Suriye’de Kürtçe’nin anayasal güvenceye kavuşturulması için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Hesen Mihemed, çok dilli eğitimin ülkeyi bölmeyeceğini aksine toplumsal zenginlik katacağını belirterek, tüm kesimlere anadile sahip çıkma çağrısında bulundu
Rojava’da, Şam geçici hükümetinin Kürtçeye yönelik sınırlayıcı kararlarına karşı tepkiler sürerken, 17 Ekim 2026’da Qamışlo kentinde “Suriye’de Kürtçenin Anayasal Güvenceye Kavuşturulması ve Resmi Dil Olarak Kabul Edilmesi Girişimi” ilan edildi. Girişim üyesi Hesen Mihemed, yürütülen çalışmalar, hedefler ve uluslararası kurumlardan beklentilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Son 15 yıldır Rojava’da öğrencilerin anadilde eğitim gördüğünü hatırlatan Hesen Mihemed, Şam yönetiminin kararlarının yetersiz kaldığını dile getirdi. Hesen Mihemed, şunları ifade etti:
“Biz de bu girişimi kurmak için çaba gösterdik; amacımız dilimizi resmi bir dil hâline getirebilmekti. Çünkü son 15 yıldır Rojava’daki öğrenciler genel olarak Kürtçe okuyup yazıyor ve eğitimlerini anadilde görürler. Ne yazık ki son alınan kararda Suriye Eğitim Bakanı, Kürtçeye yalnızca birkaç saatlik, toplam üç saatlik bir yer ayırdı. Bazı başka derslerin ve alanların da, örneğin felsefe, matematik ve tarih gibi derslerin Kürtçe yapılması söz konusu olsa bile, ne yazık ki bu yeterli değildir. Kürt halkı, anayasanın 13. maddesinde de belirtildiği üzere, yerli bir halktır. Kürtlerin Suriye vatandaşları olarak hakları vardır. Kendi dillerinde konuşmaları, kendi dillerinde okumaları ve eğitim görmeleri gerekir. Ancak ne yazık ki son dönemde bu haklardan geri adım atılmıştır.”
‘Kürtçenin resmi dil olması için çalışmalar sürecek’
Sivil ve bağımsız bir yapı olarak uluslararası ve yerel kurumlarla temas kurduklarını aktaran Hesen Mihemed, resmi statü mücadelelerinin kapsayıcılığına dikkat çekti ve devamında şunları anlattı:
“Kürtçenin, gelecekte hazırlanacak Suriye anayasasında kalıcı biçimde resmi dil olarak kabul edilmesi gerekiyor. Çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda yürüteceğiz. Hukuk kuruluşları, uluslararası kurumlar, çocuk haklarıyla ilgilenen ve çocuklarla bağlantılı çalışan bütün kuruluşlarla ilişkiler kuracağız. Asuriler, Ermeniler, Keldaniler ve diğer toplulukların temsilcileriyle görüştük. Sivil bir girişim olduğumuzu, herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadığımızı ve barışçıl bir girişim yürüttüğümüzü açıkladık. Amacımız, Kürtçenin gelecekteki Suriye anayasasında kalıcı ve resmi bir dil olarak yer almasını sağlamaktır.”
Çok dilli eğitim bir ülkenin bölünmesi değil zenginliğidir
Çok dilli idari ve eğitinsel yapıların dünya örneklerini veren Hesen Mihemed, Arapça ile Kürtçenin bir arada resmiyet kazanmasının karşılıklı anlayışı geliştireceğini ifade ederek, şunları söyledi:
“İsviçre’de beş dilde, Kanada’da iki dilde, Güney Afrika’da ise dört ya da beş dilde eğitim veriliyor. Bu ülkeler bölündü mü? Yoksa bu durum onlar için bir tehlike mi oluşturdu? Tam tersine, bu ülkelerde sevgi ve eşitlik gelişti. Farklı topluluklar ve halklar arasında doğru bir diyalog ve karşılıklı anlayış oluştu. Bu, bir zenginliktir; insanlar arasında kültürel bir anlayış gelişmesini sağlar. Kürtçenin anayasada güvence altına alınması ve resmi dil hâline getirilmesi talebimiz, kesinlikle ayrılmak ya da ülkenin bir parçasını koparmak anlamına gelmiyor. Arapçanın devletin resmi dili olarak taşıdığı önemi azaltmak da istemiyoruz. Hayır, tam tersine, Kürt halkının kendi dilinde konuşmasını, okumasını ve eğitim görmesini; Arap halkının da kendi dilinde konuşmasını, okumasını ve eğitim görmesini istiyoruz.”
Kürt halkı Kürtçeye sahip çıkmalı
Çalışmaların kurumsal bir zeminde yürütüldüğünü ve siyasi partilerin ötesinde toplumsal bir sorumluluk gerektirdiğini belirten Hesen Mihemed, sözlerini şöyle tamamladı:
“Girişim olarak Kürt siyasi partilerini de ziyaret ettik. Hiçbir ayrım gözetmeksizin bütün partilerle görüştük. Çünkü biz tarafsız, sivil, bağımsız ve barışçıl bir girişimiz. Herkesin bu girişime katılması, desteklemesi ve çalışmalarımıza yardımcı olması gerekiyor. Bu nedenle siyaseti bir kenara bırakıp bağımsız kişiler olarak bu çalışmayı yürütmek istiyoruz. Bir girişim olarak talebimiz, Kürt halkının kendi sorumluluğunu üstlenmesidir. Öğrenciler, öğretmenler ve aileler de dâhil olmak üzere herkesin bu konuda sorumluluk almasını bekliyoruz. Umudumuz, bütün ailelerin çocuklarını kendi anadillerinde eğitim almaları için okula göndermesidir.”
Haber: Nûpelda Tekoşîn / ANF









