Savaşın doğada yarattığı tahribatı değerlendiren siyaset bilimci Pınar Dinç, ‘Nasıl bir barış istendiği tartışılırken ekolojinin de merkezde bulunması gerekiyor’ dedi
Kürdistan coğrafyasında yıllardır savaş politikalarının bir aracı olarak yürütülen ekolojik yıkım, doğayla birlikte yaşam alanlarını da hedef aldı. ‘Barış ve Demokratik Toplum’ süreci, ekolojik mücadelenin barışın inşasındaki rolünü ve doğanın savunulmasının demokratik bir toplumun temel koşullarından biri olduğunu yeniden gündeme taşıyor.
‘Kadınlar Yan Yana Geliyor Geleceği Konuşuyor’ konferansının katılımcıları arasında yer alan İsveç’teki Lund Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları ve Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Pınar Dinç, ekolojinin kadın mücadelesi, emek, demokrasi ve barışla ilişkisine dair JINNEWS’e konuştu.
‘Barış tartışılırken ekoloji nerede durmalı?
Nasıl bir barış istendiği tartışılırken ekolojinin de merkezde bulunması gerektiğini kaydeden Pınar Dinç, şöyle konuştu:
“Ekoloji, ‘Hadi barış olsun, barıştan sonra çevre meselesine de bakarız’ diyebileceğimiz teknik bir mesele değil. Tam tersine, ‘Nasıl bir barış istiyoruz biz? Bu barışta taleplerimiz nelerdir?’ sorularını tartışırken ekoloji bu işin tam da merkezinde olması gereken bir şey.”
Çatışmaların doğaya etkisi
Çatışmaların en ağır maliyetini insanların ödediğini ancak doğanın da bu yıkımın bir parçası olduğunu belirten Pınar Dinç, köy boşaltmalarının yalnızca insanların evlerinden edilmesi anlamına gelmediğini, tarım alanlarının, hayvanların, ormanların ve su kaynaklarının da zarar gördüğünü ifade etti.
“Burada yaşanan acı sadece insanlarla alakalı bir şey değil. Onların tabiatlarıyla, çevreleriyle ve bunlarla kurdukları ilişkiyle de alakalı. Aslında bütün bir ekosistem kaybediliyor” diyen Pınar Dinç, ekolojik tahribatın etkilerinin bölge sınırlarını aşabildiğine dikkat çekti. Pınar Dinç, “Sadece silahların susması, ekolojik bir barış anlamına gelmiyor” dedi.
Karar alma süreçleri
Çatışmasızlık sürecinde enerji ve ticaret koridorları gibi projelerin gündeme gelebileceğini belirten Pınar Dinç, kalkınma söyleminin ekolojik maliyetleri görünmez kılmaması gerektiğini vurguladı.
Doğal varlıklarla ilgili kararların nasıl alınacağına ve bu kararlardan kimlerin yararlanacağına dikkat çeken Pınar Dinç, bölgede yaşayan halkların karar alma mekanizmalarında doğrudan yer alması gerektiğini söyledi.
Pınar Dinç, şunları söyledi:
“Büyük bir kalkınmacı söylem ön plana çıkacak. Kalkınmadan, enerji koridorlarından, ticaret koridorlarından bahsediliyor. Elbette çatışmasızlık sürecinde bu tarz şeyler olabilir. Ama bunlara ilişkin kararların nasıl alınacağı, burada doğanın ve ekolojik dengenin nasıl gözetileceği çok çok önemli meseleler.”
‘Ekolojik yıkımı önlemek için tüm topluma sorumluluk düşüyor’
Ekolojik yıkıma yönelik eleştirilerin güvenlikçi söylemlerle bastırılabildiğini belirten Pınar Dinç, şu ifadeleri kullandı:
“Buna karşı herhangi bir şey söylediğiniz zaman ‘Sen çözüme karşısın’ deniliyor. Hemen terörist olarak yaftalanıyorsunuz. ‘Kalkınmacılık karşıtısın, insanların, gençlerin iş bulmasını istemiyorsun’ gibi söylemlerle karşılaşıyorsunuz.”
Pınar Dinç, ekolojik yıkımın önlenmesi için DEM Parti’ye, ekoloji örgütlerine, sivil topluma ve bölgede yaşayan halka sorumluluk düştüğünü belirtti.
‘Kürdistan’da ekolojik yıkım görünmez kılınıyor’
Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan çevresel tahribatın toplumsal tepki yarattığını ancak Kürdistan’da benzer yıkımların aynı karşılığı bulmadığını söyleyen Pınar Dinç, Cudi, Gabar ve Dêsim’de yaşananların kamuoyunda yeterince gündemleşmediğine dikkat çekti.
Pınar Dinç, şu ifadeleri kullandı:
“Kazdağları’nda, Akbelen’de tamamen neoliberal bir motivasyon var. Daha fazla enerji, daha fazla para. Tam neoliberal bir mantık orada işliyor. Kürdistan’da ise genel olarak bütün o Kürdistan coğrafyasında, özellikle çatışmaların olduğu bölgelerde, o neoliberal açgözlülüğün içine bir de demografik mühendislik meselesi giriyor.”
Kürdistan’da doğaya yönelik tahribatın yalnızca ekonomik çıkarlarla açıklanamayacağını belirten Pınar Dinç, şöyle konuştu:
“Bir güvenlikçi bakış açısı, bir demografik yeniden mühendislik, oranın sadece doğasına değil, insanına da, kültürüne de, diline de yönelik bir talan ve tahrip bence söz konusu oluyor.”
Konferansa davet
Son olarak kadın konferansına çağrı yapan Pınar Dinç, “Nasıl ki çevre meselesi tek başına değerlendirilecek bir konu değilse çevre meselesi, emek meselesi, patriyarka, demokrasi, barış; bütün bunların aslında iç içe geçişlerini de konuşmak istiyoruz” sözlerini kullandı.
Pınar Dinç, buluşmanın karşılıklı öğrenmeye ve ortak düşünce üretmeye alan açacağını belirterek herkesi konferansa katılmaya davet etti.
HABER MERKEZİ









