• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Ocak 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Özel

Faşist daima faşisttir…

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
9 Mayıs 2019
Kategori: Özel, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

“Çözüm Süreci” sona erdirilip mutlak tecrite sokulduğundan beri Öcalan, ilk kez iki avukatıyla siyasi duruma dair tespitlerini paylaştı ve yer yerinden oynadı. Gerçi, Öcalan’ın sahneye girişi hiçbir zaman sessiz sedasız olmaz; parmaklarının ucuna basarak yürüse bile, adım atışı her yerden duyulur. Bu ilk kez olmuyor.

Diktatörlüğün tecrit mazgalını açmak zorunda kalmasının bir tek nedeni var: “Ölüm oruçları”nın varması muhtemel sonuçlar. Bu ihtimaller, kimi çevrelerin sandığının aksine Saray’da büyük tedirginliğe yol açıyor.

Öcalan’ın tecridinin dayanağı olan mahkeme kararı açlık grevlerinin ölüm orucuna dönüştüğünün ilan edildiği gün kaldırıldı, ardından iki avukatı “can havliyle” İmralı’ya götürüldü. Hükümetin, Öcalan’ın açlık grevcilerinin eylemlerine son vermelerini sağlayacağını umarak tecride son verildiği izlenimi yarattığına kuşku yok.

Öcalan, her zaman olduğu gibi İmralı’nın duvarlarında açılan çatlağı bir kez daha zekice bir politik enstrümana dönüştürmeyi başardı. Açlık grevcilerine, tecride karşı giriştikleri itaatsizlik eylemini farklı biçimlerde ve düzeylerde sürdürebilmelerinin imkanlarını işaret eden bir yaklaşım sundu ama bunu mesajının başına değil, üçüncü sıraya yerleştirdi.

Görüşme fırsatını en önce savaş ve şiddet dışındaki seçenekleri anımsatmak için değerlendirdi. Çözüm paradigmasını tahkim etti. Kendi rolünü görünür kıldı.

Ardından Saray’ın bir bataklığa dönüşen Suriye politikasına mukabil SDG’nin Kuzey Suriye’deki çözümcü potansiyeline işaret etti. Savaştan çıkışta Kürtlerin Suriye’de oynayabileceği olumlu rolü gündeme taşıdı.

Merkezinde kendisinin olduğu açlık grevleri konusunu ise en son sıraya koydu. “Ben” değil, “biz”, diye konuştu. Açlık grevcilerini selamlayan mesajı, İmralı’daki diğer tutsaklarla birlikte imzaladı. Kimseyi eylemi bırakmaya çağırmazken, “ölümsüz” bir süreci telkin etmekten de geri durmadı.

Öcalan, bir ahlak ve siyaset sınavını daha başarıyla arkada bıraktı.

***
Ancak Öcalan’ın ve Kürt siyasetinin başarıları her zaman takdirle karşılanmıyor. Son görüşme bu açıdan “terörle aralarına mesafe” koymakta birleşen ama diğer konularda birbirlerine de mesafeli görünenler arasında tuhaf bir eşleşmeye de yol açtı. Ultra-radikal liberaller ile ultra-radikal faşistler, görüşmenin İstanbul Belediye Seçimlerini iptal edildiği gün yapılmış olmasını bir komplo olarak okumakta birleştiler. Onlara göre bu Öcalan’ın, Kürtleri tekrar edilecek İstanbul seçiminde Saray’a yanaştırmak üzere girdiği bir işbirliğiydi. Birkaç saat içinde sosyal medya hıçkırıklara, nefret nöbetlerine, “yaptılar gene yapacaklarını” ilenmelerine, “zaten bu Kürtler” hayıflanmalarına boğuluverdi. Öcalan’ın “mahpus hakları”ndan yoksun olarak cezaevi içinde cezaevine mahkum edilmesine çıt çıkarmayanlar, “neden avukatıyla görüştürüldü” diye parmaklarını salladılar.

Birinciler ile ikinciler arasında bir temel fark var gene de. Dehşet senaryolarını imal edenler her zaman olduğu gibi faşist dergahlar. Liberallerin payına ise birbirlerine paranoya krizlerini bulaştırdıkları ağlar ve gruplar oluşturmak düşüyor.

Bunlar ilk bakışta çok saçma ve delice gözükebilir. Ancak, saçma görünen her şeyin bir nedenselliği olduğunu unutmamalı. AKP-MHP blokunun 31 Mart İstanbul seçimlerinde uğradığı yenilginin tılsımı büyük çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu HDP seçmeniyle, açıktan koyuya milliyetçiliğin binbir tonunun birbirine karıştığı “Millet İttifakı” seçmeni arasındaki nesnel ortaklıktı. Bu kompleks ilişkinin güvencesi “stratejik akıl”, zayıf halkasıysa “etnik güvensizlik”ti. Kriz anlarında stratejik akıl karışınca “etnik güvensizlik” bir açık yaraya dönüşüyor. Önümüzdeki haftalar ve aylarda, diktatörlüğün bu açık yaraya aç kurtlar gibi saldırışına sadece tanık değil muhatap da olacağız.

Diktatörlüğün ilk özgün psikolojik harekat atağında bunca savruluş hiç hayra alamet değil. Etnik önyargılarla malul olanlar önyargılarının faşist provokasyonlar karşısında bir kör nokta oluşturduğunu kavramakta zorlanabilirler. Gene de bir senaryoyu satın almadan önce satıcının şeceresine bakmak herkesi gafletten koruyabilir: “Hangi posta bürünmüş olursa olsun bir kurt her zaman bir kurt; bir faşist her zaman bir faşisttir!”

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Post-modern önleyici karşı devrim

Yazar: Heval Elçi
11 Ocak 2026

Ortalık toz duman. AKP iktidarı, yirmi yılı aşkın iktidarı boyunca uyuşturucu ve yasa dışı bahis kaynaklı kara parayla oynadığı oyunun...

ABD’nin korsanlığı ve Halep’te Kürtlere saldırı

Yazar: Heval Elçi
11 Ocak 2026

Dünyada, bölgede ve ülkede sosyal ve siyasal gelişmelerin takip edilemez bir hızla yaşandığı bilinmektedir. Böyle olunca, geleceği kendi çıkarlarına göre...

Venezuela darbesi, Ortadoğu ve Rojava

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
10 Ocak 2026

Dünya oldukça farklı bir atmosfere doğru hızla sürükleniyor. ABD’nin Venezuela darbesi dünyada ‘yeni’ bir süreç yaratmış oldu. ABD tarafından Venezuela’nın...

Venezuella’dan Türkiye’ye gasp rejimi ve taşıyıcıları

Yazar: Aziz Oruç
10 Ocak 2026

Baş döndürücü hızla süren bir saldırı politikaları girdabının içindeyiz. Kapitalizm tüm stratejilerini uluslararası organizasyonlarla meşrulaştırmaya çalışırken ABD başta olmak üzere...

Nomosu olmayan yeryüzünde siyaset

Yazar: Heval Elçi
9 Ocak 2026

Geçtiğimiz haftalardaki bir yazı bildiğimiz dünyanın sonrasına doğru gittiğimize dair bazı tartışmalar yürütmeye çalışmıştık. Yazıda son yüz yıllık geçmişte kurulan...

Söze sahip çıkmak

Yazar: Heval Elçi
9 Ocak 2026

Halep’te iki Kürt mahallesi… Kürtlerin Suriye'deki iradesini teslim almak için bu iki mahalle üzerinden şantaj yapılıyor. İsrail'in Gazze fotoğrafından feyz...

Sonraki Haber

Yasa var uygulayan kim?-Özgür Karabulut

SON HABERLER

Kışanak: Kürt varlığının reddedilmesi savaş zihniyetidir

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

Kürt partilerinden ortak çağrı: Halep’teki saldırıları durdurun

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

Kop’ta Evrim Kadın Dinlenme Merkezi açıldı: Kadınların ikinci evi oldu

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

İç Güvenlik Güçleri: Xalid Fecir Hastanesi boşaltıldı

Yazar: Bedri Adanır
11 Ocak 2026

Veysi Aktaş ve Çetin Arkaş: İmralı esareti son bulmalı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

ABD’de ICE protestoları: 29 gözaltı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

Zahedan’da 200’den fazla kişi gözaltında

Yazar: Bedri Adanır
11 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır