• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Aldar Xelîl: Komployu Rojava’da devam ettirmek istiyorlar

13 Şubat 2026 Cuma - 09:23
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ortadoğu

Komplonun hala devam ettiğini ve hedefinin Rojava yönetimi olduğunu vurgulayan PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, ‘1999’daki komploda yer alan güçler, bu kez farklı bir yöntemle saldırıyor. 2014’te DAİŞ eliyle yapmak istediklerini, bugün başka çetelerin eliyle Rojava’da gerçekleştirmek istiyorlar’ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat 1999’da hayata geçirilen uluslararası komplonun üzerinden 27 yıl geçti. ABD öncülüğünde yürütülen ve birçok ülkenin dahil olduğu bu süreç, yalnızca bir ismin hedef alınması değil, Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesine dönük kapsamlı bir müdahale olarak değerlendirildi. Komplonun asıl hedefinin Abdullah Öcalan’ın demokratik, eşit ve özgür birlikte yaşam paradigması olduğu belirtildi.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Komplonun 27 yıl önce neden devreye sokulduğuna dair konuşan Aldar Xelîl, bu girişimin Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’da uygulamak istediği “halkların birlikteliği” düşüncesine karşı bir engel olduğunu söyledi. Aldar Xelîl, şunları belirtti:

“Esasında bu, yeni bir sürecin başlangıcıydı. Hegemonik güçler, Ortadoğu’ya müdahale etme kararı aldıklarında Önder Apo’nun yolunu kesmek istediler. Hedefleri, Suriye’de başlattıkları bu süreci tüm Ortadoğu’ya yaymaktı. Konu sadece Kürt sorunu ya da bir parti lideri değildi, öyle olsaydı diğer Kürdistan parçalarına yaklaşımları farklı olurdu. 3’üncü Dünya Savaşı’nın startını verdiler ve Kürtlerin bölgedeki en aktif, öz gücüne sahip çıkan irade olduğunu gördüler. Kendi projelerinin önündeki en büyük engel olan Önder Apo’yu saf dışı bırakmak istediler.”

‘Ortadoğu’da sorunun devam etmesini istediler’

Aldar Xelîl, komplonun Ortadoğu’daki kaosu derinleştirmeyi amaçladığını vurgulayarak, “Kürtler, 1916’daki Sykes-Picot Anlaşması’ndan beri statüsüz bırakılarak bölgedeki sorunların daimi kaynağı haline getirilmek istendi. Ortadoğu’da sorunun devam etmesini istediler, bu yüzden Kürt sorununun çözümünü istemiyorlardı. Kürdistan Özgürlük Hareketi ise buna karşı yeni bir model sunuyordu. 1993’ten itibaren PKK, Kürt davasını barışçıl yollarla çözmeyi hedefledi. Ancak bu süreçte Turgut Özal öldürüldü ve harekete yönelik büyük operasyonlar başlatıldı. 1998’de Önder Apo, barışçıl bir çözüm için yeniden ateşkes ilan ettiğinde, bu iradeyi kırmak amacıyla komplonun startı verildi” diye konuştu.

‘Paradigmasıyla komploya karşılık verdi’

Abdullah Öcalan’ın esir alınmasıyla halklar arasında bir savaşın hedeflendiğini ve Kürt halkının bir “intikam stratejisine” sürükleneceğinin hesaplandığını belirten Aldar Xelîl, “Eğer Kürtler stratejilerini intikama çevirseydi; Kürt-Arap, Kürt-Fars ve Kürt-Türk düşmanlığı geri dönülemez bir noktaya ulaşırdı. Ancak Önder Apo İmralı’da, ‘Bu komplonun amacına ulaşmasına izin vermeyeceğim, duygusal kararlar almayacağım’ diyerek yeni paradigmasıyla komploya karşılık verdi. Sovyetlerin yıkılışı sonrası kapitalist modernitenin hegemonyasına karşı bir değişim ve dönüşüm ihtiyacını dile getirdiğinde, komplonun ağırlığı daha da arttı, çünkü onlar Kürt halkının öncülüğü eskisi gibi kalmasını istiyordu” ifadelerini kullandı.

‘27 yıl sonra Ortadoğu’da hala direnen paradigma var’

Aldar Xelîl, bugün Rojava özelinde benzer bir planın devrede olduğunu belirterek, “27 yıl sonra, paradigmanın Rojava’da hayat bulduğunu ve halkları birbirine düşürmek isteyenlerin önünün kesildiğini gördüler. Afganistan, Irak, Gazze ve Lübnan’daki müdahaleler, ticaret yollarını dizayn etmek ve İsrail’i bölgenin merkezi yapmak içindi. Suriye’de farklı nedenlerle Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve tüm Kuzey ve Ortadoğu Suriye’yi yok etme amacıyla saldırdılar. Hedefleri sadece yönetim değildi. 27 yıl sonra Ortadoğu’da hala direnen paradigma var, onun önünü kesmek istediler. 1999’daki komploda yer alan güçler, bu kez farklı bir yöntemle saldırıyor. 2014’te DAİŞ eliyle yapmak istediklerini, bugün başka çetelerin eliyle Rojava’da gerçekleştirmek istiyorlar” şeklinde konuştu.

‘Kürtleri ve Arapları birbirine düşürmek istediler’

Rojava modelinin halkların kardeşliği ve demokratik toplum anlayışına dayandığını hatırlatan Aldar Xelîl, “Saldırılar başladığında ilk olarak bu projeyi hedef aldılar. Kürtler ve Arapları birbirine düşürmek istediler. Eğer halkımız bu oyuna gelseydi, 100 yıl sürecek bir çatışma başlardı. Biz ‘demokratik ulus’ projesine sahip çıkarak bu komployu boşa çıkarmak istedik. Kürt-Arap kavgasına alet olmayacağız. Halklar arasındaki düşmanlık komploya düşme anlamına geliyor” dedi.

Komplonun hala devam ettiğini ve hedefinin Rojava yönetimi olduğunu vurgulayan Aldar Xelîl, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız, kimliğimiz ve kültürümüzle var olmalıyız. Nasıl ki başka yerlerden Şam’a gidip yönetime giriyorlar, biz de bu kararda olmalıyız. Nasıl ki Suriye anayasasını bir grup yazıyor, biz niye içinde olmayalım? Onlar bizim adımıza karar verecek, neden? 100 yıl önceki ‘Kürt yoktur’ anlayışını dayatmak yanlıştır. Projemiz demokratik ve özgür bir toplumu hedefliyor. Toplumu özgürleştirmeden adaletten bahsedemezsiniz. Bu değerleri tasfiye etmek istemeleri komplonun kendisidir. Kürtlüğümüze sahip çıktığımız kadar halkların kardeşliğine de sahip çıkmalıyız.”

Haber: Melik Varol \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Thomas Jeffrey Miley: Abdullah Öcalan konuştuğunda umut vardır

Sonraki Haber

Şirnex’te kadın doğum uzmanı yetersiz, Elkê’de doktor yok

Sonraki Haber

Şirnex'te kadın doğum uzmanı yetersiz, Elkê'de doktor yok

SON HABERLER

Bangladeş’te Milliyetçi Parti’nin zafer ilanına İslamcı Koalisyon itiraz etti

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

İstanbul’da ulaşıma zam

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Remzi Kartal: Kürtsüz bir Ortadoğu mümkün olmaz

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Îlham Ehmed ve Mazlum Ebdî Münih Güvenlik Konferansı’na katılacak 

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Rubarok’ta seralar çöktü: Kaymakamlık sadece 15 bin TL destek verdi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Mercan Kaplan’ın şüpheli ölümü: 2 erkek DNA’sı tespit edildi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

2026 ve sonrası: Finansal kriz, savaş ve otokrasi (II)

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır