• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
12 Ekim 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Doç. Dr. Arzu Yılmaz: Türkiye’nin Kürt politikası, sadece Kürtleri değil kendi geleceğini de tayin edecektir

12 Ekim 2026 Pazartesi - 12:53
Kategori: Güncel, Manşet

Ortadoğu’daki küresel çatışmalar ve Kürtlerin geleceği konusunda değerlendirmelerde bulunan Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. Arzu Yılmaz, Kürtlerin zamana uygun rasyonel seçimler yaptığını belirterek, ‘Türkiye’nin Kürt politikasına ilişkin kararı sadece Kürtlerin kaderini etkilemeyecek, Türkiye’nin kendi geleceğini de tayin edecektir’ dedi

Avrupa ve Ortadoğu’da devam eden çatışmalar, ABD ile Çin arasındaki ticari rekabet, Rusya’nın Avrupa üzerindeki baskısı ve ABD-İsrail blokunun İran’a yönelik saldırılarının Yemen-Suudi Arabistan savaşına evrilmesi dünya gündemindeki yerini koruyor. Bu küresel hareketlilik içinde Türkiye-İsrail, İsrail-Suriye ve İsrail-İran gerilimleri, Kürtlerin geleceğini doğrudan etkileyecek gelişmeler olarak not ediliyor.

Her gün değişen ittifaklarla şekillenen güç dengeleri, kendi içlerinde bölünmüş Kürtleri ciddi risklerle karşı karşıya bırakıyor. Ortadoğu’yu yakından takip eden Doç. Dr. Arzu Yılmaz, bölgedeki bu gelişmeleri ve Kürtlere etkisini Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Aslan ve Abdulkadir Ayten’e değerlendirdi.

Suriye’deki Mücadele: ‘Geçici Hükümet’ senaryoları bir illüzyon

Suriye’de merkezi bir yönetim kurma çabasında olanlar ile ademimerkeziyetçi bir yapı kurmak isteyenler arasındaki mücadelenin tüm hızıyla devam ettiğini belirten Arzu Yılmaz, sahadaki mevcut durumun bir illüzyon olduğunu vurguladı. Arzu Yılmaz şunları belirtti:

“Hükümetin adı ‘geçici hükümet’. Bu hükümetin geçici olma hâlinin süresi için ilk geldiklerinde 4 yıl diyorlardı. En son New York’ta 6 yıldan bahsettiler. Dolayısıyla bu iki taraf arasında süren mücadelenin henüz bir galibinden bahsetmemize imkân verecek bir sonuç yok. Ortadoğu’da yaşananlar bir sonuca ulaşmaktan uzak, gerçek sonuç ancak bölgede yeni bir güç dengesi kurulduğunda ortaya çıkacaktır.”

‘Rojava’daki sivil ve idari kurumlar hala yerinde’

Rojava deneyiminin sadece askeri bir güce dayanmadığını, aynı zamanda kendi sivil, siyasi ve idari kurumlarını yaratan özgün bir yönetim modeli geliştirdiğini hatırlatan Arzu Yılmaz, Suriye’deki şiddet sarmalının arka planını şu sözlerle açıkladı:

“Esad devrildiğinden beri yaşanan büyük gerilimin ve şiddetin artarak devam etmesinin, entegrasyonun aslında sadece SDG’nin tasfiyesi ve askeri yapının entegrasyonuyla sınırlı kalmasından kaynaklandığı kanaatindeyim. Çünkü diğer idari ve sivil kurumlar hâlâ yerinde. Olağanüstü uluslararası baskı ve imkânların sınırlılığı çerçevesinde atılan pragmatik adımlar bize bir teslimiyet tablosuymuş gibi yansıtılsa da sahadaki siyasi ve sivil kurumlar, işlevlerini ve misyonlarını asla bir tasfiye ölçeğine varmayacak bir gri alanda sürdürüyor. Suriye’de hâlâ süren gerilimin ve şiddetin temel nedeni de budur.”

Post-Amerika dönemi: Türkiye’nin Suriye ödevi ve İsrail-İran dengesi

Ortadoğu’da artık “post-Amerika” (Amerika sonrası) döneminin yaşandığını ve Amerikan müttefikleri arasında yeni bir düzenin yürütücülüğü için rekabet başladığını ifade eden Arzu Yılmaz, Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimi bu çerçeveye oturttu:

“Bana kalırsa İsrail ve Türkiye arasındaki gerilimin temel kaynağı budur. Amerika, bunun bir ön hazırlığı olarak İbrahim Anlaşmaları’yla Ortadoğu’da kurulacak düzenin omurgasını yaratmaya çalışmıştı fakat Gazze Savaşı’ndan sonra o çerçeve büyük oranda zarar gördü. Yeni Trump yönetiminin iş yapma biçimi üzerinden gidecek olursak; Suriye’de rejimin devrilmesi ve sonrasında hem bölge hem de Amerika için en düşük maliyetli dönüşümün kotarılması konusunda Türkiye’ye bir ödev verildiğini bugün artık rahatlıkla söyleyebiliriz.”

Bu ödev tanımlamasının İdlib’e, HTŞ’ye ve Efrîn sürecine kadar götürebilecek pek çok askeri ve siyasi örneği olduğunu belirten Arzu Yılmaz, ittifakın bilançosunu şöyle özetledi:

“Türkiye’nin önünün açıldığını, cihatçı gruplarla ilişkilendiğini ve IŞİD’e karşı koalisyon çerçevesinde bu grupların eğit-donat programıyla nasıl organize edildiğini gördük. Siyasi olarak İdlib ölçeğindeki bu hazırlıkların hayata geçirilmesinde Türkiye’ye verilen ödev, Amerikan yönetiminin bakış açısından başarıyla sonuçlandırılmış görünüyor. Fakat İsrail, İran savaşında Amerikan müesses nizamının nazarında olabilecek en düşük maliyetli dönüşümü gerçekleştirmede başarılı olamadı. Günün sonunda Türkiye Suriye üzerinden verilen ev ödevini başarıyla tamamlarken; İsrail İran ödevini düzgün yapamadı ve Amerika’ya yüksek maliyetler doğurdu. Sahadaki İsrail-Türkiye rekabetinin nereye evrileceği, İran savaşının sonucuna bağlıdır.”

Mekke Anlaşmaları: İran dominasyonuna karşı yeni hizalanma

İbrahim Anlaşmaları’nın işlevini yitirdiği aşamada devreye giren “Mekke Antlaşması” adlı yeni oluşuma dikkat çeken Arzu Yılmaz, bu ittifakın İsrail karşıtı değil, İran eksenli olduğunu belirtti.

Arzu Yılmaz devamında şunları söyledi:

“Bu gerilimin sürdüğü süreçte ortaya çıkan Mekke İttifakı, İbrahim Anlaşmaları’nın yürütülmesinin zorlaştığı bir aşamada açılan bir yan yol izlenimi veriyor. İran Savaşı’nın, Mekke Antlaşması ile İbrahim Anlaşmaları’nın kaybettiği işlevi yerine getirdiği ve bu iki yapının birbirine eklemlendiği bir sonuca varması benim için sürpriz olmaz. Yemen Savaşı üzerinden ortaya çıkan hizalanma da bu ittifakın İsrail’e karşı değil, bir Şii ya da İran dominasyonuna karşı kurulduğunu düşündürüyor.”

Bölgede yeni dönemi tek başına omuzlayacak kapasitede bir aktör (Türkiye, Suudi Arabistan, İsrail ya da İran) bulunmadığını ifade eden Arzu Yılmaz, durumu şöyle analiz etti:

“Mekke İttifakı’nı Türkiye’yi daha da güçlendirecek bir yerden okumak yanıltıcı olur. Buna, çok katmanlı krizleri yönetme kabiliyetine sahip olmayan bölgesel aktörlerin bir iş birliği olarak bakmak çok daha doğru. Bu iş birliğinden kimin daha kazançlı çıkacağını kestirmemiz için henüz çok erken; ancak yapının İran’a karşı cepheden pozisyon almayı en azından son seçenek olarak değerlendireceğini düşünebiliriz.”

‘Amerika’nın çekilmesi ve Kürtler için güvenlik riski’

ABD’nin Suriye ve Irak’tan çekilme tartışmalarını değerlendiren Arzu Yılmaz, Amerika’nın bölgedeki motivasyonunun hiçbir zaman öncelikli olarak Kürtleri korumak olmadığını, bunun Körfez krizinden Rojava’ya kadar aynı şekilde ilerlediğini hatırlatarak, şunları belirtti:

“Amerika’nın askeri varlığının sağladığı güvenlik şemsiyesi artık olmayacak. Rojava’da görece çok kırılgan bir güvenlik şemsiyesi sağlamış olsa da her zaman şeffafça söyledikleri gibi bu, geçici ve sadece IŞİD’le savaşla sınırlı bir taktikti. Askeri olarak bu şemsiyenin ortadan kalkması Kürtler için ciddi bir güvenlik riski doğurmuştur ve Kürtler henüz bu boşluğu yeni bir ittifakla doldurarak riski giderme imkânına sahip değiller.”

Türkiye’deki sürecin stratejik hedefi ve Kürt politikası

Türkiye’de son dönemde yürütülen siyasi süreçlerin, ortadan kalkan bu güvenlik şemsiyesinin yerini doldurmaya dönük bir girişim olduğunu belirten Arzu Yılmaz, Kürt siyasal öznesinin kararlarını “rasyonel seçimler” olarak tanımladı.

Arzu Yılmaz devamında şunları anlattı:

“Benim baktığım yerden bu sürecin Kürtler açısından en önemli stratejik, nihai hedefi, yeni ortaya çıkan güvenlik problemlerine karşı yeni ittifaklar geliştirmektir. Süreç, tümüyle mükemmel bir çözüm olmasa bile geçtiğimiz iki yıl boyunca Kürtlerin sert güç mücadelesinde doğrudan bir hedef olmasını engelledi. Ancak bu sürecin kalıcı bir güvenlik şemsiyesi sağlayıp sağlamayacağını, bölgesel dengelerin hangi noktada konsolide olacağı belirleyecektir.”

Arzu Yılmaz, “Kürtlerin tek alternatifi Türkiye ile ittifak yapmak değildi. Gerek Abdullah Öcalan’ın gerek Güney ve Rojava siyasetinin, gerekse İran Kürt partilerinin aldığı tutuma baktığımızda, Kürt siyasal öznesinin zamanın ruhuna uygun, rasyonel seçimler yaptığı nettir. Sürecin yürümediği durumda, tıpkı diğer aktörler gibi Kürtlerin de farklı ittifak arayışlarına girme hakları ve bunu yapacak akılları vardır” diye ekledi.

Son olarak Türkiye’nin tarihi bir eşikte olduğunu ve Kürt politikasındaki tercihinin kendi geleceğini de belirleyeceğini ifade eden Arzu Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’nin Kürt meselesi konusunda üreteceği cevaplara bağlı olarak neye evrileceğini göreceğiz. Bu dönüşüm Türklükten başka kimlikleri de içeren kapsayıcı yeni bir Türkiye tahayyülüyle mi yoksa dışlayıcı bir tutumla mı karşılanacak? Şu an söylemle pratiğin uyuşmadığı, kafa karıştırıcı bir süreçten geçiyoruz. Türkiye, jeostratejik ve ekonomik olarak yeni ticaret koridorlarının dışında atıldığı bir dönemde bu süreci başlattı. Kürtlerle ittifak yoluyla bölgede istikrarlı bir ülke profili çizme imkânı ararken, içeride bu sorunu paranteze almanın sağladığı güçle Irak ve Suriye’de askeri ve siyasi nüfuz kapasitesini daha geniş alanlara yayma fırsatı yakaladı. Dolayısıyla Türkiye’nin Kürt politikasına ilişkin kararı sadece Kürtlerin kaderini etkilemeyecek, Türkiye’nin kendi geleceğini de tayin edecektir.”

Şengal’in entegrasyonu ve Haşdi Şabi faktörü

Şengal’in anayasal statüsünü Pêşmerge yapısından ayırarak tarihsel süreciyle açıklayan Arzu Yılmaz, Şengal’deki düğümün Bağdat’taki milis güçlerin entegrasyonuna bağlı olduğunu belirtti. Arzu Yılmaz devamında şunları söyledi:

“2014’te Pêşmerge Şengal’den çıktıktan sonra orada bugün YBŞ olarak anılan grup oluştu. 2015’te Pêşmerge ve YBŞ ortak operasyonla Şengal’i IŞİD’den özgürleştirdi. Ancak 2017 referandumu sonrası Pêşmerge bölgeden çekilince, Şengal’e Iraklı Şii milislerin yanı sıra Afganistan, Pakistan ve Kafkaslar’dan gelen milislerin de dâhil olduğu, sadece Şengal’e özel karma bir Haşdi Şabi güvenlik mimarisi yerleşti. Daha sonra YBŞ, tüm tartışmalı alana nüfuz eden Haşdi Şabi güçleri üzerinden Bağdat’a bağlandı. En başta söylenmesi gereken şu: Bugün Şengal’in entegrasyonunu Haşdi Şabi’nin entegrasyonundan bağımsız konuşamayız. Geldiğimiz aşamada Haşdi Şabi’nin entegrasyonuna dair hiçbir somut sonuç elde edilebilmiş değil; dolayısıyla Şengal’de nasıl bir düzen kurulacağı öncelikle Haşdi Şabi grubunun nasıl entegre olacağına bağlıdır.”

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Saraçhane davasında karar: 44 kişi beraat etti

Sonraki Haber

SPD’li Çalışma Bakanı istifa etti, Almanya’da AfD büyümeye devam ediyor

Sonraki Haber

SPD'li Çalışma Bakanı istifa etti, Almanya'da AfD büyümeye devam ediyor

SON HABERLER

Taiz’de kuşatma sıkılaşıyor: Son 24 saatte 60’tan fazla kişi öldü

Yazar: Yeni Yaşam
12 Ekim 2026

İHD’den birçok merkezde ortak açıklama: Hasta tutsaklar tahliye edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
12 Ekim 2026

Nuriye ve Devrim için Adalet Bakanlığı önünde çağrı: Görevinizi yapın, hukuksuzluğa göz yummayın

Yazar: Yeni Yaşam
12 Ekim 2026

İran rejimi Koye’deki Azadî Kampı’na saldırdı

Yazar: Yeni Yaşam
12 Ekim 2026

11 kişinin öldüğü kaza: Gözaltına alınan 4 kişi adliyeye sevk edildi

Yazar: Yeni Yaşam
12 Ekim 2026

Bafil Talabani: Süreç İran için de işleyecek

Yazar: Yeni Yaşam
12 Ekim 2026

SPD’li Çalışma Bakanı istifa etti, Almanya’da AfD büyümeye devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
12 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır