• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Şubat 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

İstanbul’dan sonra…-Ertuğrul Kürkçü

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Başkent Ankara olabilir ama Erdoğan’ın “payitahtı” İstanbul’du. Ankara ordu, polis, yargı ve kontrgerilla demek; İstanbul ise, din, para ve “sivil toplum”… Erdoğan Ankara’yı İstanbul üzerinden yürüyerek ele geçirmiş, devlet gücünü kuşanmıştı ama şimdi İstanbul devlet gücüyle yeniden fethedilmedikçe gerçekten “payitaht” sayılamaz, siyasal İslam gerçek bir hükümdarlık halinde iktidara yükselemezdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bu iktidarın nüvesiydi. 42,6 milyar TL’lik “konsolide bütçe”siyle, trilyonlarca dolarlık kent rantının üretim ve dağıtımında sahip olduğu istisnai yetkilerle İBB, AKP’yle iç içe geçmiş inşaat ve spekülasyona dayalı ahbap çavuş kapitalizminin nemalandığı en önemli yatırımcı kurumdu; havuz medyasıyla kültür-eğlencespor dünyasının başlıca gübreliği, diktatörlüğün sivil dayanakları ve kitle seferberliğinin, cemaat ve vakıfların arpalığıydı; güvenlik şirketleri ve belediye zabıtası suretinde oluşmakta olan sivil şiddet seferberliğinin meşruiyet zeminiydi.

İstanbul ve onun hayat damarlarını emerek yaşayan İBB, Erdoğan tarafından hep gelecek saltanatın doğum yeri olarak hayal edilegelmişti. Devlet, varolandan ibaretti, ama İstanbul yeniden istila edilen Taksim’le, “Yavuz Sultan Selim Köprüsü” yle, Yeni Havalimanı’yla, Çamlıca Tepesi’ne dikilen sözüm ona “selatin” camisiyle Osmanlı restorasyonculuğunun alametlerinin yükseldiği ve yükseleceği yerdi. O yüzden kaybedilemezdi.

31 Mart İstanbul -ve Ankara- yenilgisinin AKP ve Erdoğan için göreli yıkıcılığı tam da burada; yeni rejimin yerel ayaklarını tahkim hedefiyle girdikleri seçimlerden Türkiye’nin bütün büyük merkezleri ve Kürdistan’da devlet şiddeti dışında hiçbir nüfuzlarının kalmadığının apaçık yüzlerine çarpılarak çıkmalarındaydı. 31 Mart’ta muhalefet dinamikleri arasında oluşan kimyanın gücüyle başa çıkamadılar. Kutuplaştırıcı siyasetleri sadece HDP’nin batıda, bütün büyük kentlerde yürüttüğü çok yönlü ve çok seçenekli siyasetin başarısını pekiştirdi. Kazdıkları kuyuya düştüler.

Seçimin tekrarının bir kısım AKP seçmeninin de ikrah etmesi dışında bir sonuç vermediği görülüyor. Binali Yıldırım üzerinden denenen “uzlaştırıcı” taktikler, laftan ibaret “müzakere” dili bir işe yarasa Erdoğan’ın, “atın ölümü Arpa’dan olsun” diyerek yeniden ağzını açması gerekmezdi. Fakat, Binali Yıldırım’ın “yumuşaklığı” da, Erdoğan’ın “şeditliği” de artık İstanbul’u iktidara kazandıramaz. 23 Haziran’da İBB, tarihsel bir halk ittifakının ellerinde Ekrem İmamoğlu’na geri dönecek. Buna şüphe yok! Asıl soru, İstanbul’un AKP’nin elinden çıkmasının merkezi siyasete nasıl yansıyacağı…

31 Mart+23 Haziran yenilgileri, saltanat hayalleri ağır hasar gören, Erdoğan’ı Orta Anadolu bozkırlarına ricate zorluyor. Ama burası MHP’nin -daha genel bir ifadeyle “ülkücü hareket”in- “lebensraum”u (Hitlerci sözlükte “hayat sahası”) Bu ricat, “Cumhur İttifakı”nın da yeni bir iç gerilimle sarsılması demek.

Saray’ın alternatifi, “Türkiye İttifakı”. Erdoğan, ilk yenilgi ardından havuz medyasına sızdırdığı yeni ittifak planında ordu, bürokrasi ve sermayeye “Cumhurbaşkanlığını -yani Erdoğan’ı- ülke liderliği olarak kabul etmek ve konumlandırmak,” şartıyla “Cumhuriyetimizi ve kurucu liderimiz Atatürk’ü, ülke ve milli değerlerimiz olarak sahiplenerek” ülkeyi birlikte yönetmeyi teklif etmişti. Muhalefetin bağrına da bir kama saplamayı denedi: “[…] hak ve özgürlükler alanımızı yurtseverlik esasına dayalı geliştirmek. Sınırları belirsiz liberalizmden değil, yurtsever demokrasiden yana olmak.”

Yenilen Erdoğan 24 Haziran’da İstanbul’dan Ankara’ya “düşman hukuku”na anayasal statü kazandırma teşebbüsünden başka bir anlamı olmayan bu manifestoyla dönecek.

7 Haziran 2015’ten bu yana hiçbir halk oylaması kendisiyle sınırlı kalmadı, diktatörlüğün rıza devşirmek için istismar ettiği bir plebisite dönüştü. Muhalefet 23 Haziran’da Erdoğan’ı peşpeşe ikinci kez yendikten sonra yarı yolda duramaz; Erdoğan’ın muhalefeti bölme hamlesine karşılık vermekle, yüz yıldır elden düşürmediği “Demokratik Cumhuriyet” çağrısını şimdi bayrağının öteki yüzüne “Komara Demokratîk” yazarak yükseltmekle mükelleftir.

İstibdat ile “münazara” demokratik bir seçenek değildir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

‘Alaturka Faşizm’ veya şeylerin gerçeğiyle yüzleşebilmek…

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

‘Faşizm demokrasinin karşıtı değil, onun kriz zamanındaki evrimidir.’ Bertolt Brecht ‘Kapitalizme dair eleştirel bir yaklaşıma sahip olmayanların faşizm konusunda susmaları...

27 yıl

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Kürt Halk Önderi, İmralı’da bir zihniyet ve vicdan devrimi gerçekleştiriyor. Reel sosyalizmin dağılmasından sonra insanlığı bir umutsuzluk sarmıştı. Sosyalizme çok...

Münih güvenlik konferansı ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Şam yönetiminin Halep saldırısından beri Suriye’de sorunlar zirve yaptı. SDG petrol bölgelerinden çekildi. Hatta Şam yönetimi Fırat’ın doğusunda da bazı...

Balyoz siyaseti ve Münih Güvenlik Raporu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Uluslararası ilişkilerde artık her şey "kriz" olarak telaffuz edildiği için pek bir anlamı kalmadı. Kriz deyince kimse dönüp bakmıyor. Ancak...

İnsan yarası

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Acıların geçmişi var, geleceği var ama zamanaşımı yok. Anların da acıları var; hırpalanmış, horlanmış, kaçmış, kaçırmış, uymamış, göz hizasında şaşıp...

2026 ve sonrası: Finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (III)

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

5 Ocak’ta Bitcoin’in fiyatı yüzde 12’lik bir düşüşle 63.000 dolara kadar geriledi. Bu seviye, Ekim 2025'teki 126.000 dolarlık tüm zamanların...

Sonraki Haber

Ah bakın ölüyoruz...-Metin Yeğin

SON HABERLER

Süveyda’da kapsamlı klinik hizmetlerinin yüzde 90’ı durdu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Eğitim-Sen 21 Şubat’ta Uluslararası Anadil Günü Sempozyumu düzenleyecek

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

 Amedspor, teknik direktör Mesut Bakkal ile anlaştı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

‘Alaturka Faşizm’ veya şeylerin gerçeğiyle yüzleşebilmek…

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

21 Şubat: Direnen bir dil, yükselen bir talep

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

27 yıl

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Bir bütün olarak yaşam

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır