• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Eylül 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Gidene ve gelmekte olana dair… – Foti Benlisoy

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Şu son beş yıldır hep aynı seçimi yapıyoruz aslında. Görüntü yanıltmasın. Sandığa atılan pusulalar, pusulanın üzerinde yazanlar birbirinden farklı elbette. Bunlardan kimisine yerel seçim diyoruz, kimisine referandum, kimisine cumhurbaşkanlığı seçimi… Adaylar farklı, katılanlar farklı, seçim kampanyaları farklı, ambalaj, marka her şey farklı… Gene de aslında hepimiz bal gibi farkındayız: Bunların hepsi tek ve bir seçim; biz beş yıldır lideri oyluyoruz.

Şefin oya sunulduğu bu plebisitler silsilesi ile amaçlanan, liderin sadece halkın “temsilcisi” olarak onay görmesi değil, onun önünde bir “efendi” olarak diz çökülmesidir: Halk liderinin çağrısıyla bir seçim yapmaya çağrılmakta, seçim esas olarak bir biat seremonisi olarak cereyan etmektedir. Bu, geleneksel temsil mekanizmaları ve parlamenter yollarla sağlanamayan devletin bütünlüğünün lider aracılığıyla, ona plebisiter biat yoluyla tesis edilmesi girişimidir

Otokratik rejim, “milli irade” mitine, yani şefin milli iradenin doğal temsilcisi olduğu varsayımına dayanıyordu. Bu, çarpıtılmış da olsa sandığın temel meşruiyet ve güç kaynağı konumunda olduğu, “plebisiter” bir olağanüstü rejim tipiydi. İktidar, düzen içi hizipler arası güç ilişkilerini şef lehine tanzim etme çabasında ezici sandık çoğunluğuna, büyük kalabalıkların liderin etrafında mobilize edilmesine, yani şefin milli iradenin adeta cisimleşmiş hali olduğu varsayımının sürekli doğrulanmasına dayanıyordu. Devlete sandıktaki kitle mobilizasyonuyla, yani “millet” adına el koyma stratejisi, Bonapartist girişimin temel güç ve meşruiyet kaynağıydı.

İşte bu plebisiter mobilizasyon güç ve kapasitesinin iktidarın yumuşak karnı haline gelişini izliyoruz. Bonapartist hizbin, “milletle” olduğu varsayılan temsil ilişkisinde oluşmaya başlayan zaafı, onu istikrarsızlaştıran bir etkiye yol açıyor. Kitlelerle lider arasındaki “mistik” bağ aracılığıyla bir otokrasi yaratma girişimi, AKP’nin (üstelik MHP payandasıyla) toplumsal çoğunluğu yitirmiş bulunduğunun tescillenmesi haliyle nasıl baş edeceğini bilmez görünüyor.

Toplumsal çoğunluk iddiasının altını oyan, krizin iktidar blokunun dayandığı toplumsal-sınıfsal zemini istikrarsızlaştırmasıdır. Şefçi rejim daha evvel maharetle yapabildiklerini, yani “yukarıdakilerin” farklı çıkar, talep ve beklentilerini bütünleştirebilmeyi ve “aşağıdakilerin” önemli bir bölümünün de rızasını maddi ve sembolik ödünlerle seferber etmeyi artık öyle rahatça beceremiyor. Dolayısıyla da yakın geçmişin bu muazzam plebisiter seferberlik makinesi tekliyor, “error veriyor”.

“Şefçi moment” geçtiğimiz yıllarda bir kurumlar bunalımı olarak tezahür etse de sınıflar arası güç ilişkilerinde temel sınıfların siyasal kapasitesizliğiyle tanımlanabilecek somut bir konjonktürün eseriydi. Ekonomik buhran bu konjonktürü dağıtmakta, daha şimdiden siyasal konum alışlarda değişiklik ve kaymaları, kolektif siyasal bilinçte düne kadar olası görülmeyen sıçramaları mümkün hale getirmektedir. Seçim kampanyasında beka ile başlayıp Öcalan’ın mektubunu yayımlamaya varan dağınıklık, bu yeni koşullarda iktidar cenahındaki “stratejik tutulmanın” ve kafa karışıklığının eseridir: Şefçi rejim ya frene basıp sınırlı da olsa bir “normalleşme” yolu arayacak ya da gaza basıp “ileriye kaçmayı” deneyecektir. Her iki durumda da mevcut rejim bugünkünden farklı bir hale evrilecektir. Devlet içi hizipler arası güç dengelerinde ciddi dönüşümlere yol açacak “yatay sınıf savaşları” ufuktadır. Seçim sonuçları ne olursa olsun Türkiye’nin “kırılgan (plebisiter) Bonapartizmi” için yolun sonu görünmüştür. Eski şimdiden eskimektedir. Yeniyi bu (Gramsci’nin o meşhur ifadesiyle) “marazi semptomlar” çağında “her şey güzel olacak” rehavetiyle karşılamaksa saflık olacaktır.

Hamiş: Pazar günü sandıktaki sonuç kamuoyu yoklamalarının gösterdiği şekilde iktidar açısından (üstelik farklı) bir mağlubiyet olursa iktidar cenahı 31 Mart’taki kontrol edilebilir, kısmi yenilgiyi kendi elleriyle tam manasıyla bir hezimete dönüştürmüş olacak. Böyle bir sonucun ardından kimse “seçimsiz 4 yıl” beklemesin.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Savaş uğultusu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

“Savaşta her şey basittir, ama en basit şey bile zordur” Clausewitz Geçen haftaki yazımızda küresel ölçekte bir savaş uğultusu olduğunu...

Sorun doğru teşhis edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Eğer Kürt Halk Önderi böyle zorlu bir sorunda örgüt yönetimi ve kadroları ile görüşemezse bu süreç sağlıklı gelişemez. Bunu anlamamak...

14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla K. Marx, J. London, S. Freud, A. Gide gibi bir çok...

Kurtlar sofrası

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Bir MİT ajanının (Kaşif Kozinoğlu) 2011 yılında cezaevindeyken fenalaşarak ölmesi, geçtiğimiz ay yeniden soruşturulmaya başladı. Bu yeni bakış bağlamında ölümün...

Adalet mi dediniz?

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

BM’de toplanan ülkeler ilkeleri için sunum yaptılar. Türkiye adına Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşma yaptı. O kadar güzellemeler ve bazı ülkeler için...

Ya çözüm ya da seçimsiz diktatörlük ve savaş

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Özgür Özel’in “sosyal patlamanın eşiğindeyiz” sözünü neden sarf ettiğini hatırlayanınız var mı? Sanmıyorum. Siz hafızalarınızı yoklaya durun, ben size, meydana...

Sonraki Haber

Bir cenaze ve Orta Anadolu’nun makûs talihi - Tarihin Belleği

SON HABERLER

Mukteda es-Sadr, Seraya es-Selam örgütünü feshetti

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Hevsel ve Dicle Üniversitesi’nin arazilerinde kenevir yetiştiriliyor iddiası

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Amed’de şehir hastanesi şantiyesinde 90 işçi işten çıkarıldı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Koma Amed’in Harbiye konseri bugün

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Dilan Polat ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Abdülmecit Baskın için Faili Meçhulleri Araştırma Başkanlığı’na başvuru

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Said Çömlek ve Kerem Tonka Mexmûr’da anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır