• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Ocak 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Afrin duvarı deyip geçme… Dünya bölünüyor-Nihat Kaya

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Duvarlar her zaman sınırların ve sınırlandırmaların işareti ola gelmiştir. Kimi duvar örer evinin sınırlarını belirler, kimi duvar örer beyliğinin, devletinin. Ama hepsinin temel gayesi sınır çizmek, hakimiyet alanı belirlemektir. Bundan dolayı ‘duvarlar’ kişiye veya topluma sınır çizmenin ve hakimiyet alanı oluşturmanın meteforudur. Tarihte kurulan tüm kaleler bu gayeyle kurulmuştur.

Duvalar bazen taşla, betonla, telle örülür, bazen haritalarda. Ancak çoğunlukla zihinlerde. En tehlikelisi de haritalarda, zihinlerde örülen duvarların fiziki olarak inşa edilmesidir. İşte o zaman duvarlar kamplaşmanın ve kutuplaşmanın simgesi haline gelir. Tıpkı Berlin Duvarı’nda olduğu gibi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölünen Almanya’da 1961 yılında örülen Berlin Duvarı dünya genelinde tırmanan kutuplaşmanın ve kamplaşmanın boyutunu göstermektedir. Tarihe ‘Utanç Duvarı’ olarak geçen Berlin Duvarı, varlığını 1989 yılına kadar sürdürdü.

Berlin Duvarı’nın yıkılması sadece bir beton yığınının yıkılması değildi. Dünyadaki kamplaşmanın ve toplumların, halkların, hatta ailelerin arasına örülen katı duvarların da yıkılmasıydı. Dünya genelinde büyük coşku ile karşılanan Berlin Duvarı’nın yıkılmasını, duvarın kurulmasında esas rol sahibi olan, Sovyetler Birliği’nin son Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov bile ‘Avrupa halklarının bayramı’ olarak nitelendirmişti.

Tüm dünya globalleşmenin sakıncalarını konuşmaya başlarken bile Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla sınırların ve kamplaşmanın kalkacağına dair umutlanmıştı. Berlin Duvarı tecrübesine ve 21’inci yüzyıldaki teknolojik gelişmeye rağmen dünya son yıllarda yeniden duvarları konuşmaya başladı. ABD’nin Meksika duvarı, Türkiye’nin Suriye duvarı. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bugüne kadar ne değişti ki, umut yerini tekrardan umutsuzluğa terk etti… gerekçe her ne kadar ‘güvenlik’ olsa da. Tabi en manidarı ise şimdi Afrin’de örülen duvar.

Oysa Afrin bir Kürt yurdu, Suriye toprağı. Devam eden Üçüncü Dünya Savaşı’nda Rusya ve İran ile saf tutan Türk devletinin Afrin’de duvar örmesi, Suriye topraklarının bölünmesi, Afrin’in kendi topraklarına dahil edilmesi demektir.

Afrin halkı Türk devletinin Afrin’e girdiği günden bu yana demografik yapının değiştirildiğini, içerde kalanlara yönelik baskı ve işkencenin son haddine vardığını, halkın malının mülkünün gasp edildiğini basbas bağırıyor. Afrinlilerin sesini kimse duymak istemese de uygulamalar Doğu Berlin’dekileri kat be kat aşıyor. Çünkü Sovyetler Birliği Doğu Berlin’e girdiğinde kimse göç etmedi, halka işkence yapılmadı, dışardan kimse getirilip kente yerleştirilmedi. Afrin öyle mi?… Kamışlı kentinde Şerif isminde bir Afrinliyle yaptığımız sohbet buna tam da ışık tutuyor. Şerif içindeki yangını haykırmak ister gibi anlatıyordu: “Askeri eğitimlerini tamamlayan çeteler (ÖSO) geçtiğimiz gün mezuniyet töreni yapmışlardı. Görüntülerini gördüm.

Türk askerleri de törene katılmıştı. Tam bizim evin önünde oturuyorlardı.” Şerif ‘tam bizim evin önünde oturuyorlardı’ derken, gözlerinde hasret, özlem, öfke okunuyordu. Afrin’in Şiye kasabasından olan Şerif, Türk askerleri ve ona bağlı silahlı grupların Afrin’e 20 Mart günü girmesinden bir gün önce evini terk etmişti. Bir tek Şerif değil, Afrin nüfusunun yüzde 90’ı o gün evini terk edip göç etti. Geri kalanların ise en az yarısı karşılaştıkları baskı ve işkenceler yüzünden kaçmak zorunda kaldı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Berlin’de yerli halkın yüzde kaçı göç etmek zorunda kaldı? Tabi bu duvarın örülmesinin maskesi de, ‘güvenlik’. Sözde kendisini YPG saldırılarından koruyacak. Kuzey Suriye’den Türkiye topraklarına yönelik ciddi, belgeli tek bir saldırı olmamasına rağmen, Kuzey Suriye sınırına boydan boya duvar örerken de adına ‘güvenlik’ demişti. Ancak daha birkaç ay önce Kuzey Suriye sınırına askeri yığınak yaptığı dönemde Kuzey Suriye tarafında kazılan birkaç kanal için kıyamet koparmıştı. Türk devleti kuzuyu yemeyi aklına koyan kurt gibi, kuzu ne yapsa yapsan kurt bir defa onu yemiyi aklına koymuştur. Afrin’deki duvar için de istediği kadar ‘güvenlik amaçlı’ desin, esas niyet Afrin topraklarını kendine bağlamak, Suriye topraklarını bölmektir.

İşin ironik yanıysa tüm dünyanın, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından dem vurmasına rağmen, Türk devletinin bu bölme girişimine sessiz kalmasıdır. Tıpkı Berlin Duvarı’yla Almanya’nın bölünmesi gibi. Çünkü o zaman Sovyetler Birliği güçtü ve dünya dengelerinin önemli bir tarafıydı. Türk devletinin Afrin’i işgaline ve Suriye topraklarının bölünmesine de kimse ses çıkarmıyor, çünkü Türk devleti bölgede önemli bir güç.

Tabi bu durumun Ortadoğu ve dünya düzenine kesinlikle bir faturası olacaktır, yeniden kutuplaşma ve kamplaşma. Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla tüm insanlık dünyada sınırların anlamını yitireceğine ve kamplaşmaların kalkacağına dair umutlanmışken, Afrin’de örülen duvar bu umudu yeniden umutsuzluğa dönüştürmektedir. Afrin’den başlayarak yeniden buz gibi duvarlar, demir perdeler örülmekte, dünya Türkiye, Rusya ve İran’ın başını çektiği cephe ile Batılı devletler arasında kamplaşmaya doğru gitmektedir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Sürecin bozulması mı isteniyor?

Yazar: Heval Elçi
14 Ocak 2026

Halep’te yapılan saldırılar süreç konusunda kuşkuları artırmıştır. Bu saldırı mevcut süreci sabırla yürüten Kürtlerin baş müzakerecisi Abdullah Öcalan’ı da İmralı’nın...

Ve direnmek kalırdı Kürde

Yazar: Bedri Adanır
14 Ocak 2026

Suriye’de bir yıl önce iktidar teslim edilen HTŞ çeteleri, Alevi ve Dürzilerden sonra Kürtlere de saldırdılar. Suriye’nin kadim Halep şehrinde,...

T.C. parçalı bir Suriye’nin kapısını açtı

Yazar: Bedri Adanır
14 Ocak 2026

Halep’de ortaya çıkan direniş ruhu tüm Rojava’yı sardı, ortaya çıkan öfke tüm Kürdistan’ı etkiledi. T.C. bu saldırıyla bütün Kürtleri birleştirdi....

Halep savaşı ve haysiyet

Yazar: Bedri Adanır
14 Ocak 2026

 Yakın zaman önce yayımlanan ABD Güvenlik belgesi dünyanın orman kanunlarıyla yönetileceğinin işaretlerini vermişti. Maduro operasyonu, değişen kanunların startıydı. Geçen haftaki...

Terör ne, terörist kim? Kararı kim veriyor!…

Yazar: Heval Elçi
13 Ocak 2026

‘Başlangıçta hiçbir şey bilmiyordunuz, inanırım… Sonra şüphelendiniz. Şimdi her şeyi biliyorsunuz ama hâlâ sunuyorsunuz’ Jean Paul Sartre ‘Bir toplum gerçeklerden...

Toplumsallığın ve dinin tarihsel evrimi

Yazar: Heval Elçi
13 Ocak 2026

Dini mekanları devletli hegemonyanın hizmetinden çıkarıp, gerçek işlevlerine ve sahiplerine teslim etmek demokratik komünal güçlerin temel görevidir. Kutsallığın gerekleri, ancak...

Sonraki Haber

İhvan’ın listeye eklenmesi Osmanlıcılığın hezimeti

SON HABERLER

Salih Müslim: Türkiye ve Şam bölgede kaos çıkarmak istiyor

Yazar: Heval Elçi
14 Ocak 2026

Hindistan’dan Halep çağrısı: Saldırıları durdurun

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
14 Ocak 2026

Halep’te saldırıların bilançosu: 120 bin kişi yerinden edildi, en az 500 kişi kayıp

Yazar: Heval Elçi
14 Ocak 2026

Tişrîn Barajı çevresi bombalandı

Yazar: Aziz Oruç
14 Ocak 2026

Gelevera Deresi’ne 3’üncü HES için onay

Yazar: Heval Elçi
14 Ocak 2026

Hakim Aslı Kahraman’ı katletmeye çalışan fail savcı adliyede

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
14 Ocak 2026

Halep’teki katliam İsveç Parlamentosu’nun gündeminde

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
14 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır