• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ocak 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Akademisyen Jongerden: Rojava’nın savunulması, yaşamın savunulmasıdır

28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:27
Kategori: Dünya, Manşet

Varoluşsal mücadele gerçeğinin tüm Kürtler tarafından hissedildiğini belirten akademisyen Joost Jongerden, ‘Rojava’nın savunulması her şeyden önce yaşamın kendisinin, yani yaşam hakkının savunulmasıdır’ dedi 

Rojava’ya dönük saldırılar 15 günlük ateşkes kararına rağmen devam ediyor. HTŞ, Türkiye’nin kontrolündeki paramiliter gruplarla birlike Kobanê’yi kuşatma altına almış durumda. Kobanê kırsalında çatışmalar sürerken, son saldırılarda aralarında çocukların da olduğu 7 kişi katledildi, 10 kişi yaralandı.

Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi’nde akademisyen olan ve Ortadoğu’daki çalışmalarıyla bilinen Joost Jongerden, son yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Saldırılarla Kürtlerin içerisinde yer almadığı bir devlet kurma projesinin hayata geçirilmek istendiğini söyleyen Jongerden, “Bu nedenle bugün Rojava’da tanık olduğumuz şey varoluşsal bir mücadeledir. Savaş, Kürtlerin öldürülmesinin bir trajedi olarak görülmediği bir bağlamda yürütülmektedir. Çünkü Kürt yaşamları harcanabilir ve önemsiz kabul edilmektedir” diye belirtti.

‘Rojava’nın savunulması yaşam hakkının savunulmasıdır’ 

HTŞ’ye bağlı Diyanet’in camilere gönderdiği hutbelerde Enfal Katliamı’na atıfta bulunmasını hatırlatan Jongerden, “Bu varoluşsal mücadele gerçeğinin başta Suriye’deki Kürtler olmak üzere, Türkiye, Irak, İran ve diasporadaki tüm Kürtler tarafından derinden hissedildiğine inanıyorum. Rojava’nın savunulması her şeyden önce yaşamın kendisinin, yani yaşam hakkının savunulmasıdır” diye konuştu.

‘HTŞ’nin ısrarı köklü milliyetçi geleneği yansıtmaktadır’

Jongerden, HTŞ’nin “bireysel entegrasyon”da ısrar etmesine işaret ederek, “Bu tutum, Suriye’de ve bölgedeki diğer devletlerde Kürtlere siyasal temsil hakkı tanımayan köklü bir milliyetçi geleneği yansıtmaktadır. Kürtler bu tür taleplerde bulunduklarında, ‘ayrılıkçı, ulusa ait olmayan, ulusal birliği tehdit eden ve bu nedenle güç kullanılarak bastırılması gereken yabancı unsurlar’ olarak nitelendirilmektedirler. Mevcut savaş, Suriye’de bir rejim değişikliği yaşanmış olsa da aynı inkarcı zihniyetin iktidarda kalmaya devam ettiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.

‘Amaç Kürt kimliğini asimile etmekti’ 

Geçmişten günümüze Kürtlere dayatılan göç politikalarına dikkati çeken Jongerden, bu politikanın da demografik mühendisliğin bir parçası olduğunu kaydetti. Jongerden, söz konusu politikanın hedeflerine dair şunları söyledi:

“Birincisi nüfusların egemen bir ulusal kimliğe uymaya zorlandığı ulus-inşa sürecidir. Türkiye’de Türk, Suriye’de Arap kimliği. Ermeni Soykırımı ile 1910’ların sonu ve 1920’lerin başında Türkiye ile Yunanistan ve Balkanlar arasında gerçekleşen nüfus mübadeleleri bu daha geniş mantığın parçasıdır. Bu ulus-inşa mantığı yalnızca öldürme ve mübadele yoluyla sürgünleri değil, aynı zamanda Kürtlerin batı Türkiye’ye zorla yerleştirilmesi ve etnik Türklerin ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı doğu bölgelerine iskân edilmesi gibi iç yerleştirme politikalarını da kapsıyordu. Amaç Kürt kimliğini asimile etmek ve nihayetinde ortadan kaldırmaktı. Suriye’deki ‘Arap Kemeri’ politikası da benzer hedefler güdüyordu. İkinci süreç ise karşı ayaklanmadır. Bu bağlamda yerinden edilme ve zorunlu göç, Kürt siyasal mobilizasyonunun ve silahlı mücadelesinin toplumsal ve mekânsal temellerini dağıtmanın araçları olarak kullanılmıştır.”

‘Şara, birkaç ay önce başına milyon dolarlık ödül konmuş birisiydi’

Uluslararası güçlerin HTŞ’yi çok çabuk benimsemesinin ve tek partili bir “erkek devleti” kurmasına izin vermesinin dikkat çekici olduğunu söyleyen Jongerden, “Çünkü Baasçı Suriye’nin temel sorunu tam da tek partili sistemdi. Arap ulus devletinin münhasır vizyonuna göre toplumu şekillendirmek için uyguladığı şiddetti. Bu da farklılıklara karşı derin bir paranoya yaratıyordu. Bu durum şaşırtıcıdır; çünkü Ahmed Şara, Suriye’deki El Kaide’nin siyasi varisi ve sadece birkaç ay önce başına 10 milyon dolarlık ödül konmuş birisiydi” dedi.

Şara’nın mevcut uluslararası devlet sistemiyle uyum sağladığını ve sınır ötesi hırslarını dile getirmekten kaçındığını kaydeden Jongerden, “Böylece devlet sistemini normalleştirdi ve devlet sistemi de onu normalleştirdi” diye kaydeti. Jongerden, “Şara’nın asıl endişesi diğer devletler değil. Asıl endişesi, Suriye içinde Kürtlerin bir tür özyönetimini kabul etmeye zorlayan kamuoyudur” dedi.

‘Rojava umut ışığıdır’ 

Rojava modelinin demokratik ve çoğulcu öz-örgütlenme biçimlerine dayandığını söyleyen Jongerden, “Farklılıkların zulüm gördüğü değil, insanların farklılıklarına rağmen birlikte yaşamayı öğrendikleri bir siyasi sistem. Rojava, bu anlamda bir umut ışığıdır. Diğerinin bir tehdit olarak değil, ortak yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak görüldüğü, gelecek için alternatif bir pusulayı temsil etmektedir” ifadelerini kullandı.

Jongerden kimdir? 

Joost Jongerden, Wageningen Üniversitesi’nde sosyoloji bölümünde akademisyenlik yapıyor. Kürt sorunu ve Türkiye’deki siyasal-toplumsal dönüşümleri odağına alan bir akademisyen ve araştırmacı. Uzun yıllar Kürdistan coğrafyasında saha çalışmalar yapmakla biliniyor. Göç, devlet politikaları ve silahlı çatışma süreçleri üzerine yoğunlaşıyor.

Çağdaş Türkiye El Kitabı, Milliyetçilik ve Ulus Devletin Ötesinde, Türkiye’de Kürt Sorunu, Türkiye’de Milliyetçilik ve Politika, Politik İslam, Kemalizm ve Kürt Sorunu, PKK üzerine yazılar, Osmanlı Diyarbakır’ında Toplumsal İlişkiler, Türkiye’de Milliyetçilikler ve Politika, Siyasal İslam, Kemalizm ve Kürt Sorunu, Türkiye’de İskan Sorunu ve Kürtler, Türkiye’nin Alevi Muamması gibi birçok eserin sahibi.

Haber: Hîvda Çelebi \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

DEM Parti MYK toplanıyor: Gündem Rojava

Sonraki Haber

Rojava karanlığa umut ışığıdır

Sonraki Haber

Rojava karanlığa umut ışığıdır

SON HABERLER

SAMER: Rojava’ya dönük saldırılar sürece güveni düşürdü

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
28 Ocak 2026

Rojava Film Komünü’nden sinemacılara dayanışmayı büyütme çağrısı

Yazar: Yeni
28 Ocak 2026

Süveydalı Rica ed-Damaksi: Kobanê kazanacak

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
28 Ocak 2026

Gazeteci Zilan Gül 3 gündür gözaltında

Yazar: Yeni
28 Ocak 2026

Mûş ve Amed’deki yurttaşlar: Rojava’yı düşüremezsiniz

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
28 Ocak 2026

Heyva Sor a Kurd: Kobanê’ye saldırılar sürüyor, insani koridor açılmalı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
28 Ocak 2026

Parlamenter Glaser: Almanya Rojava’daki saldırılara karşı tutum almalı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
28 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır