• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Eylül 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

‘Devrimin tekniği’ ve normalleşme – Foti Benlisoy

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
12 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Malaparte, 1931 yılında yayımlanan “Darbe: Devrimin Tekniği” adlı kitabında, “devleti fethetmek ve korumak siyasi değil, teknik bir meseledir” diye yazıyordu. Ulusal Faşist Parti’nin üyesi olan Curzio Malaparte’ye göre “darbe tekniği”, devletin kaynaklarını, yani devletin altyapısal gücünü (telefon sistemini, posta hizmetlerini, elektrik jeneratörlerini vb.) ele geçirmekle alakalı teknik bir meseleydi. “Darbe/devrim”, bu kaynakların fethinde kullanılacak askeri-siyasi güçlerin derlenmesi ve doğru zamanda doğru yerde konumlandırılmasıyla, düşman güçlerin tarafsızlaştırılarak atalete sürüklenmesiyle ilgili bir taktikler meselesiydi. “Fethedilmiş devleti koruma” eylemi olarak YSK’nın İstanbul seçimlerini yenileme kararı, Malaparteci “darbe tekniği” açısından son derece başarılıdır. “Her şey güzel olacak” çıkışının muhalefet saflarında sebep olduğu moral itki ne olursa olsun, meşru ve geçerli seçim sonuçlarının hiçbir makul hukuki gerekçe olmaksızın iptali, üstelik bunun muhalefet tarafından sindirilmiş olması, devletin altyapısal gücü ve kurumsal mimarisinin şefçi fethinin acı bir tezahürüdür. “Sandıkla gelenin sandıkla gitmeyebileceğinin” ilan edilmesi, iktidar açısından alınan ciddi risklere karşın esas olarak muhalefet için bir geri adımdır ve her şeyin güzel değil de en hafif tabirle oldukça zor olacağının işaretidir.

Malaparte aslında ancak kısmen haklıdır: Devleti “fethetmek” ve “korumanın” teknik bir mesele olduğu doğrudur. Ancak devletin fethinin kalıcı olup olamayacağı meselesi başarılı taktik hamlelere değil, esas olarak toplumsal güç ilişkilerine bağlıdır. Türkiye’de şefçi bir rejimin inşası esas olarak temel toplumsal sınıfların, Gramsci’nin deyimiyle, “kendi kampları içerisinde bir yeniden inşa iradesine özerk ifade kazandırmaya muktedir olmaması” sonucunda mümkün olmuştur. İktidarın yakın geçmişte Malaparteci “tekniği” defaten ve muvaffakiyetle uygulayabilmesinin nedeni, bir yandan hâkim sınıfın birlik ve bütünlüğünün sağlanamaması, diğer yandansa alt sınıfların siyasal ve sosyal planda dağınık ve etkisizleşmiş olmasıydı. Temel toplumsal sınıfsızların dermansızlık ve dağınıklığı, alternatif bir hegemonik projeyi gündeme getirecek siyasal kapasiteye sahip olmayışı, şefçi seçeneğin önünü açmıştı. Dolayısıyla “darbe tekniğinin” başarı ya da başarısızlığı toplumsal güç ilişkilerinin somut konjonktürüne bağımlıdır.

Kriz bu konjonktürü yeniden biçimlendirmekte, “aşağıda” da “yukarıda” da bugüne değin geçerli olmuş dengeleri alt üst etmektedir. Bu bakımdan 6 Mayıs’ta seçim güvenliğine vurulmuş darbenin sonuçlarını belirleyecek şey, mağduriyetin ya da memlekette sandığa olan itimadın iktidar karşıtı bir siyasal reaksiyona dönüşmesi ihtimali değil, krizin şefçi momenti mümkün kılmış sınıf konjonktrünü değiştiriyor olmasıdır. Mesele sadece hâkim partinin toplumsal tabanındaki ağır çekim erozyonun görünür hale gelip hızlanması değildir. Daha da önemlisi, kriz dolayısıyla şefin hâkim sınıf fraksiyonlarının birliğini sağlama, çeşitli hiziplerin ekonomik ve siyasi güç kaynaklarına erişimini belirleyen tek güç olma kapasitesindeki erozyondur. Bu durum, hâkim sınıfın siyaseten pasifize olmayı, yani “siyaseten mülksüzleştirilmeyi” sineye çekmeyi sürdürmesini zorlaştırmaktadır. Bu bakımdan AKP içerisindeki itirazların giderek daha görünür hale gelişi, vicdani bir kalkışmanın değil, şefin “yukarıdaki” bütünleştirici/birleştirici işlevini yerine getirmekte yaşadığı zorlanmanın işaretidir.

Bu zorlanma, krizde kimin (hangi sermaye kesimlerinin) “kurtarılıp” kimin “feda edileceği” sorusuna dair tereddütler, hayata geçirilemeyen “yapısal reformlar”, başka bir deyişle “kriz yönetiminin krizi” olarak cereyan etmektedir. Sermaye sınıfının düne kadar siyaseten sindirilmiş kesimleri, ekonomi yönetiminin “siyasetten arındırılması” (Merkez Bankası bağımsızlığı, Albayrak’ın görevden alınması vs.) yönünde bastırmaktadır. İktisat yönetiminin depolitizasyonu yoluyla “normalleşme”, şefçi rejimin bizatihi varlığına yönelmiş bir tehdittir ve Erdoğan’ın frene basamamasının, sürekli ileriye kaçmasının nedeni de budur.

Not: Böyle bir “normalleşmenin” demokrasiyle bir ilgisinin olup olmadığıysa apayrı bir başlıktır…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

‘Halkların biricik yoldaşıydı…’

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Hüseyin ağabey bizler için bir arkadaş, yoldaş, dost canlısı bir insandı. Entelektüel, aydın kişiliğiyle halkımızın, halkların biricik yoldaşıydı. Zindanı yaşayan...

Süreç karşıtları ve devlet

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Yaklaşık iki yıl önce, Kürt halkı ve Aleviler başta olmak üzere Türkiye haklarını ve toplumun tüm kesimlerini çok yakında ilgilendiren...

İnsanlık suçu

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

İnsanlık tarihinde en büyük suçlardan biri ırkçılıktır. Bu suç günümüzde de işlenmektedir. İktidarlar kendi çıkarları doğrultusunda el altından da olsa...

Hep hikâyede

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Hırs için can ve zaman harcayan çağlardan bu günlere kadar geldik. Öyle ki geldiğimiz yerleri ve ezberleri beraberimizde getirdik. Denilir...

Ağustos enflasyonu: Garp cephesinde yeni bir şey var!

Yazar: Yeni Yaşam
5 Eylül 2026

TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan ağustos ayına ilişkin aylık ve yıllık enflasyon oranları arasındaki farklılıklar sürüyor: TÜİK’in yıllık enflasyonu...

Karaburun Bilim Kongresi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Eylül 2026

Karaburun Bilim Kongresi’nin 20.’si İzmir’in Karaburun ilçesinde gerçekleştiriliyor. Türkiye’de bir etkinliği 20 yıl boyunca istikrarlı biçimde sürdürmek başlı başına bir...

Sonraki Haber

Hatırlama fragmanlarından karşı-hafıza peyzajının inşasına 1915-V - Adnan Çelik

SON HABERLER

Veyis Ateş hakkında tahliye kararı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

STÖ’lerden ortak açıklama: Newala Qesaba için sorumluluk alalım

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

GÖÇ-DER’den Meclis’e başvuru

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

ODTÜ’lülerden ‘rant yolu’ projesine tepki

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Özgür Özel’den DEM Parti’ye tebrik telefonu

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Rojava’da öğrenciler 2 gündür Kürtçe eğitim için eylemde

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Sine’de sağlık emekçisi eylemde

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır