• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kayganlık ve kilitlenme-M. Ender Öndeş

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tamam, ille de eski günlerdeki gibi olsun demiyorum. Eski zamanlarda, yani 1960’larda, 70’lerde, hatta 80’lerde daha başka bir dünya vardı, her şey daha stabil ve daha kolay anlaşılabilir haldeydi. Dünyadaki kamplar ve ilişkiler az çok belliydi. Memlekette de sınıfsal/sosyal ve siyasal aidiyetler pek karmaşık sayılmazdı. Öyle bir mecrada akarken, devrimci hareketler ve tek tek devrimci bireyler de güncel olana/yakında olana değil de uzağa, stratejik olana daha çok gözlerini dikerler, daha makro düzeyde düşünürlerdi. Şimdi geriye döndüğümüzde, beğenelim beğenmeyelim, herkesin gelecekle ilgili belli bir stratejik kurgusu ve o doğrultuda ‘kilitlendiği’ çalışma hedefleri vardı. Bu arada, kaçınılmaz olarak gündelik yaşamdaki şeylere dönük refleksler zayıf olurdu, hatta oralara fazla takılmak oyalayıcı/saptırıcı bulunurdu. E, zaten elimizde her mevzuya anında tepki vermemizi sağlayan teknolojik iletişim aygıtları da yoktu.

Kötü yanları yok muydu bunun? Evet, vardı tabii ki; fazla uzağa bakarken burnumuzun dibinde olanları kaçırma, yaşamın içinde anında refleks gösterememe gibi zayıflıkları yaratıyordu ama öte yandan uzağa bakarak belirli bir hedefler silsilesiyle çalışmak da kendi başına kötü bir şey değildi. O uzun vadeli stratejik planın kendi içinde birinci aşama-ikinci aşama, şehir-kır, vb. gibi alt planlara ayrılması belki şimdi kimilerine kaba görünebilir ama o iş öyle değil; bütün bunları ortaya koyan insanlar, yaşamın teoriye harfiyen riayet etmeyeceğini bilecek kadar akıllı insanlardı. Sorun şu ki, politik hayatta ön belirlemeler olmaksızın da yürüyemezsiniz; insanları, ilişkileri, araçları nereye doğru yönlendireceğiniz konusunda bir fikriniz, bir planınız olmalıdır.

Şimdi, kaygan günlerdeyiz. Her şey gitgide daha fazla kayganlaşıyor, parçalanıyor…

Evet, iletişim araçlarının yarattığı imkânların da katkısıyla gitgide daha fazla günlük olayda anında tutum alabiliyoruz, şurada şiddete uğrayan bir kadın hızla desteklenebiliyor, başka bir yerde bir iktidar sözcüsünün bir lafına tepki üretilebiliyor, vb… Bu iyi bir şey. Bundan kaçamayız, kaçmamalıyız da. Böylece o kadın kendini yalnız hissetmiyor, o sözcü ağzının payını alıyor, elbette bunları ‘makro planımızın’ sonuna erteleyecek değiliz ama özellikle işin içine neredeyse yılda bir yapılan seçimler de girince bir yandan da bir kimya bozulması gerçekleşiyor. İdeolojik aygıtlar her sabah önümüze yeni gündem maddeleri koyuyor, akşamüstü de kaldırıp çöpe atıyor. Sadece iktidar medyası değil ama. Genel olarak ortam da bunları yaşamımıza taşıyor. Bugün gündemin en üst sırasında olan bir mevzu, yarın yirminci sıraya düşüyor, onun yerine başka bir ‘mühim’ mesele geçiyor ve bu böyle mütemadiyen akıp gidiyor. Sonuçta ortaya bir ‘odaksızlık’ durumu çıkabiliyor. İşin belli bir noktasından sonra muhalefet güçleri de bu kaygan zemine çekildikçe, her sabah kalkıp önümüze ilk çıkan şeylerle uğraşarak akşamı etmek, siyasetçilerin ve hatta siyasi partilerin de faaliyet biçimi olmaya başladıkça, sıkıntı iyice büyüyor.

Biliyorum, farkındayım, bu söylediklerim de kendi içinde sıkıntılı.

Biliyorum, yaşamın önümüze çıkardığı hiçbir sorundan kaçamayız, kaçmamalıyız. Ama bu arada, genel olarak muhalefetin ve devrimci güçlerin (ve hatta bu sorunu en az yaşayan Kürtlerin de) ‘odaklanma’ yahut ‘kilitlenme’ özelliğinin zayıflaması ciddi bir sorundur. Belki böyle kabaca söyleyince tepki duyulacaktır ama Diyarbakır’da bir evde bir kadın açlık grevinin 117’inci gününü geçmişse ve yüzlerce insan aynı yolda yürüyorsa, orada artık bir odak noktası vardır. Siyasette ‘odak noktası’ bu kadar kritik bir durum değilse nedir, ben bilmiyorum.

Şüphesiz seçim başta olmak üzere bir dizi gündem hiç önemsiz değildir ama ‘kilitlenme’ sorunu bir tercih sorunudur. Odaklanıp kilitlenmek, koparıcı, sökücü bir şeydir; hep aynı noktaya defalarca yüklenmektir. Eşitlik güzel bir kavramdır tamam ama gündem maddelerine eşit muamele yaptığınız zaman, onlardan birine odaklanıp kilitlenemezsiniz ki.

Ezcümle, özetlersek, miyopluk ve hipermetropluk neticede ‘az görmek’tir ve kötüdür ama astigmat bana sorarsanız onlardan daha kötüdür; çünkü orada ‘az görmek’ değil, ‘gözün odaklanma yetisini kaybetmesi’ söz konusudur.

Bu konu üzerine biraz düşünmeliyiz bence.

Daha fazla gecikmeden…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Alevi hakikat mücadelesi ve ‘Gösteri Toplumu’na karşı direniş (2)

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Alevi inancında ritüellerin en önemli özelliği " Hak için olsun seyir için olmasın"  ilkesidir. Bu ilkenin amacı bireysel egoların yok...

Kolektif halk ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes, şöyle yerinden bir oynuyor. Sözü alıyor. Özgür komünlerin, kooperatiflerin, kolektif çalışmanın...

Basın özgürlüğü için mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

24 Temmuz 1908 tarihinde uzun yıllardır basın üzerinde uygulanan ağır sansür rejimine karşı tarihi bir adım atıldı. II. Meşrutiyet'in ilanından...

Konjonktürün içinden bakmak

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Politik bir sorunu konjonktür kategorisi içinde düşünmek neyi ifade eder, sorusuna filozof  F. D. Luchesse, şöyle cevap verir: “Konjonktür içinde...

AKP için karar vakti

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Açık ki, bir yandan süreç devam ediyor deyip diğer yandan Kürt tarafının baş müzakerecisi konumundaki Önder Apo’ya böylesi bir yaklaşım...

İmralı’nın kapıları açılmazsa!

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Duran Kalkan tüm sorunları Türkiye içinde çözme irade ve tercihlerini açıkça ortaya koydu. Türkiye’de bazı çevrelerin bu sürecin Türkiye’ye zarar...

Sonraki Haber

Kadınlar sokağa, özgürleşmeye...-Gültan Kışanak

SON HABERLER

70 yaşındaki hasta tutsak: Beyin kanaması geçirdi, ayakta duramıyor, kelepçeli tedavi edildi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Gülistan Doku dosyasında 2 gözaltı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Çerçeve yasa için yeni bir temas: DEM Parti siyasi partileri ziyaret edecek

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

İşkence’ soruşturmasında ‘takipsizlik’ kararı: Darp da delil de yokmuş!

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Cumartesi Anneleri eyleminde polisin saldırısına uğradı: 8 yıldır adalet arıyor

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Çewlîg’deki ağaç kıyımı yargıya taşındı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Cezaevi idaresi tutsağın kişisel ihtiyaçlarını 14 gündür karşılamıyor

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır