Amed ve Suruç katliamlarının ardından hükümeti ve devlet yetkililerini uyardıklarını belirten İdris Baluken, ‘Diyarbakır ve Suruç katliamları tüm yönleriyle açığa çıkarılsaydı Ankara Katliamı yaşanmazdı’ dedi
Ankara’da 10 Ekim 2015’te gerçekleştirilen Gar Katliamı’nın üzerinden geçen yıllara rağmen acı ve öfke dinmiyor. Barış, demokrasi ve özgürlük talebiyle bir araya gelen on binlerin hedef alındığı katliamı ve sonrasında yürütülen adalet mücadelesini ANF’ye değerlendiren dönemin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken, katliamın arka planına, dönemin siyasi atmosferine ilişkin açıklamalarda bulundu.
‘Amed ve Suruç Katliamlarından sonra hükümeti uyardık’
Amed ve Suruç katliamlarının ardından olası yeni saldırılara karşı kamu otoritelerini uyardıklarını belirten İdris Baluken, hem siyasi değerlendirmelerden çıkardıkları sonuçları hem de aldıkları somut duyumları yetkililere ilettiklerini söyledi. Meclis’te soru ve araştırma önergeleri verdiklerini, basın açıklamalarıyla kamuoyunu bilgilendirdiklerini aktaran İdris Baluken, “Bu iki katliamın arka planı açığa çıkarılmazsa yeni katliamların yaşanabileceğine dair uyarılarımız oldu” dedi.
Amed ve Suruç katliamlarının ardından gerekli önlemlerin alınmadığına dikkat çeken İdris Baluken, “Bunca uyarıya rağmen 10 Ekim Katliamı’nın yaşanmasından anlaşılıyor zaten” ifadelerini kullandı. İdris Baluken, “Diyarbakır ve Suruç katliamları tüm yönleriyle açığa çıkarılsaydı Ankara Katliamı yaşanmazdı” diye konuştu.
‘Sadece zafiyet değil, siyasi konsept’
7 Haziran-1 Kasım 2015 seçimleri arasındaki dönemi “kontrollü kaos” olarak nitelendiren İdris Baluken, Ankara Gar Katliamı’nın yalnızca istihbarat ve güvenlik zafiyetiyle açıklanamayacağını belirtti. İdris Baluken, “Kontrollü kısmı iktidarın denetiminde, kaos ise halka reva görülendi. Bu yönüyle sadece zafiyet değil, bir siyasi konsept olduğunu ifade etmek mümkündür” dedi.
Katliamın birkaç kamu görevlisinin ihmaliyle açıklanmasının sorumlulukları görünmez kılacağını vurgulayan İdris Baluken, Ankara Garı’nın o sabah barış karşıtlığına, toplumsal kutuplaşmaya ve savaş politikalarına terk edildiğini söyledi.
İdris Baluken, 7 Haziran-1 Kasım döneminde yaşanan katliamlarla gerçek bir yüzleşme sağlanmadan ve onarıcı bir adalet mekanizması kurulmadan siyasal ve toplumsal normalleşmenin mümkün olmadığını ifade etti.
‘Barış ve demokrasi mücadelesi ortadan kaldırılamadı’
10 Ekim Barış Mitingi’nin Türkiye tarihinde farklı siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin, sendikaların ve toplumsal kesimlerin barış talebiyle bir araya geldiği önemli bir demokratik eylem olduğunu belirten İdris Baluken, katliamın barış siyasetine, demokratik hakların kullanımına ve toplumsal uzlaşı zeminine ağır bir darbe vurduğunu söyledi.
Mitingin gerekli güvenlik önlemleri alınarak gerçekleştirilebilmesi durumunda Türkiye’de barış ve demokrasi açısından çok daha farklı bir atmosferin gelişebileceğini ifade eden İdris Baluken, saldırının ortak mücadele zeminini hedef aldığını dile getirdi. Katliamın ardından toplumun ağır acılar ve bedellerle karşı karşıya kaldığını belirten İdris Baluken, buna rağmen barış ve demokrasi mücadelesinin ortadan kaldırılamadığını vurguladı.
İdris Baluken, “Bugün daha güçlü bir şekilde demokratik ve barışçıl bir gelecek için bir arada olmamız, bu saldırıların hedeflediği uzun vadeli amaçlarına ulaşamadığının kanıtıdır” dedi.
HABER MERKEZİ









