• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
10 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Gar Katliamı 11’inci yılında: Zaman aşımıyla dosya kapatılmaya çalışılıyor

10 Ekim 2026 Cumartesi - 10:57
Kategori: Güncel, Manşet

Gar Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen, katliam öncesi emniyete ulaşan 62 ihbar, adliye koridorlarında bulunan 9 klasör, firari sanıklar ve ‘insanlığa karşı suç’ tartışması devam ediyor

DAİŞ’in, 10 Ekim 2015’te Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) çağrısıyla Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingine DAİŞ’in gerçekleştirdiği saldırı üzerinden 11 yıl geçti.

103 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasını Mezopotamya Ajansı’na değerlendiren avukat Gülşah Kaya, katliamın önlenebileceğine ilişkin çok sayıda istihbarat ve belgenin ortaya çıkmasına rağmen kamu görevlileri hakkında etkin bir soruşturma yürütülmediğini söyledi.

Gülşah Kaya, 10 Ekim’e giden süreçte DAİŞ’in çok sayıda saldırı gerçekleştirdiğini, bunlardan ilkinin ise Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana ve Mersin il binalarına dönük saldırılar olduğunu söyledi. Daha sonrasında 5 Haziran’da Amed’de gerçekleşen HDP mitingine yönelik saldırı ve Pirsûs Katliamı ile devam eden saldırıların Gar Katliamı’nın ardından da devam ettiğini söyleyen Gülşah Kaya, şu sözleri ekledi:

“Bu katliamlardan bir tanesi önlenmiş olsaydı diğerleri olmayacaktı. Bunun çok somut örneğini gördük aslında dava dosyamız içerisinde. IŞİD’lilerin yazışmalarından ele geçen belgelerde, bu mitinge katılacak grupların bir listesini çıkarmışlar. Örneğin ESP’nin karşısına ‘Suruç’ta eylem düzenlediğimiz grup’ diye bir not düşülmüş. Yani Suruç engellenmiş olsaydı, 10 Ekim’in yapılamayacağı çok açık. Bu saldırıların tamamının önlenebilir olduğuna dair bu dava dosyasına çok fazla bilgi ve belge girdi.”

Devlet patlama olacağını biliyordu

Devletin katliamdan önceden haberdar olduğunu gösteren çok sayıda belgenin ortaya çıktığını vurgulayan Gülşah Kaya, katliamın ardından İçişleri Bakanlığı tarafından Ankara Emniyeti hakkında soruşturma başlatıldığını da ekledi.  Gülşah Kaya, mülkiye müfettişlerinin yürüttüğü soruşturmada, DAİŞ’in kalabalık mitinglere saldırı düzenleyeceğine ilişkin gelen toplamda 62 ihbara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Bu ihbarlar arasında Yunus Emre Alagöz’ün de adının geçtiği, kalabalık bir mitinge birden çok canlı bombanın saldıracağına dair çok açık istihbaratlar olduğu ve bunların dönemin şube müdürleri tarafından saklandığı, ilgili birimlere iletilmediği ve buna dair önlem alınmadığın, en az 6 emniyet müdürünün ihmal dolayısıyla yargılanması gerektiğini söyleyen çok açık raporu var. Fakat bütün bu belgelere rağmen bugüne kadar en basit düzeydeki tek bir emniyet personeli hakkında bile bir soruşturma açılmadı.”

Duruşma salonları hiçbir zaman boş kalmadı

Katliam sonrası başlatılan soruşturmanın 9 ay sürdüğünü ve bu süre zarfında da gizlilik kararı nedeniyle dosyaya giren bilgilere erişemediklerini belirten Gülşah Kaya, duruşmalar ve mahkeme sürecine değindi:

“Biz 10 yıldır Ankara Adliyesi’nin en büyük salonunda yapıyoruz, bu duruşmaları ve pandemi dönemi dâhil olmak üzere duruşma salonları hiçbir zaman boş kalmadı. Bu davanın belki de en büyük başarısı budur. Bu sayede zaten biz karşımızdaki duvara, taleplerimizi öyle veya böyle bir şekilde kabul ettirebiliyoruz. O belgelere bir şekilde ulaşabiliyoruz. Yoksa muhtemelen bir şekilde üstünün kapatılıp geçileceği herhangi bir dosya muamelesi görecekti ki Türkiye yargı tarihi bununla dolu.”

Antep emniyeti canlı bombaları gözetti

Gülşah Kaya, katliamın ana davasında karar açıklandıktan sonra 2019’da Ankara Adliyesi’nde bulunan 9 klasördeki belgelerde, polislerin katliam planına ilişkin bilgi sahibi olduklarının ortaya çıktığını belirterek şunları ekledi:

“Bu 9 klasörün rastgele bulunmuş olduğu ve 4 sene boyunca bu delillerin savcılar tarafından saklandığı ortaya çıktı. Bunun içerisindeki en önemli delil, katliamdan 10 gün önce bu katliamı örgütleyip canlı bombaları taşıyan araca eskortluk yapan kişinin, Nizip’ten gidip bomba yapımında kullanmak üzere amonyum nitrat yani gübre alırken gübre satıcısı tarafından ihbar edildiği, Nizip emniyeti tarafından ise bu kişinin kimliğinin tespit edilmesidir. Ardından bu, Antep emniyetine bildiriliyor. Ortada çok açık şüphe olmasına rağmen Antep emniyeti hiçbir şey yapmıyor. O 10 gün boyunca bombalar hazırlanıyor. Canlı bombalar sınırdan geçiriliyor. Bütün hazırlıklar çok rahat bir şekilde yapılıyor. Bu hücre evlerine canlı bombaların tutulduğu, planların yapıldığı hücre evlerine kimliği tespit edilen bu kişi girip çıkıyor. Bunlar da kamera kayıtlarıyla tespit altında.”

Türkiye’ye iade edilen DAİŞ üyeleri ortalıkta cirit atmış

Firari sanıklar yönünden devam eden davada ise, Türkiye’ye iade edilen DAİŞ üyelerinin nasıl ve ne zaman getirildiklerine dair kendilerine bilgi verilmediğini söyleyen Gülşah Kaya,

“Oysaki biz uzun yıllardır bazı isimlerin kamplarda olduğuna, hatta hangi kamplarda olduğuna dair bilgi sahibiyiz. Bu anlamda MİT’in de, yine emniyetin de dava dosyasına gönderdiği belgeler var. Fakat uzun yıllardır bu anlamda onların Türkiye’ye getirilip yargılanması açısından bir adım atılmıyordu. Şimdi Ömer Deniz Dündar’la birlikte aslında bir adım atılmış oldu. O da yine bu davada yargılanmak üzere değil. Üst düzey IŞİD yöneticisiydi ve Türkiye’ye ilk getirilen grubun içindeydi, biz yine bunu basından öğrendik. Ömer Deniz Dündar, 10 Ekim davasına getirilip yargılanmadı. Bizim taleplerimiz üzerine yazışmalar yapıldı da öyle bu dosyaya sanık oldu. Hatta bizden önce Bursa’da bir dolandırıcılık dosyasına bir şekilde adı karışmış ve önce orada ifadesi alındı.”

‘Delliler MİT’e teslim edildi ama dosyaya girmedi’

Gülşah Kaya, daha önce Suriye’den Türkiye’ye getirilen DAİŞ üyelerinin dava kapsamında tanık olarak dinlendiklerini, bu kişilerin de Türkiye’ye getirilme sürecini Dündar ile benzer şekilde ifade ettiklerini belirtti:

“Bunların tamamının böyle bir anlatısı var. ‘Şu kadar gün, MİT’in elinde kaldık ve bir sorgudan geçtik. Ondan sonra getirildik. Önce delilleri onlara teslim ettik’ diyorlar. Dolayısıyla MİT’in elinde hem bu kişiler var hem bunlara ait deliller var. Fakat ne ilginçtir ki bu katliamı düzenlemiş insanlarla, insanlığa karşı suç işlemiş sanıklarla ilgili bu belgeler dava dosyalarıyla paylaşılmıyor. Şimdi benzer süreç Savaş Yıldız için geçerli. Yine dava dosyasında olmasa da basına yansıyan haberlerde Savaş Yıldız’ın Türkiye’ye getirildiğini görüyoruz.”

Firarilerin yargılamasına başlanmalı

Son duruşmada, Türkiye’ye getirildiği iddia edilen Yıldız’ın Türkiye’de olup olmadığına dair mahkemeden bilgi talep ettiklerini hatırlatan Gülşah Kaya, şunları belirtti:

“Uzun yıllardır bu kişiler hakkında, bu dava dosyasından zaten Interpol’de bir arama kaydı var. Yani yapılması gereken şey, bu kişilerin Türkiye’ye getirilir getirilmez bu dava dosyasına ve haklarındaki diğer dava dosyalarına dâhil edilmeleridir. Adana ve Mersin HDP binası bombalamalarında bu işi yapan kişi Savaş Yıldız. Orada 10 yıldır gizli süren bir soruşturma dosyası var. Önce orada ifadesi alınması, 10 Ekim davasında ifadesi alınması ve yargılanması gerekir. Çünkü Savaş Yıldız’ın SDG kamplarında verdiği röportajlarda, doğrudan bu katliam süreçlerinde MİT’le görüştüğüne dair ifadeleri var. Bunların sorulması, anlaşılması, gerçeklerin açığa çıkarılması gerekiyor. Şimdi böyle bir süreçteyiz. Bu talepleri son duruşmada da yeni gelen mahkeme heyetine anlattık, sunduk.”

Katliam doğru kapsamda ele alınmıyor

Gülşah Kaya, Gar Katliamının hem uluslararası hukuka hem de Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre “İnsanlığa karşı suç” kapsamında ele alınması gerektiğini söyledi. TCK’de böyle bir madde olmasına ve Türkiye tarihinde bu suç kapsamına giren çok sayıda örnek olmasına rağmen bu maddenin daha önce hiç uygulanmadığına dikkat çeken Gülşah Kaya, şunları aktardı:

“Tıpkı Sivas’ta olduğu gibi, tıpkı başka katliamlarda olduğu gibi… Fakat Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç, bir süs maddesi gibi duruyor. Türkiye’de bugüne kadar hiç uygulanmadı. Sivas Katliamı’nda tartışıldı ama uygulanmadı. 10 Ekim Katliamı açısından ilk defa Türkiye hukukunda bir iddianameye konu oldu. Bu dosyadaki sanıklardan Erman Ekici’nin yargılanması sürecinde, savcı insanlığa karşı suç olduğuna kanaat getirip bir iddianame düzenledi. Fakat yargılama neticesinde böyle olmadı.”

İnsanlığa karşı suç, insanlığa karşı suçtur

Mahkemenin katliamı “Anayasal düzenine karşı bir eylem” olarak değerlendirerek, Ekici hakkında beraat kararı verdiğini hatırlatan Gülşah Kaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizim nezdimizde ise orada eylem hazırlık biçiminden de belli olacağı üzere Kürtlere, sosyalistlere, barış isteyenlere, özgürlük isteyenlere karşı aslında IŞİD’in tam da kendi karşısında politik olarak tuttuğu bir ekibe, kendi yazışmalarında olduğu üzere doğrudan onları yok etmek üzerine yapılmış bu eylemin, bütün literatürdeki karşılığı insanlığa karşı suçtur. Yani IŞİD’in Erdoğan rejimi ile ya da Türkiye’nin anayasal düzeni ile ilgili gerçek bir derdi olduğuna dair bir emare yok. Böyle olduğunu kabul etsek bile bu iki suçu birlikte değerlendirmenin de olanağı var.”

Zaman aşımını işletmeye çalışıyorlar

Katliam davasında DAİŞ’lilerin “İnsanlığa karşı suç” kapsamında yargılanmaları için mücadele etmeye devam edeceklerini, dosya kapsamının bu yönde değiştirilmemesinin nedeninin zaman aşımını işletmek istemeleri olduğunu belirten Gülşah Kaya, devamla şunları kaydetti:

“Bir an önce bu dosyayı kapatıp gitmeye çabalayan bir yargı karşısında zaman aşımı işlemeyen bir suç, ele ayağa dolanabilecek bir şey. Az evvel bahsettiğim Nizip’teki katliamın hazırlık aşamasında onu fark eden, daha sonra buna ilişkin bir şey yapmayan Antep Emniyeti açısından bunu insanlığa karşı suç olarak tarif etmediğimiz zaman, bir zaman aşımı tartışması var demek. Hiçbir önlem almayan Ankara Emniyeti ya da bu işin siyasi sorumluları açısından benzer şekilde. Bunun insanlığa karşı suç kabul edilmesindeki bir diğer ısrarımız da zaman aşımının işlemesinden kurtulmak aslında.”

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Amed’de kadınlar komünal üretimi büyütüyor: Kışlık üretim başladı

Sonraki Haber

Savcı itiraz etmişti: Saymaz ve Ağırel’e ev hapsi

Sonraki Haber

Savcı itiraz etmişti: Saymaz ve Ağırel'e ev hapsi

SON HABERLER

Aykan Sever: Türkiye Yemen üzerinden İran’la savaş halinde

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ekim 2026

Ataşehir Belediyesi AKP’ye geçti

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ekim 2026

Hollanda’da jineolojî konferansı: Komünal özgür yaşam tartışılacak

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ekim 2026

2024’ten 2026’ya: 37 belediye başkanı CHP’den AKP’ye geçti

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ekim 2026

Erzingan’da deprem

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ekim 2026

Savcı itiraz etmişti: Saymaz ve Ağırel’e ev hapsi

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ekim 2026

Gar Katliamı 11’inci yılında: Zaman aşımıyla dosya kapatılmaya çalışılıyor

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır