• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Eylül 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Umutsuzluk savaşı-Ferda Koç

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
10 Mayıs 2019
Kategori: Manşet, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri, Erdoğan için Yıldırım Bayezit’in Ankara Savaşı, Napoleon Bonaparte’ın Waterloo Savaşı, Şah İsmail’in Çaldıran Savaşı gibi kötü kaderine yürüdüğü bir savaşa dönüşebilir. Kaybedilme ihtimali yüksek ve kazanılması halinde de kötü sondan kurtuluşu sağlamaya yetmeyecek kader savaşlarına.

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin Yenilenmesi” kararı, seçimin yeniden kaybedilmesi halinde Erdoğan’ın “reislik otoritesi”nin belki de onarılamayacak bir biçimde darbe almasına neden olacak. Böyle bir sonuç, sömürge faşizminin krizini “kontrgerillanın birliğini, Erdoğan’ın önderliğinde ve yeni bir temel üzerinden sağlayarak” aşma girişiminin de (yani 15 Temmuz sonrasında aldığı açık faşizm inisiyatifinin de) yıkıcı bir darbe almasını getirebilir.

Güçler ayrılığını ortadan kaldıran bir “rejim değişikliğini” gerçekleştirmiş, kendisini “başkan” seçtirmiş Erdoğan’ı İstanbul BB seçimlerini yenileyerek böyle bir “kader muharebesi”ne girmeye zorlayan şey nedir? Elindeki yetkilerle muhalefetin eline geçen yerel yönetimleri iktidarı için bir tehlike olmaktan çıkarabilecekken, üstelik Ankara’nın, Adana’nın, Antalya’nın, Mersin’in kaybını sineye çekmişken, siyasi ölümü göze aldıran bu “İstanbul Sevdası” nedir?

31 Mart seçimleri sürecinde, Erdoğan’ın 17 yıllık iktidarı boyunca oluşmasına izin vermediği“ düzen içi alternatif”in “Millet İttifakı” ekseninde oluşabileceği, bu ittifakın Kürt siyasi hareketi ile bir “arka kapı diplomasisi” kurma yeteneği gösterebileceği ortaya çıktı. Soru, Erdoğan’ın beklemediği yerden çıkmıştı. Erdoğan “Türkiye İttifakı”nı telaffuz ederek gelişen düzen içi alternatifi yönetilebilir hale getirmenin yoklamasını yaptı. Ancak bu yoklamaya, açık faşizm macerasına birlikte girdiği ortakları Ağar ve Bahçeli Çubuk’ta takozu koyuverdiler. 2012’de dış siyasette cihatçı müttefiklerinin ipoteği nedeniyle “Müslüman Kardeşler” ekseninden ayrılamayan ve Gülen’le kader birliği bozulan Erdoğan’ın ayağına, beş yıl sonra bu kez “Kürt savaşı” ekseninde oluşturduğu iktidar ortaklığı dolandı. Erdoğan, tarih ve coğrafyayla anakronizme düşen bir iktidar koalisyonuna (AKP-MHP-“Ergenekon” kalıntıları) mahkum olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Erdoğan şimdi iktidarını“ gidebildiği kadar götürme”nin peşinde. Bunun için gelişen “düzen içi iktidar alternatifi”ni, gelişmesinin başındayken boğmanın arayışına girmiş görünüyor. Başvuracağı yolun 7 Haziran sonrasından ilham alacağını kendisi de ifade etti. İBB Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi kararı, Erdoğan’ın bu politikası açısından anlamlı görünüyor. Sınırlı bir alanda gerçekleşen ve muhalefet güçleri açısından ittifak zemini daraltılmış bir “kilit muharebe” üzerinden “düzen içi iktidar alternatifi”nin bileşenleri arasındaki fay hatlarını harekete geçirmek. Erdoğan daha sonra bu fay hatlarını sürekli sarsarak muhalefetin yerel yönetimlerde sağladığı gücün bir iktidar tehdidine dönüşmesini zorlaştıracaktır.

7 Haziran’ın altından çok sular aktı. Erdoğan amacına, 7 Haziran sonrasında uyguladığı, PKK ile savaşı tırmandırmaya odaklanan ve 5 ay içerisinde bine yakın insanın ölümüyle sonuçlanan “terör kampanyası”nın yineleyerek ulaşmaya yönelmeyebilir. Ama Erdoğan’ın Kürt kartını oynaması da kaçınılmaz. Cizre, Silopi, Mardin ve çok sayıda ilçe belediyesinin Erdoğan, Soylu ve Yıldırım “zirvesi”nin hemen ardından polis ablukasına alınması önümüzdeki 45 günün “provokasyon merkezi”nde yine Kürtlerin yer alacağını göstermektedir. Çünkü düzen içi muhalefetin Kürt demokratik siyasetinin ve sosyalistlerin etkin desteği olmadan iktidar alternatifi olması mümkün değil.

Mevcut iktidarın sürdürülebilir olması için ise Kürt demokratik siyasetinin denklemden çıkarılması zorunlu. Bu öngörülebilir taktik, başta CHP olmak üzere “Millet İttifakı” içindeki partilerin Kürt demokratik siyaseti ile “sağ taban”da bile anlayışla karşılanabilecek bir ilişki kurmasına yol açabilir. CHP’nin, HDP’nin kazandığı belediyelere yönelik olarak önce YSK “çetesi”, daha sonra ise Soylu’nun provokasyonları ile girişilen gasp hareketlerine karşı açık ve net tavır alması, “bu saatten sonra” mümkündür (ve demokratik muhalefet potansiyeli bakımından sıçratıcıdır). Bununla birlikte, Kürt demokratik siyasetinin de, onlarca yıllık mücadele deneyimiyle hareket ettiği, önümüzdeki birbuçuk aylık sürede “merkezi muharebe”ye odaklanma, iktidarın provokasyonlarını “idare etme” eğiliminde olduğu hissedilmektedir.

Ancak, bu sürecin sonucunun iktidar uygulamalarının “Millet İttifakı” ve demokratik muhalefet güçleri üzerinde yarattığı olumsuz etkinin derecesine bağlı olarak belirlenmeyeceği de görülmeli. Davutoğlu’nun manifestosunun ardından gelen Abdullah Gül’ün “sükut-u hayal” açıklaması, İmamoğlu’nun çağrısının “tanınmış yandaş sanatçılar” arasında da ciddi bir yankı bulması, TÜSİAD’ın “yürek yemiş” hareketleri, havuz dışındaki “rehine medya” organlarından yükselen çatlak sesler, “Cumhur İttifakı”nın hegemonyasını dağıtan, insicamını bozan bir “rüzgar”ın gelişmekte olduğunu gösteriyor.

Öte yandan iktidarın başvurduğu “irade gaspı”, CHP’de ortaya çıkardığı “örgütleyici” sonuçlar, seçim sürecine etkin katılım çağrılarına alınan enerjik yanıt ve sokaklardan alınan muazzam nabız, iktidarın İstanbul seçimine yönelik yolsuzluk ve sindirme hayallerinin kolayca gerçekleşemeyeceğini de hissettiriyor. “Bir gece ansızın patlak verecek” kur tsunamisi ve bir felaket boyutlarına gelmekte olan enflasyon ve işsizlik gerçeği ile Erdoğan ve şürekasının ballı iktidar aşkı arasındaki büyük kontrastın, davulu Erdoğan’ın boynuna asıp gelişi güzel tokmak sallayan Bahçeli’nin AKP tabanı içerisinde yarattığı çözülme de cabası.

Erdoğan her geçen gün azalan bir güçle, her geçen gün çoğalan bir kuvvete karşı, çıplaklaşan bir şiddet ve hoyratlıkla ama artan bir beceriksizlikle saldırıyor. Diktatörün yönü, labirentinin derinliklerine doğru.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Tuncel: Süreci izlemek için değil, barışa götürmek için mücadele ediyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Kadın örgütlerinin, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde bir komisyon oluşturmayı konuştuklarını belirten TJA üyesi Sebahat Tuncel, 'Süreci izlemek için değil,...

Apê Musa katledildiği sokakta anıldı: Mirasını sürdüreceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Kürt bilgesi Musa Anter’in katledildiği yerde gerçekleştirilen anmada, cinayetin aydınlatılması ve yüzleşme çağrısı yapıldı Amed’de 20 Eylül 1992 tarihinde JİTEM...

İki çocuğunu yitiren Kadriye Korkmaz: Yüreğim yandı ama barış olsun diye dua ediyorum

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Çocuklarını Kürt özgürlük mücadelesinde yitiren Korkmaz ailesi İstanbul’da düzenlenen anmalarda yerini aldı. Anne Kadriye Korkmaz yaşamını yitiren oğulları için, ‘Yüreğim...

Martina Anderson: Müzakere etmek mücadeleden vazgeçmek değildir

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Kuzey İrlanda'daki barış süreci deneyimini anlatan Martina Anderson, müzakereye geçişin mücadeleden vazgeçmek değil, mücadeleyi siyasal alana taşımak anlamına geldiğini belirtti ...

Öcalan’ın avukatlarından Öztürk: Komisyonun çalışma alanı Sayın Öcalan’ın rolünü sınırlandırmamalı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun 4 alt komisyon oluşturması hakkında konuşan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Raziye Öztürk, komisyonların Abdullah Öcalan’ın rolünü...

Bugün 20 Eylül

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

1992 yılının Eylül ayının 20’sinde Diyarbakır Seyrantepe mahallesinde organize bir eylemle Musa Anter katledildi. Bu kalleşçe eylemi gerçekleştiren kişilerin bazıları...

Sonraki Haber

'Kriz için çözüm rejim değiştirmek'

SON HABERLER

Kaşif Kozinoğlu soruşturması: Gözaltındaki ambulans şoförü serbest bırakıldı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Cumartesi Annesi Güzel Şahin anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Rojin Kabaiş’in telefonu veriler silinmeden açılabilecek

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Esenyurt’ta özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Hayat memnuniyetinde Türkiye sondan ikinci: Savaş halindeki Ukrayna’nın 1 sıra üstünde

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Tuncel: Süreci izlemek için değil, barışa götürmek için mücadele ediyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

DAD: Barış karşıtı söz söyleme girişimlerini reddediyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır