• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Ocak 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Akdeniz krizlerinin açığa çıkarttıkları

23 Ağustos 2020 Pazar - 00:05
Kategori: Yazarlar

Eğer iki yüzlülükte dünya şampiyonluğu kimdedir diye bir soru sorulsaydı, Alman ve Fransız emperyalizmlerinin bu şampiyonluğu kimseye kaptırmadıklarını söylerdik. Özellikle “barış” diyerek savaş körükleyen iki yüzlülükte! Gerçekten de bu iki emperyalist güç on yıllardır insan ve kadın haklarını korumak, demokratikleşmeye katkı sağlamak, barış tesis etmek gibi gerekçelerle komşu coğrafyalarda savaş ve çatışma körüklemekte son derece ustalaştılar.

Emperyalist güçler arasındaki yapısal çelişkilerin sivriliklerini “Ortak Avrupa Çatısı” demagojisiyle reel bir Franko-Alman Avrupası inşa süreciyle törpülemeyi başaran Alman ve Fransız emperyalist burjuvazileri, “vatan cephesindeki” toplumsal rıza üretiminde de son derece başarılılar. İki ülkedeki silah tekelleri farklı coğrafyaların kan denizlerine dönüşmelerini destekleyerek kâr üzerine kâr yaparlarken, Berlin ve Paris’te hangi hükümet iktidarda olursa olsun, iktidarı ve muhalefetiyle tüm burjuva partileri bu gidişata süreklilik kazandırmak için uğraş veriyorlar.

Merkezi Stockholm’de olan SİPRİ’nin verilerine göre Almanya ve Fransa en fazla silah satan ülkeler arasında. Fransız askerî-sınaî kompleksi, ABD ve Rusya Federasyonu’nun ardından dünya üçüncüsüyken, Alman silah kardeşi dünya dördüncüsü. Askerî-sınaî komplekslerinin bu konumlanışları ve ekonomik güçleriyle Avrupa’yı iç pazar hâline getiren ikili, uzun vadede dünya çapında hegemonya kurma hedefine odaklanmış durumdalar.

Ancak bu hedef halihazırda bir hayli uzaktaymış gibi görünüyor. ABD emperyalizminin askerî üstünlüğü, fosil enerji taşıyıcıları konusunda Rusya Federasyonu’na olan büyük bağımlılık, gerek yüksek satın alma gücü olan toplumu gerek ucuz üretim olanakları gerekse de devasa piyasa özellikleriyle Çin Halk Cumhuriyeti’nin kabarttığı iştah, Alman ve Fransız emperyalizmlerini dizginleyici rol oynuyor.

Tüm bunların yanı sıra arka bahçelerinde, yani Akdeniz’de kontrol altına alınamayan ciddî ihtilaflar ve Afrika’daki gelişmeler, özellikle Mali’de Fransız etkisini azaltan darbe, Berlin ve Paris’te baş ağrılarına yol açıyor. Almanya kundakçılığa devam ederken, Fransa’nın Akdeniz’de önemli siyasî ve stratejik darbeler alması, Franko-Alman iş birliğinde sıkıntılara neden oluyor. Korona-Pandemisi ve etkileri de işin cabası.

O açıdan Başkan Macron’un geçen perşembe St. Tropez yakınlarındaki yazlık rezidansında Şansölye Merkel’i misafir etmesi, sembolik bir ziyaretten fazlasıydı diyebiliriz. İki saatlik görüşmenin ardından yapılan açıklamada Almanya ve Fransa’nın “Avrupaî hükümranlık” başlığı altında, “Avrupa’nın jeopolitik aktör olarak hareket etmesi ve tek sesle konuşması için ortak ajanda da anlaşıldığının” bildirilmesi, AB’nin, başka bir yazıda belirttiğimiz gibi, “iki arada bir derede” kalmaktan kurtulmak için daha aktif bir angajman göstereceğine işaret ediyor. Daha aktif angajman da hem diğer AB üyesi ülkeler üzerindeki baskıların artması, hem komşu ülkelere yönelik yaptırımların artırılması, hem de askerî araçlara daha fazla ağırlık verilmesi olarak okunabilir.

Bu yeni siyasetin nasıl sonuçları olacağını güncel olarak AB’nin partneri ve NATO üyesi Türkiye’nin Akdeniz’deki girişimleri karşısında ve mülteci sorunlarıyla yalnız bırakılan AB ve NATO üyesi Yunanistan ve AB üyesi Kıbrıs örneğinde görmekteyiz. Yunanistan “bizi korumaktansa, Lukaşenko’yu devirmek istiyorlar” diye boşuna hayıflanmıyor. Öyle ya, filler tepişince olanlar çimenlere oluyor…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Rüzgâr ekilince bir kez…

Sonraki Haber

DEDAŞ hakkında iddianame hazırlandı: Kamu hizmeti engellenemez

Sonraki Haber

DEDAŞ hakkında iddianame hazırlandı: Kamu hizmeti engellenemez

SON HABERLER

Kocaeli’de dere kenarında bir erkek ölü bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ocak 2026

İran’da protestolar sırasında polis karakoluna saldırı: 3 ölü, 17 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ocak 2026

Wan kayyımı, kreşin Kürtçe tabelasını yine kaldırdı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ocak 2026

Milyonlar sağlık hakkı riskiyle karşı karşıya: GSS ve Bağ-Kur düzenlemesi yok

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ocak 2026

2025’te İran’da en az bin 500 kişi idam edildi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ocak 2026

Birçok Kürt ilinde eğitime kar engeli

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ocak 2026

DİSK-AR: İşçilerin vergi yükü artıyor, net ücret hızla düşüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır