AYM ’süresiz’ yoksulluk nafakası düzenlemesini iptal etmesine tepki gösteren kadınlar, düzenleme süreçlerinin kendilerine rağmen yürütüldüğünü belirterek, mücadeleye devam edeceklerini söyledi
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) AYM, 4 Haziran 2026’da yürüttüğü incelemede, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafa şartları bulunduğu sürece “süresiz” yoksulluk nafakası isteme imkanı tanıyan düzenlemeyi iptal etmişti. Kararın gerekçeli kararının 30 Eylül 2026’da yayımlanmasının ardından yeni yasal süreç hız kazanırken, kadın örgütleri nafakanın kadınların ekonomik bağımsızlığı ve şiddet döngüsünden çıkabilmesi açısından kritik bir güvence olduğuna dikkat çekiyor.
JINNEWS’e konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Eşsözcüsü Didem Yılmaz ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Temsilcisi Ece Akpulat, kadınların görüşü alınmadan yürütülen bu sürecin ekonomik ve sosyal açıdan büyük bir risk oluşturduğunu vurguladı.
Yoksulluk nafakasının cinsiyet fark etmeksizin yoksulluğa düşen tarafa sağlanan bir destek olduğunu hatırlatan Ece Akpulat, uygulamada bu durumun çoğunlukla kadınların aleyhine işlediğini belirtti:
- Evlilik süresince karşılıksız ev içi emek (çocuk ve hasta bakımı, temizlik, yemek) veren kadınların, boşanma sonrasında hiçbir finansal yatırım veya birikim olmadan dezavantajlı duruma düşüyor.
- Ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınların, nafakanın kaldırılmasıyla birlikte şiddet gördükleri evliliklerden ayrılmasının daha da zorlaşacağı ve bu durumun onları zorunlu evliliklere hapsedecek.
Nafakanın erkekler üzerinde haksız bir mağduriyet gibi gösterildiğini belirten Ece Akpulat, ortak çocuklar için ödenmesi gereken iştirak nafakasının bile birçok durumda ödenmediğini, mevcut düzenlemenin kadınları daha da yoksullaştıracağını söyledi.
‘Kazanılmış haklarımız tehlikede’
Didem Yılmaz ise, nafakanın koşullar değiştiğinde azaltılabilen veya kaldırılabilen kazanılmış bir hak olduğuna dikkat çekti.
Didem Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Nafakanın sadece erkekler tarafından kadınlara ödendiği ve kesinlikle değiştirilemez olduğu yönündeki yanlış bilgilendirmeler üzerinden bir algı oluşturuluyor. Nafakanın kaldırılması, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış sürecinin ardından kazanılmış haklara yönelik yeni bir tartışmanın parçasıdır. Kadınlara rağmen süresiz nafaka meselesinin ortadan kaldırılması, bundan sonraki süreçte diğer hakların da tehlike altında olduğunu gösteriyor.”
‘Sosyal devlet kadını güvence altına almalı’
Didem Yılmaz, nafakanın kadınların yaşamını tek başına sürdürmesine yetmeyecek miktarlarda olduğunu, ayrıca erkeklerin sigortasız çalışarak veya mal varlıklarını başkalarının üzerine geçirerek nafakadan kaçınabildiğini ifade etti.
Nafaka tartışmalarından önce kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Didem Yılmaz, istihdamda kadın önceliğinin sağlanması ve eşit işe eşit ücret kavramının bütün çalışma alanlarında uygulanması gerektiğini belirtti. Bakım yükünün toplumsallaştırılması için anaokulları ve yaşlı bakım merkezlerinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Didem Yılmaz, eşit yurttaşlık ilkesinin yasalarda olduğu gibi uygulamada da hayata geçirilmesini talep ederek kadınları örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırdı.
HABER MERKEZİ









