SPD ve Yeşiller, Berlin’de seçimlerden birinci çıkan Sol Parti ile yürüttüğü hükümet kurma görüşmelerini askıya aldı. Krizin merkezinde, İsrail’e yönelik açıklamaları nedeniyle eleştirilen Sol Partili Vanessa Emde’nin Meclis grubuna kabul edilmesi bulunuyor
Almanya’nın başkenti Berlin’de 20 Eylül’de yapılan eyalet seçimlerinin ardından başlayan hükümet kurma sürecinde yeni bir kriz yaşanıyor. Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller, seçimlerden yüzde 25,7 oyla birinci çıkan Sol Parti (Die Linke) ile yürüttükleri koalisyon ön görüşmelerini askıya aldıklarını duyurdu.
Karar, Sol Parti’nin İsrail politikalarını eleştiren milletvekili Vanessa Emde’yi Meclis grubuna kabul etmesinin ardından geldi.
SPD ve Yeşillerden açıklama
SPD’nin Berlin Başbakan adayı Steffen Krach ile Yeşillerin Başbakan adayı Werner Graf, 13 Ekim Salı akşamı yaptıkları ortak açıklamada, Sol Parti’nin daha önce varılan mutabakattan farklı kararlar aldığını öne sürdü. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Sol Parti’nin meclis grubunda farklı düzenlemeler üzerinde uzlaştığını öğrendik. Bu, geçen hafta vardığımız anlaşmanın hâlâ geçerli olup olmadığını değerlendirmek için görüşmeleri bu aşamada askıya almamızı gerektiriyor.”
SPD ve Yeşiller, Sol Parti’den daha önce varılan anlaşmalara ne ölçüde bağlı kalacağını ve bunları nasıl uygulayacağını açıklamasını istedi.
Krizin merkezinde Yeşiller Partisi’nin ikiyüzlülüğü
Krizin merkezinde, Yeşiller ve Sosyal Demokratların Berlin-Neukölln vekili Vanessa Emde’nin İsrail’in Gazze’deki soykırımına yönelik Mayıs ayında yaptığı sert eleştiriler bulunuyor. İsrail’in Gazze’deki saldırılarını sert biçimde eleştiren Emde, mayıs ayında yaptığı bir açıklamada, “Devletlerin var olma hakkı yoktur, insanların var olma hakkı vardır” ifadelerini kullanmıştı. Emde, başka bir açıklamasında ise “İsrail fiilen var ve Almanya’nın desteğiyle soykırım gerçekleştiriyor” demişti.
Yeşiller Partisi, 12 parti ilkesinden biri olan pasifizm ilkesiyle örtüşmeyen biçimde, dışişleri eski bakanı Annalena Baerbock döneminde İsrail’e 2023’ten bu yana en az 326 milyon avroluk silah yardımı yapılmış, İsrail’in sözde kendini koruma hakkı olduğu söylemleriyle soykırımın silahlandırılması Almanya’daki halkların kamu bütçesinden karşılanmıştı. Bu dönemdeki söylemlerin tutarsızlığının ve Yeşiller Partisi iktidarının politika yapma ve uygulama konusundaki yetersizliklerin, sonraki federal seçimlerde partinin iktidar ortağı olma kapasitesini yitirmesine neden olduğu yorumları yapılıyor.
Bu açıklamalar nedeniyle antisemitizm suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Emde’nin Sol Parti Meclis Grubu’na kabul edilmemesi, SPD ve Yeşiller tarafından görüşmelerin sürdürülmesi için koşul olarak öne sürülmüştü. Ancak Sol Parti, salı günü yaklaşık üç buçuk saat süren toplantının ardından Emde’nin meclis grubuna alınmasına karar verdi.
Koalisyona karşı olanlar arasında Merz de var
Berlin’deki hükümet kurma görüşmelerine Almanya Başbakanı Friedrich Merz de müdahil olmuştu. Merz, 12 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada Berlin Sol Partisi’ni “özellikle aşırı ve radikal bir sol parti” olarak yaftalayarak, SPD ve Yeşillerden Sol Parti ile koalisyon görüşmelerini sonlandırmalarını talep etmişti.
Elif Eralp ise Başbakan Merz’in bu açıklamalarına tepki göstermiş, ‘Federal Başbakanın Berlin’de hükümet kurulmasına müdahale etmesinin’ kabul edilemeyeceğini ifade etmişti. Eralp, Sol Parti’nin seçimlerden açık farkla birinci çıktığını hatırlatarak, seçmenlerden Berlin’i yeniden yaşanabilir ve ekonomik açıdan erişilebilir bir kent haline getirmek, yüksek kiralara karşı mücadele etmek ve büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasını hayata geçirmek için yetki aldıklarını vurgulamıştı.
Yeni faşizmi büyüten eğilimler
Merz’in Hristiyan Demokratları, Yeşiller Partisi ve “sosyal demokratların” bir arada yükselen bir sol tandansa karşı reaksiyoner tutumlarını anlamak mümkün. Yıllarca Almanya halklarının bütçesi birçok hileyle özelleştirmelere akıtılırken, Almanya ekonomisindeki durağanlaşma ve enflasyon eğilimi arasında bütçenin İsrail’in soykırımına ayrılması için Almanya’nın Nazi geçmişinin toplumsal rızayı üretmek için baskı aracı olarak kullanılması toplumda ciddi yarılmalara neden olmuş, Almanya’daki yeni faşizmin özellikle işçi sınıfı etkilemesinde de etken olmuştu.
Merkez ve merkez sağ partilerin popülerleşen aşırılıkçı partilerin görüş ve söylemlerini kendi siyasetçileri tarafından dillendirmesi, aşırı sağa eğilim gösteren tabanı kendi parti tabanlarına geri çekmemiş, kendi parti tabanının daha fazla aşırı sağa kaymasına neden olmuştu.
Almanya’da eski düzen kendi zemininin altını oyarken, yeni zemini kurmaya çalışan popülist sol eğilimlerin de altını oymaya çabalıyor, kazananın yalnızca yeni faşizmin olduğu bir yola doğru hızla sürüklenme tehlikesini büyütüyor.
HABER MERKEZİ









