• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
21 Ekim 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Toplu mezar ve Bournemouth Protokolü

21 Ekim 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Bournemouth Protokolü; çatışmalar veya ağır insan hakları ihlalleri sonrasında ortaya çıkan toplu mezarların korunması, kazılması ve incelenmesi süreçlerinde izlenecek yol ve yöntem için kapsamlı bir uluslararası standartlar kılavuzu olarak ortaya konulmuştur

Devletlerin imzalayarak yasal yükümlülük altına girdiği bağlayıcı bir uluslararası sözleşme olmasa da Birleşmiş Milletler’in yasa dışı ölümleri soruşturma kılavuzu olan Minnesota Protokolü ile Uluslararası İnsancıl Hukuk ilkelerini temel alan evrensel bir referans kaynağıdır

Bournemouth Protokolü, bizlere Dargeçit Tiruva Köyü gibi Kürt coğrafyasının dört bir yanına dağılmış toplu mezar alanlarının sadece geçmişe ait birer kalıntı değil; yaşayan yakınların hakikat hakkını koruyan evrensel hukuk mekânları olduğunu hatırlatmaktadır

Av. Erdal Kuzu

Uzun yıllardır İHD çatısı altında toplu mezarlarla ilgilenen bir avukat olarak, tesadüfen bilgi sahibi olduğum Toplu Mezar Koruma ve Soruşturma Bournemouth Protokolü (İngilizce orijinali: The Bournemouth Protocol on Mass Grave Protection and Investigation) üzerine bir yazı yazma gereği duydum. Toplu mezar denilince akla ilk gelen Minnesota Protokolü dışında, 2021 yılında kabul edilen Bournemouth Protokolü’nün, Türkiye’de akademik çevreler ve insan hakları örgütleri tarafından çok tartışılmamış bir konu olduğu ortada. Bu yazıda, bu protokol ile Türkiye’de henüz resmi olarak kabul edilmemiş toplu mezar alanları arasındaki ilişkiyi anlatmaya çalışacağım. Bu yazı akademik bir çalışma olmayıp, tamamen bu protokolün önemine dikkat etmek ve üzerinde tartışılması için yazılmıştır. Söz konusu protokol ile ilgili bilgiler internet ortamından ve ilgili sitesinden elde edilmiş olup Kürtçe ve Türkçe çevirisi bulunmamaktadır. İnternet sitesinde Kürtçe çevirisi bulunsa da Latin alfabesi ile çevrilmemiştir. Dolayısıyla söz konusu protokolün çevirisinin bir an önce yapılması gerekmektedir. Bu nedenler ile yazılan yazının eksik bilgi içermesi mümkündür. (Toplanılan bilgiler internet ansiklopedilerinden elde edilmiştir.)

Bournemouth Protokolü

Bournemouth Protokolü; çatışmalar veya ağır insan hakları ihlalleri sonrasında ortaya çıkan toplu mezarların korunması, kazılması ve incelenmesi süreçlerinde izlenecek yol ve yöntem için kapsamlı bir uluslararası standartlar kılavuzu olarak ortaya konulmuştur. İngiltere’deki Bournemouth University öncülüğünde, Kayıp Şahıslar Uluslararası Komisyonu (ICMP) ve alanında uzman küresel hukukçular ile adli tıp uzmanlarının iş birliğiyle hazırlanan bu protokol, 27 Ocak 2021 tarihinde resmi olarak yayımlanmıştır. Devletlerin imzalayarak yasal yükümlülük altına girdiği bağlayıcı bir uluslararası sözleşme olmasa da Birleşmiş Milletler’in yasa dışı ölümleri soruşturma kılavuzu olan Minnesota Protokolü ile Uluslararası İnsancıl Hukuk ilkelerini temel alan evrensel bir referans kaynağı ve standartlar bütünü olarak kabul görmektedir. Kılavuzun temel amacı olarak; savaş suçları ile insanlığa karşı işlenen suçların mahkemeler önünde kanıtlanabilmesi için bozulmamış bir delil zinciri oluşturmak, ölenlerin kimliklerini tespit ederek cenazelerini ailelerine teslim etmek ve böylece mağdur yakınlarının hakikat haklarına hizmet etmek olarak yazılmıştır. Bir toplu mezar tespit edildiğinde alanın derhal suç mahalli olarak kordon altına alınmasını, hava şartlarından veya insan müdahalesinden korunmasını şart koşan protokol; kazı çalışmalarının adli antropologlar, arkeologlar ve adli tıp uzmanlarından oluşan çok disiplinli ekiplerce yapılmasını ve her aşamanın dijital olarak eksiksiz belgelenmesini zorunlu kılmaktadır. Şu ana kadar İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arapça, Rusça, Çince, Kürtçe ve Arnavutça gibi birçok dile resmi olarak çevrilen protokolün orijinal metnini hazırlayan kurumun web sitesi ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) dijital kütüphanesi üzerinden serbestçe erişilebilmektedir. Kürtçe’ye çevrilen metnin Arap alfabesi ile yazıldığını daha önce ifade etmiştik.

Toplu mezar tanımı

Uluslararası hukuk tarihi açısından bu protokolü değerli kılan en önemli gelişme, literatürde küresel düzeyde kabul gören resmi bir “toplu mezar” tanımını ilk defa yapmış olmasıdır. Bu belgeden önce, Birleşmiş Milletler (BM) literatürde yerleşik tek kriter, 1996 yılında BM Özel Raportörü Bacre Waly Ndiaye’nin raporlarında geçen “en az 3 veya daha fazla kişinin yasa dışı gömüldüğü yerler” ifadesiydi. Ancak bu genel geçer tanım, bağlayıcı ya da teknik olarak tam uzlaşılmış bir yasa maddesi değildi. Bournemouth Protokolü bu boşluğu doldurarak sayı sınırını iki kişiye indirmiş ve bir yenilik getirmiştir. Tüm bu süreçlerin yasal zeminini oluşturan protokole göre toplu mezar; iki veya daha fazla insan kalıntısını barındıran, kurbanların ölüm nedenleri ile gömülme şekillerinin yasa dışı ve insan hakları ihlalleriyle ilişkili olduğu, içerisindeki fiziki ve biyolojik kanıtların adli/hukuki değer taşıdığı yer veya alanlar olarak tanımlanır. Dolayısıyla bu yeni tanım, toplu mezarları salt istatistiksel bir sayısal eşikten ya da teknik bir kriz yönetiminden çıkarıp, doğrudan işlenen suçun özüne ve insan hakları ihlalinin niteliğine odaklamaktadır. Protokol, getirdiği bu geniş ve net yasal çerçeve sayesinde, geçmişte ‘yetersiz sayı’ veya ‘delil yetersizliği’ gibi bürokratik gerekçelerle örtbas edilen birçok yasa dışı gömü alanının hukuki olarak ‘toplu mezar’ statüsünde tescillenmesinin önünü açmıştır. Bu durum, adaletin ve hakikatin aranacağı yasal sınırları ilk kez bu kadar genişletmekle kalmamış, aynı zamanda devletlerin cezasızlık zırhını delerek geride kalan mağdur yakınlarının hak arama hürriyetine uluslararası düzeyde yepyeni bir dayanak kazandırmıştır. Protokolün bu anlamda toplu mezarı net olarak tanımlaması ve ileride bu metnin resmi bir metin olarak kabul edilmesi halinde olay yerinin toplu mezar olup olmadığı tartışmalarını net olarak sonuçlandırmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’deki tartışmalara da yön verecektir. Bu protokol bağlamında Dargeçit ilçesi Tiruva (Bağözü) Köyü’ne dikkat çekmek istiyorum.

Kerboran Tiruva örneği

Uluslararası literatürde ortaya çıkan bu yeni hukuki standartlar, Türkiye’nin yakın geçmişinde örtbas edilmeye çalışılan hafıza mekânları ve suç mahalleri için hayati birer anlama bürünmektedir. Yıllarca İHD çatısı altında yürüttüğümüz hak arayışı mücadelesinde, bu kuralların yokluğunun yarattığı cezasızlık zırhını en çıplak haliyle gördüğümüz yerlerden biri Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Tiruva (Bağözü) Köyü olmuştur. Hatırlanacağı üzere, 2012 yılında Tiruva (Bağözü) Köyü ve civarında adli makamlar gözetiminde yapılan kazılarda, su kuyularının derinliklerinde ve köyün çeşitli noktalarında (Köyün girişi, köyün ortasında su kuyuları ve mezarlık duvarlarını dipleri) 11 insana ait kafatası, kemikler ve elbise parçaları gün yüzüne çıkarılmıştı. İHD olarak o dönem hazırladığımız raporlarda ve adli dosyalarda yer alan tüm somut bulgular; kemiklerin bulunma biçimi, kurbanların atıldığı ve saklandığı su kuyuları gibi gayriinsani yerler ile cenazelerin rastgele, gizlice ve elbiseleri ile birlikte ve kafataslarındaki kurşun delikleriyle, kazılan yerlerde birden fazla insan kalıntısını bulunması dikkate alındığında, Dargeçit Tiruva köyünün Bournemouth Protokolü’nün getirdiği evrensel kriterlere göre aslında tartışmasız bir “Toplu Mezar Alanı” alanıdır.

Suç mahalli

Protokolün “iki veya daha fazla kişinin yasa dışı ve insan hakları ihlaliyle ilişkili olarak gömüldüğü yer” tanımı; Tiruva’daki insan kalıntılarının bulunuş biçimi ve Mehmet Emin Aslan ile Seyhan Doğan gibi kayıplarımızın infaz edilerek kuyulara gizlenme yöntemleriyle birebir örtüşmektedir. Bournemouth Protokolü, tam da bu tür gayriinsani gömülme biçimlerine ve yasa dışı mekanlara odaklanarak buraların birer suç mahalli olarak tescillenmesini şart koşar. Ancak o dönem, delillerin karartılmasının önüne geçecek evrensel bir koruma kalkanı örülemedi; köyün ve su kuyularının tamamının şüpheli suç mahalli sayılarak koruma altına alınması ve bağımsız adli uzmanlardan oluşan geniş bir komisyon kurulması yönündeki hukuki taleplerimiz dönemin pratiklerinde karşılık bulamadı.

Süreç ve yüzleşme

Bugün içinde bulunduğumuz barış sürecinin olumlu sonuçlanmasıyla birlikte, toplumsal barışın ve geçmişle yüzleşmenin en kritik adımlarından biri de bu alanların yasal statüye kavuşturulması olacaktır. Sürecin usul boyutunun tamamlanması ile beraber esas boyutunda geçmiş ile yıllardır dile getirilen ve mücadelesi verilen yüzleşme ve buna bağlı adalet talebi daha yüksek bir ses dile getirileceğinden şüphe yoktur. Sürecin başarıya ulaşması halinde, başta Tiruva olmak üzere henüz resmi olarak kabul edilmemiş tüm toplu mezar alanlarının birer hafıza merkezi olarak kabul edilmesi ve tescillenmesi için biz hak savunucularının kararlı bir mücadele vermesi gerektiğine inanıyorum. Tiruva Köyü’nde gelecekte yeniden yapılacak olası bir adli kazı çalışması neticesinde yeni kalıntıların bulunup bulunamayacağını bugünden bilmemiz mümkün olmasa da geçmişte yapılan kazılarda elde edilen somut sonuçlar ve adli veriler, bu köyün tek başına bir hafıza merkezi veya bir hakikat anıtı olarak kabul edilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.

Hafızanın önemi

Sonuç olarak; çevrilmiş metni bile bulunmayan bu protokolü Türkiye’deki insan hakları savunucuları ve hukuk çevreleri olarak gündemimize almamız gerektiği düşüncesindeyim. Bournemouth Protokolü, bizlere Dargeçit Tiruva Köyü gibi Kürt coğrafyasının dört bir yanına dağılmış toplu mezar alanlarının sadece geçmişe ait birer kalıntı değil; yaşayan yakınların hakikat hakkını koruyan evrensel hukuk mekânları olduğunu hatırlatmaktadır. Devletlerin henüz resmi imzalarla üstlenmediği bu rehber ilkeleri, biz hak savunucuları ısrarla bunu dile getirerek iç hukukun zorlayıcı birer parçası haline getirmek zorundayız. Çünkü kayıpların akıbetini bulmak, toplumsal barışı tüm yönleri ile inşa etmek ve adil bir geleceği kurmanın bir yönünü de suç mahallerini evrensel adli standartlarla koruyabilmek ve onları birer toplumsal hafıza merkezine dönüştürebilmekle mümkündür.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İnsan nasıl değişir?

Sonraki Haber

Uçum’a tavsiye: Akdoğan’ın akıbetine bak

Sonraki Haber

Uçum’a tavsiye: Akdoğan’ın akıbetine bak

SON HABERLER

Uçum’a tavsiye: Akdoğan’ın akıbetine bak

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Toplu mezar ve Bournemouth Protokolü

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

İnsan nasıl değişir?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Adrese teslim edilen bir kedi operasyonu

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

İzmir’de YİBO filminin gösterimi yapıldı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Fransa’da sokağa çıkma yasağı uzatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Ankara’da belediye otobüsü yaya geçidine çarptı: 24 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır