• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Eylül 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Biz o hamalın paltosundan çıktık işte-M. Ender Öndeş

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Ta ne zamandı, 12 Eylül’ün ikinci yılı… Cezaevinde, bir ziyaret dönüşünde görmüştüm onu. Yaşlı, epey yaşlı bir adamdı; gözleri korku doluydu; sadece gardiyanların değil, yemek dağıtan mahkûmların önünden bile düğmelerini ilikleyerek geçiyordu. ‘Doktor bey’ diyordu gardiyanlar, uzaklaştıktan sonra da yedi sülalesine sövüyorlardı. Doktordu gerçekten, hükümet tabibi gibi bir şey. Adana’nın bir ilçesinde, 12 Eylül’ün ilk günlerinde, nasıl gaza gelmişlerse artık, o ve bir başçavuş, define bulduğuna inandıkları 4 köylüye tuzlu lapa yedirip ayaklarından asarak öldürmüşlerdi. Siyasi vaka olmadığından herhalde, ağır cezalar almışlardı biraz. Çoktan ölmüştür artık, o tarihte bile çok yaşlıydı zaten.

Şule Çet’in katillerinden biri mahkemede, “Cezaevinde yöneticiler insanı gözünün içinden tanıyor. Ben orada iki tane ödül aldım” diye kibirlenince aklıma geldi yeniden.

Öyledir, bilirim, iyi bilirim, hakikaten insanı gözünden tanırlar orada. Kardeşlerimizin, kızkardeşlerimizin koğuşlarını darmadağın edip süngerli odalarda dövdüklerinin sebebi de odur zaten. ‘İyi huylular’ ile ‘kötüleri’ birbirinden ayırmak, onların işidir çünkü.

Öyledir, bilirim, bizi tanırlar, onları da…

‘Kafası koparılacak’, ‘tüyleri yolunacak’ veletlerdir onlar. Takım elbiselerle hava basmak, sağa sola laf atmak bir mahkeme şovudur da sonra gecenin zırıldamaları gelir. Duruşma salonunda yoksul babalara yapılan afra tafra, cezaevi kapısında biter çünkü. Üç kuruş maaşa talim eden her gardiyan, ‘şafak’ sayan her asker biraz acısını çıkarır kendi yoksulluğunun, ‘gözünden tanır’ onlar ‘iyi aile’ çocuklarını.

Öyledir, bilirim, hakikaten gözünden değilse de cüzdanından şıp diye tanırlar insanı oralarda. Çocuğunu yarım saat görebilmek için borçla harçla kilometreler aşan Cizre’nin yoksul kadınlarına benzemez onların aileleri. Bizim gibi ‘kızına sahip çıkamayan’ anne babalara ise hiç benzemezler. Sahip çıkarlar oğullarına, bir halt yemişse hele daha çok sahip çıkarlar. Evlat başka şeydir çünkü. İnsan evladını korumak ister; neyi varsa onunla yapar bunu. Biz dayak yeriz sokaklarda işte, yerlerde sürükleniriz evlatlarımız ölmesin diye, ‘cahil’ yazarlar künyemize, onlar cahil değildir ki! Bilirim, onların cezaevi yönetimleriyle, hatta tek tek gardiyanlarla nasıl ilişkiler kurduğunu, bu işlere nasıl büyük paralar akıttıklarını iyi bilirim. Bir yolunu bulurlar her zaman, hücrelere kendi elleriyle paket taşıyan müdürler savcılar görmüşlüğüm vardır; öldürülen kızların ailelerine servetle ya da beyzbol sopalarıyla yapılan ziyaretleri de biliriz biz.

Ve Mandolin… Ah o Mandolin! Aradan onca yıl geçti, ne zaman Yılmaz Güney’in Baba filminin o ‘mandolin’ sahnesini izlesem salya sümük ağlarım ben. Cinayet işlemiş hayırsız veliaht için yoksul bir sandalcıyla yapılan gece pazarlığını, o çaresizliği, Yılmaz Güney’in yanaklarından süzülen o gözyaşlarını…

Öyledir ama. Onların çocuklarının ‘mahvolmaması gereken istikbali’ vardır çünkü. ‘İstikbal’ mühim bir şeydir, nazlıdır da biraz, bizim mahallelerimize hiç uğramaz, ayakları çamura girsin de kirlensin istemez. Başlamadan biten yaşamlarımızın kenarından bile geçmez. Pompalı tüfekle kuş gibi avlarlar bizim Nihat çocuğumuzu, Ceylan uçup gider de gözleri kalır fotoğraflarda, panzerin yıktığı duvarların altında biter Muhammed’le Furkan’ın hikâyesi, Cemile’nin kaderine bir buzdolabı düşer, Berkin’e ise gaz fişeği…

***
Ama o hamal var ya işte o hamal… Hani “oğlum talebeydi, işkencede öldürdüler” diyen adama, İbrahim Kaypakkaya’nın babasına sarılıp ağlayan ve cenazeyi taşırken “para istemez” diyen o hamal… Beyaz tülbentli kadınlarımız hep onun çocuklarıdır, her cumartesi yorgun bacaklarını sürükleyerek yollara düşenler, sırtı coplanırken ah bile etmeyenler, adını her andığımızda içimizi titreten Leyla’mız, ondandır, hep onun mirasındandır. Biz hepimiz, o hamalın kırk yamalı paltosundan çıktık işte. Odur bizim varidatımız, bütün zenginliğimiz odur, vallahi de billahi de şu dünyada neyimiz var neyimiz yoksa odur, ondandır.

Ondan başka da kimimiz kimsemiz yoktur, vallahi de billahi de yoktur.

***
‘İnsanın gözünün içinden tanıyorlar’ diyor veliaht hazretleri.

Bizim gözümüzün içine bakmak öyle kolay mı?

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Savaş uğultusu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

“Savaşta her şey basittir, ama en basit şey bile zordur” Clausewitz Geçen haftaki yazımızda küresel ölçekte bir savaş uğultusu olduğunu...

Sorun doğru teşhis edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Eğer Kürt Halk Önderi böyle zorlu bir sorunda örgüt yönetimi ve kadroları ile görüşemezse bu süreç sağlıklı gelişemez. Bunu anlamamak...

14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla K. Marx, J. London, S. Freud, A. Gide gibi bir çok...

Kurtlar sofrası

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Bir MİT ajanının (Kaşif Kozinoğlu) 2011 yılında cezaevindeyken fenalaşarak ölmesi, geçtiğimiz ay yeniden soruşturulmaya başladı. Bu yeni bakış bağlamında ölümün...

Adalet mi dediniz?

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

BM’de toplanan ülkeler ilkeleri için sunum yaptılar. Türkiye adına Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşma yaptı. O kadar güzellemeler ve bazı ülkeler için...

Ya çözüm ya da seçimsiz diktatörlük ve savaş

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Özgür Özel’in “sosyal patlamanın eşiğindeyiz” sözünü neden sarf ettiğini hatırlayanınız var mı? Sanmıyorum. Siz hafızalarınızı yoklaya durun, ben size, meydana...

Sonraki Haber

Kötülüğün halis hali-Azad Barış

SON HABERLER

Savaş uğultusu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Altın şirketlerinin hedefi Kürt coğrafyası

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Türkiyeli sosyalistler için strateji sorunu ve güncelin seçeneği

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

İtalya, Federe Kürdistan ve Irak’taki askeri varlığını sona erdirdi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Londra’daki konferansın ilk günü sona erdi: Özerklik ve barış deneyimleri ele alındı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Kütahya’da kadın cinayeti: İş yerinde katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Fon soruşturması: Melis Sandal ve babası hakkında yakalama kararı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır