Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yürüttüğü medya izleme çalışmasının raporunu açıkladı
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair basın organlarının yayın politikalarını ve kullandıkları dili mercek altına alan izleme raporunu yayımladı. Raporda, aynı siyasi gelişmelerin farklı medya kuruluşlarında taban tabana zıt kavramlar ve çerçevelerle sunulduğu tespitine yer verildi.
İktidara yakın medya ayrışmayı körüklüyor
İncelemede iktidara yakın medyanın süreci ağırlıklı olarak güvenlik, “terör” ve fesih/tasfiye söylemleri üzerinden kurguladığı kaydedildi. Bu yayınlarda “bela” ve “tasfiye” gibi kavramların belirleyici olduğuna dikkat çekilerek, bu dilin toplumsal barışa hizmet etmek yerine ayrışmayı körüklediği ifade edildi. Muhalif yayın organlarının ise gelişmeleri çoğunlukla iktidarın siyasi hesapları, geçmiş deneyimler ve siyasi rekabet bağlamında ele aldığı aktarıldı.
Özgür basında barış ve demokratik çözüm çerçevesi
Özgür basında yer alan yayınlarda ise aynı sürecin barış, müzakere, demokratik çözüm ve toplumsal dönüşüm perspektifiyle haberleştirildiği vurgulandı. Raporda, Evrensel’in “Bahane Kalmadı” ve Yeni Yaşam’ın “Yeni Bir Başlangıç” manşetleri bu yaklaşımın somut örnekleri olarak gösterildi.
Gazetecilerin Abdullah Öcalan ile doğrudan teması
Raporun kaynak çeşitliliği bölümünde, medya kuruluşlarının çoğunlukla devlet ve hükümet yetkililerinin açıklamalarıyla sınırlı kaldığı; Kürt siyasi aktörlerinin, sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin ve yurttaşların görüşlerinin geri planda bırakıldığı belirtildi.
Sürecin kilit isimlerinden Abdullah Öcalan’ın değerlendirmelerinin kamuoyuna doğrudan aktarılamamasının haber hakkı açısından ciddi bir eksiklik olduğu kaydedildi. DFG, gazetecilerin Abdullah Öcalan ile doğrudan temas kurarak soru yöneltebilmesinin ve ilkelden bilgiye ulaşabilmesinin bilgi kirliliğini önleyeceğini savundu.
Dönüşüm için 7 maddelik öneri paketi
DFG, izleme raporunun sonunda medyanın sürece olumlu katkı sunabilmesi amacıyla 7 maddelik bir öneri listesi sıraladı:
Doğrudan bilgiye erişim genişletilmelidir: Sürecin temel aktörleriyle gazetecilerin doğrudan görüşebilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, ikinci el beyanlar yerine ilk elden açıklamalara erişim sağlanmalıdır.
Kaynak ve aktör çeşitliliği artırılmalıdır: Haberlerde yalnızca siyasi parti ve güvenlik bürokrasisinin değil; hukukçuların, sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve mağdurların sesine yer verilmelidir.
Güvenlik merkezli dil tek çerçeve olmamalıdır: Mesele yalnızca silah bırakma başlığına indirgenmemeli; demokratikleşme, hukuki adımlar ve toplumsal talepler de haberleştirilmelidir.
Haber dili ayrımcı ifadelerden arındırılmalıdır: Kriminalize eden, düşmanlaştıran söylemler terk edilmeli; haber ile yorum arasındaki sınır korunmalıdır.
Başlık ve içerik uyumu gözetilmelidir: Açıklamaları cımbızlayarak bağlamından koparan veya farklı anlamlar yükleyen başlıklandırma pratiklerinden kaçınılmalıdır.
Sürecin toplumsal boyutu görünür kılınmalıdır: Siyasi görüşmelerin yanı sıra sürecin halk üzerindeki etkileri ve insan hikâyeleri haberlere taşınmalıdır.
Yayın politikaları gözden geçirilmelidir: Medya kuruluşları kullandıkları kavramları ve kaynak tercihlerini gazetecilik meslek ilkeleri doğrultusunda özdenetime tabi tutmalıdır.
HABER MERKEZİ









