• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Şubat 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

‘Acı duyan canlıdır, başkasının acısını duyan insandır’

1 Şubat 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Güncel, İçeriden, Manşet

Pusulasız zamanlardan geçiyoruz. Gemilerin çarpışıp, dibi boyladığı, kimsenin de bunu önemsemediği vefasız topraklardaki vefasız zamanlar… Hüseyin sadece bir gazeteci olmadı hiçbir zaman. Acılara ortak, hüzünlerin dili ve umutlu yarınların yoldaşıydı

Hüseyin Aykol / İçeriden

Buca Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Mehmet Salih Filiz 05 Ocak 2026 tarihli mektubunda şöyle diyor. “Böylesi tecrit koşullarında öğrendiğimiz kadarıyla çok değerli Hüseyin Aykol yoldaşı kaybettik. Aslında bunca büyük emek karşısında yıldızlaştı demek daha doğru olur. Bu tarz acı haberlerle sonsuza dek uğurladığımız her canların sonsuzlaşmasından yüreğimize duyduğumuz acı ve üzüntünün tarifini dile getirmek bir o kadar zordur.

Yürüdüğünüz yolun, bağlandığımız ideallerin, ütopyalarımızın ve canımızdan çok sevdiğimiz özgür yaşamın bedeli bizler için var oldu. Bu bedellerle bugünlere geldik. Bu uğurda en cesur olanlarımızı, en değerli olanlarımızı ve en güzel yürekli olanlarımızı sonsuzluğa uğurladık. Acımız da ideallerimiz de gür ve büyük. Bu acılarımızı anlama, manaya dönüştürme çabasındayız muhakkak. Sonsuzluğa uğurladığımız çok değerli Hüseyin Heval’in anılarını yaşatıp hayallerini, özgür yarınları muhakkak gerçekleştireceğiz.”

******

Kırşehir Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Emre Erdem 12 Ocak 2026 tarihinde gelen mektupta şöyle diyor: “Parçalı 18 yıllık esaret hayatımda her daim sesim-sesimiz oldun. Kimse senin gibi istikrarlı, düzenli ve sabırla bu denli emek vermedi sanırım. Bazen azim ve özenle bazen de sabırla biz tutsakların sesi oldun ve dört duvar arasındaki sesimizi, yaşadıklarımızı binlere, milyonlara duyurdun.

Lütfen çabuk iyileş Apê Hüseyin. Gazete bize verilmiyor, köşeni okuyamıyoruz. Ama sesimizi duyurup, yaşamımıza dokunduğun için sana hep yazdık. Şüphesiz yardımcıların, değerli arkadaşların vardır ama mahallede bir söz vardır ‘kimse sen gibi değil’. Çabuk iyileş Apê Hüseyin. Zindan direniş düsturumuz daha sürüyor. Özgürlüğümüzün şafağı sökene, soğuk duvarları yıkacağımız güne kadar da sana ihtiyacımız var. Az kaldı o güne Apê Hüseyin. Sen de şimdi bizimle diren.”

******

Düzce T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Resul Baltacı 19 Ocak 2026 tarihinde gelen mektupta şöyle diyor. “Hakikaten çok üzgün ve acı içindeyim. 14 Ekim 2025 tarihinden bu yana hastanede olduğunu duydum. O günden beridir çok kıt imkanlarla takip ediyorum. Yanımıza gelen TBMM Cezaevi İzleme Heyeti ile hastalığın hakkında bilgi aldım. En iyi dileklerimi size gönderdim, yine posta kutusuna mektup gönderdim fakat mektubun geri geldi. En son aile aracılığıyla durumunu öğrenmek istedim. 3-4 gün önce bir arkadaş sizin adınıza bana bir kart geldi Sağlığın ile ilgili yaşamış olduğun hastalıkları paylaşmıştı.

Çok değerli hocam, tam 240 ay yani 20 yıl boyunca her şart altında bana kitap, mektup, kart gönderdin. Yani bir baba olarak maddi ve manevi olarak destek oldun. Sadık bir dostum oldun. Acı, keder ve dertlerime ortak oldun. Siz hep hakikat için konuştunuz ve büyük bir emek verdiniz. Kimsesizlerin dili oldunuz, toplumun özgürlüğünü savundunuz. Bir öğrencin olarak şahidim. Kalemin hep hakikati yazdı, yüreğin toplumsal adalet ve özgürlük hayatı için attığı. Duygularının bir çağlayandı. Sözlerin birer mum gibi karanlığa aydınlatıyordu. Biliyorum, hakikat hep kanatır, acıtır ama insanlaştırıyor. Hakikat bir misyona sahiptir. Sevgi Sırrı Süreyya Önder’in dediği gibi “Hayatı anlamlandırmak gerekiyor”. Bence siz büyük çabanızla, büyük insanlık duygularınla, ahlakınla, emeğinle büyük bir anlam kattınız yaşama. Bu zor ve acı günlerinde fiziki olarak yanında olamadığım için acı çekiyorum. Kesintisiz 34 yıl cezaevi koşulları pek çok acıyı bana bir hediye olarak sundu.

Sevgili hocam bir kez daha yüce Allah’tan sana şifa diliyorum. İnşallah en yakın bir zamanda sağlığına kavuşursun.’’

*******

Trabzon/Beşikdüzü T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Şahin Öncü 19 Ocak 2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Mamê Hüseyin’in vefat haberini birkaç kelimelik altyazı ile öğrendik. Vefat ve vefa; iyi olanların toprak olduğu, kalanların ise daha bir berbat sonucu sürüklendiği zamanlardan geçiyoruz. Pusulasız zamanlardan geçiyoruz. Gemilerin çarpışıp, dibi boyladığı, kimsenin de bunu önemsemediği vefasız topraklardaki vefasız zamanlar…

Hüseyin sadece bir gazeteci olmadı hiçbir zaman. Acılara ortak hüzünlerin dili ve umutlu yarınların yoldaşıydı. Emektarlığı yaşatılmalı, bu zor da olsa ölüme inat ölümsüzlük yaşanmalı. Bugün Rojava’da da aynı acılar yaşanıyor. Halklar sırtından hançerlenirken, zifiri karanlıklarda küçük bir aydınlık hüzmesi arayışı ezel-ebet var olacaktır. Selefiler, gericiler, statükocular ve mahşerin cellatları dört dönerken; Hüseyin için, tohum olmak için yaşam savaşı verildi ve verilecektir. Ve şayet bir tohum toprağa düşer, ölürse bir yaşama vesile olur.  Hüzünle baş sağlığımızı iletiyorum.’’

******

Trabzon/Beşikdüzü T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Cindi Keskin 19 Ocak 2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Şahsınızda tüm özgür basın emekçilerine selam ve başarılar diliyorum.

Hüseyin Aykol yoldaşın adıyla gönderdiğiniz 29.12.2025 tarihli kartınızı memnuniyetle aldım. Kartınızı alırken derin bir hüzün ve keder de yaşadım aynı zamanda. Hüseyin arkadaşımızın 14 Ekim de geçirdiği beyin kanaması dolayısıyla hastaneye kaldırıldığından haberdardım ve dualarınla beraber umutla kendisinden iyi bir haber almayı bekliyordum. Aynı duyguları yanımdaki arkadaşlarla beraber yaşıyorduk. Fakat kartınız bana ulaşmadan iki hafta önce büyük bir üzüntüyle öğrendik hastanede yaşamını yitirdiğini. Heval Hüseyin’le yıllardır yazışıyorduk. Bu zindan koşullarında her zaman sesimiz ve en yakınımız oldu. İlgisiyle, duyarlı yaklaşımıyla ve içtenliği ile her zaman yanı başımızdaydı. Kendisinden çok bizleri düşünerek ve bizler için hep bir arayış içinde kalarak yaşadı. Sadece bir yoldaş değildi, yoldaşlıktan öteye gözümüz, çığlığımız, abimiz ve ailemizdi aynı zamanda. Kendisinin fiziki olarak aramızdan ayrılmış olmasının acısı ağır oldu. Kuşkusuz kocaman yüreğiyle ve fikirleriyle daima bizimle kalacak. Biz de emeği çok çok fazladır. Bizler için, özgür basın camiası için barışı ve onurlu bir yaşama gönül vermiş herkes için büyük bir kayıp oldu. Yeri asla doldurulamayacak seçkin bir insan olarak yüreğimizde kalacak. Bu soğuk mekanlarda yüreğimize daima sıcaklığıyla ısıtıyordu. Emeğine layık ve anılarına bağlı kalmak temel sorumluluğumuzdur.

Çok üzüldük ve yüreğimiz yanıyor. Yanımda bulunan arkadaşlar da sizlere başsağlığı diliyorlar, acınızı paylaşıyorlar. Bu mektubu bizim buradaki arkadaşların ortak baş sağlığı mektubu olarak görmeniz dileğiyle.

Not: Hüseyin yoldaşımızın köşesi ve posta kutusu adresinin aktif olup olmadığını bilmiyoruz. Umarım bu mektup sizlere ulaşır. Size ulaşırsa bizi bilgilendirmenizi bekliyor olacağız.”

*******

Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Mehmet Çelik, 20 Ocak 2026 tarihinde gelen mektubunda şöyle diyor: “Saygıdeğer Hüseyin abi!

Senin de bildiğin gibi insanlar doğar, büyür ve ölürler. Bu doğanın kaçınılmaz bir gerçekliğidir Yine takdir edilir ki; önemli olan ne kadar yaşamak değil, nasıl yaşamaktır. İşte sen Hüseyin abim, nasıl yaşamasını en ince detayına kadar bilen ve bu uğurda elinden gelen fedakârlığı esirgemeyen bir insan sever ve hakikat yolcusuydun. Ama ne yazık ki aramızdan erken ayrıldın. Ruhun şad olsun. Şimdilik mezarına gelemem ama görsel olarak da mezarına koymaları için ailene dağ çiçekleri gönderiyorum.

Saygıdeğer Hüseyin abimin ailesi, acınızı yüreğimin en sıcak köşesinden paylaşıyor, başınız/ başımız sağ olsun diyorum. Tolstoy’un bir sözüyle Hüseyin abimi yâd etmek istiyorum. “Acı duyan canlıdır, başkasının acısını duyan insandır” demiş. Hüseyin abim başkasının acısını duyan insanlardandı.”

******

Erzincan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Sara Erol 20.01.2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Öncelikle kıymetli duayen gazetecimiz, hakların yılmaz savunucusu Hüseyin Aykol’un yıldızlara ulaşmasından dolayı duyduğum üzüntü ve derin kederi maalesef mektup aracılığıyla paylaşmak yaralarımızı biraz daha arttırdı. Mükemmel ötesi ruha sahip, güzel yürekli insanın yıldızlara yolculuğunda birlikte uğurlamak acımızı hafif de olsa azaltırdı.

Bildiğiniz üzere Brêz Hüseyin Aykol bizler, yani dört duvarın lanetini yaşayanlar için yeri çok kıymetli ve bambaşkaydı. Yıllarca tüm zorluklara rağmen sesimizi duyan ve duyduğuyla kalmayarak o sese form veren yegâne kişinin, başka bir yaşam formuna ulaştığını düşünmek zor geliyor. Sizin, henüz bir umut varken ve o hastalıktan kalkarak size sarılmasını beklerken dahi bizi unutmamanız ve kartıma cevap yazmanız nasıl tarif edeceğimi bilmediğim bir nezaket ve incelik. Sevgili sayın arkadaşın çevresi de taşıdığı güzellik halesini layıkıyla taşıyor. Bu konuda çok umutluyum. Yazdığınız kart için de teşekkürlerimi iletiyorum. İmkan buldukça aynı adrese, size yazacağım.”

Mektupları gelenler:

Mehmet Salih Filiz          Buca Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi

Emre Erdem                      Kırşehir Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi

Resul Baltacı                      Düzce T Tipi Kapalı Hapishanesi

Şahin Öncü                        Trabzon/Beşikdüzü T Tipi Kapalı Hapishanesi

Cindi Keskin                       Trabzon/Beşikdüzü T Tipi Kapalı Hapishanesi

Mehmet Çelik                  Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi

Sara Erol                              Erzincan Kadın Kapalı Hapishanesi

Hazırlayan: Nuray Çevirmen Aykol

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Avusturya’da binlerce kişi Rojava için alanlarda

Sonraki Haber

Alanlarda kazandık evde kaybetmeyelim

Sonraki Haber

Alanlarda kazandık evde kaybetmeyelim

SON HABERLER

Rojava’da anlaşma

Yazar: Yeni Yaşam
1 Şubat 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Şubat 2026

Onlar parçaladı, bizler birleştireceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
1 Şubat 2026

Yusufeli taşındı Artvin de taşınabilir!

Yazar: Yeni Yaşam
1 Şubat 2026

Alanlarda kazandık evde kaybetmeyelim

Yazar: Yeni Yaşam
1 Şubat 2026

‘Acı duyan canlıdır, başkasının acısını duyan insandır’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Şubat 2026

Avusturya’da binlerce kişi Rojava için alanlarda

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır