Türkiye, ‘bölgesel sahiplenme’ politikası çerçevesinde kurduğu Mekke ve Bedir ittifaklarıyla Ortadoğu’da yeni bir güvenlik mimarisi oluşturmayı ve savunma sanayisinde stratejik işbirliklerini derinleştirmeyi hedefliyor
Türkiye’nin son dönemde dış politika ve güvenlik alanında attığı en belirgin adımlardan biri, Ortadoğu ve Asya’nın önde gelen ülkeleriyle kurduğu çok taraflı güvenlik ve savunma mekanizmaları oldu. Ankara, “bölgesel sahiplenme” adını verdiği dış politika yaklaşımı doğrultusunda hem kolektif güvenlik alanında hem de gelişen savunma sanayisi için yeni pazarlar ve ortak üretim imkanları oluşturma hedefiyle hareket ediyor.
‘Bölgesel sahiplenme’ politikası ve R4 mekanizması
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Haziran 2023’te göreve gelmesinin ardından ivme kazanan bu yaklaşım, bölgesel krizlerin dış güçlerin müdahalesi olmadan, bölge ülkelerinin kendi kuracağı mekanizmalarla çözülmesi esasına dayanıyor. Bu stratejinin ilk somut adımı olarak Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yer aldığı “R4” (Bölgesel Dörtlü) mekanizması kuruldu. İlk olarak 18 Mart 2026’da Riyad’da bir araya gelen R4 dışişleri bakanları, altı toplantı gerçekleştirerek bölgesel diyalog kulvarını işletti.
Mekke İttifakı ve ortak savunma taahhüdü
Siyasi istişare odaklı R4 yapısının ardından Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalayarak kamuoyunda Mekke İttifakı olarak bilinen paktı ilan etti. Mısır bu yapıya katılmazken; Katar, Kuveyt ve Bangladeş gibi ülkelerin de ittifaka ilgi gösterdiği aktarıldı.
Meclis’e sunulan 16 maddelik anlaşmanın en dikkat çekici maddesi, müttefiklerden birine yapılan silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını içeriyor. NATO’nun 5. maddesine benzerlik gösteren bu unsur, Ankara’nın bölgede kurmayı hedeflediği kolektif caydırıcılık mimarisinin en somut adımı olarak öne çıkıyor.
Mekke Anlaşması Madde 2:
“Taraflardan” herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm “Taraflara” yönelik bir saldırı olarak kabul edilir. “Taraflardan” birinin başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa uğraması halinde, “Taraflar” saldırıya uğrayan “Tarafa” birbirlerine sağlayabilecekleri karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edecektir. Bu amaçla “Taraflar”, Birleşmiş Milletler Şartı’nm 51. Maddesinin tanıdığı meşru müdafaa hakkının kullanılmasını teminen, ihtiyaç duyulan yardımın objektif değerlendirmesini müteakip sağlanacak desteğin kapsam ve niteliğine karar vererek; askeri imkân ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut imkanları çerçevesinde işbirliği yaparlar.
Savunma sanayisinde güç birliği: Bedir İttifakı
Güvenlik ittifaklarının yanı sıra Türkiye, savunma sanayisinde yeteneklerin birleştirilmesi amacıyla 21 Ekim’de Doha’da yeni bir adım attı. Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya savunma bakanlığı yetkilileri tarafından imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı ile araştırma-geliştirme, altyapı, ortak üretim ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi hedeflendi.
Bedir İttifakı’nda yer alan ülkelerin, Türkiye’nin geliştirdiği KAAN savaş uçağı projesi başta olmak üzere büyük ölçekli savunma projelerinde ortak üretim ve teknoloji paylaşımı zemininde yer alması öngörülüyor.
HABER MERKEZİ









