Meclis komisyonu ile yapmış olduğu görüşmede Suriye’deki gelişmelere ışık tutan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, üniter yapının ve demokratik yerel yönetimlerin birbirini besleyebileceğini belirterek, ülkenin yeni bir diktatöre kurban edilmemesi gerektiğini vurguluyor
İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 Kasım 2025’te Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile DEM Parti, AKP ve MHP temsilcilerinden oluşan Meclis heyetinin görüşme tutanakları yayınlandı. İmralı ziyareti tutanakları dün Meclis’nin resmi sayfasından paylaşıldı. Yayınlanan tutanaklarda, Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’nun demokratikleşmesi noktasında önemli tespitlerde bulunurken aynı zamanda Suriye’de olası gelişmelere ışık tutuyor. Tutanaklarda, “Demokratik Toplum” paradigmasının Suriye’deki halklara umut olacağı vurgulanırken, yerel demokrasi olmadan ülke yönetiminin yeniden diktatörlüğe everilebileceğine dikkat çekiliyor.
Tutanakta Suriye’de 20 yıl yaşadığını ve Suriye coğrafyasını çok iyi tanıdığını hatırlatan Abdullah Öcalan, Suriye meselesinin Türkiye kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ortadoğu’da Kürtlerin jeopolitiğine dikkati çeken Abdullah Öcalan, Kürdistan’ın dört parçasındaki ağırlığını anımsatıyor. Ahmed El-Şara’nın SDG gibi Demokratik Suriye için adım atması gerektiğini ifade eden Abdullah Öcalan, “Suriye’de çok yoğun bir Arap milliyetçiliği bulunduğunu, orada Türkmenlerin de olduğunu, kendilerinin (SDG) aynı Kürtler gibi haklarını gözeteceklerini, Suriye için ne mezhep ne etnik temelli, yerel bağlamda güçlendirilmiş bir demokrasi gerektiğini düşündüğünü, asıl sorunun bu kavramın içeriğinin nasıl doldurulacağı ve Anayasa’ya nasıl dahil edileceği olduğunu, bir devlet için merkezi üniter güçler kadar bölgesel yerel demokrasinin de gerektiğini, biri olmadan bir diğerinin olmayacağını” ifadelerini kullanıyor.
‘Ahmed El-Şara diktatöre dönüşebilir’
Suriye’de demokratik yöntemlerle entegrasyonun gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Abdullah Öcalan, “Suriye’de Arap milliyetçiliğinin güçlü olduğunu, Suriye’de ESAD ailesinin yaptıklarının ortada olduğunu, eğer demokratik şartlar sağlanmaz ise Ahmed El-Şara’nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceğini, Türkmenlerin Kürtlerden daha kötü durumda olduklarını, kendilerini ifade edecek bir cemiyeti, Türkmen komünü bulunmadığını, muhataplarının komünü anlayıp anlamadığını, bir iki ailenin çıkıp bütün Halep’in rantını kendine bağlayabileceğini ve bunun tedbirini almak gerektiğini, bunun bütün halklar için geçerli olduğunu, Türkmenlerin orada bin yıldır büyük çabaları olduğunu, onların sivil toplum olmasının işin doğası gereği olduğunu, Çerkesler ve Ermenilerin de bulunduğunu, onların da kendini modern bir sivil toplum haline getirmesi gerektiğini” dile getiriyor.
‘Suriye yeni bir diktatöre kurban edilmemeli’
Suriye’nin yerel demokrasisiz bırakılması durumunda yeni bir Hafız Esad rejiminin oluşacağına işaret eden Abdullah Öcalan, “Türkiye merkezli entegrasyona Suriye, Irak ve birlikte çalışmaları halinde İran’ın da mecburen dahil olacağını, orada Azerilerin bulunduğunu ve en az Kürtler kadar önemli olduğunu, onların da demokratik entegrasyona katılmasıyla bunun bir Orta Doğu Birliği olacağını, demokratik entegrasyonla bunun birlikte gerçekleşeceğini, Türkiye’de Demokratik Cumhuriyet, Orta Doğu’da Demokratik Orta Doğu olacağını, acele etmeden birlikte çalışmak gerektiğini, Suriye’de üniter devlete bir şey demediğini ancak yerel demokrasisiz ve sivil toplumsuz asla olmaması gerektiğini, yeni bir diktatörlüğe kurban etmemek gerektiğini” söylüyor.
Kaynak: MA









