahim Alîpour, Rojhilat Kürdistan’daki partiler arasında ortak bir siyaset zemini kurulduğunu beyan etti. Amaçlarının demokratik ve yerinden yönetim ilkelerine dayalı bir cumhuriyet inşası olduğunu vurgulayan Îbrahim Alîpour, diğer toplumsal kesimlerle kurulan ilişkilere dair şu değerlendirmede bulundu:
“Kürt siyasi partilerinin yürüttüğü çalışmaların büyük çoğunluğu askeri ve silahlı değil, siyasidir. İran’da şu anda Kürt siyasi partileri arasında birbirini anlama ve süreci doğru okuma yönünde bir yaklaşım var. Siyasi partiler arasında anlaşmalar da imzalandı. Bu Kürt siyasi partileri, İran’da ve Rojhilat Kürdistan’da ortak bir siyaset yürütmek istiyor. Siyasi güç, halkın korunması için tek başına yeterlidir. Bu anlaşmalar ortak bir siyasetin yürütülmesini sağlayabilir. Ortak bir planla İran’da, hatta İran’ın merkezinde de ortak bir siyaset yürütülebilir. Şu anda İran’daki Kürtlerin temel amacı, İran’da demokratik ve merkezi olmayan bir cumhuriyetin kurulmasıdır. Ancak Kürtler sadece kendileri için siyaset yürütmüyor. İran’daki diğer siyasi partilerle ve İran’ın diğer halklarıyla da görüşmeler yürütüyoruz. Demokratik bir sistem ve demokratik bir toplum kurulmalı. Eğer İran’daki iktidar zayıflarsa, kendi bölgelerimizi koruyacağız; bölgelerimizin güvenliğini ve huzurunu sağlayacağız. Bizim esas çalışmamız demokrasi ve ortak yaşam içindir. Stratejimiz budur. Silahlı güçleri değil, toplumun gücünü esas alacağız.”
Bölgesel güvenlik ve sahadaki durum
Rejimin hava unsurları ve insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirdiği hedef almaların toplumu sindirme amacı taşıdığını belirten Îbrahim Alîpour, bu yöntemlerin askeri dengeyi değiştiremeyeceğini savundu. Rojhilat Kürdistan’daki askeri varlığın önemli bir kısmının PJAK denetiminde olduğunu hatırlatan Îbrahim Alîpour, iktidarın bölgeyi askerileştirme taktiğinin halkın ve muhalefetin örgütlü gücü karşısında etkisiz kalacağını belirtti.
Yeni anayasal çerçeve çalışmaları
İran’daki tüm değişim aktörleriyle yürütülen projenin detaylarına değinen Îbrahim Alîpour, inşa edilecek sistemin yasal zeminine odaklandıklarını ve önceliklerinin net olduğunu vurguladı:
“Biz taleplerimizi tek tek birilerine sunmuyoruz; demokratik sistem içerisindeki rolümüzü ortaya koyuyoruz. Bunun öncülüğünü yapmak istiyoruz. İslam Cumhuriyeti dışında bir sistem nasıl kurulacak, bu sistem nasıl demokratik hale getirilecek ve bunun için hangi yasalara ihtiyaç var? Şu anda bu yasaları hazırlıyoruz ve buna yoğunlaşıyoruz. En önemli meselelerden biri anadilde eğitim, ikincisi ise kadın haklarıdır. Bu çalışmalarla bunlar belirlenecek. İran’ın merkezi muhalefetiyle çok ciddi bir ittifak oluşturuyoruz. Bugün İran’daki muhalefet iktidara gelir ve bizim de bekleyip haklarımızın bize verilmesini beklememiz söz konusu olmayacak. Nasıl ki yasaların hazırlanmasında bizim bir rolümüz olacaksa, sonrasında da bu süreçte rolümüz olacaktır.”
Haber: Zeynep Durgut / MA









