• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Şubat 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Volkan Yaraşır

Alt emperyalizm, Rojava ve Suriye

19 Şubat 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Volkan Yaraşır, Yazarlar

Alt emperyalizm kavramı, Ruy Mauro Marini’nin 1964 sonrası Brezilya’nın içine girdiği kapitalist transformasyon üzerine geliştirdiği bir kavramdır. Bağımlılık ekolü içinde yer alan Marini bu kavramla yeni bağımlılık ilişkilerinin biçimlenişi üzerinde durur ve Brezilya’nın izlediği agresyon politikaları arasında bağlar kurar.

Marini, İ. Wallerstein tezlerinden esinlenir. Kavramı Wallerstein yarı çevre kavramı üzerinden türetir. Brezilya’da 1964’te gerçekleşen askeri darbe sonrası kapitalizmin genişleme ve agresif büyüme eğiliminin nedenleri üzerinde yoğunlaşır. Marini üst sömürü adını verdiği bir tanımlamayla ülke içinde sınıfın aşırı ve yoğun sömürüsünü inceler ve bu olguyla tekelci sermayenin dış pazarlara açılması arasında bağlar kurar. Bunun üzerinden alt emperyalizm açılımını yapar. Marini için alt emperyalizminin diğer bir parametresi ise bağımlı kapitalizmin tekelci ve mali sermaye düzeyine sıçramasıdır. Emperyalizme eklenme biçimine rağmen bulunduğu coğrafyada ekonomik ve nüfuz alanı yaratabilme kabiliyeti olan ülkeler üzerinden bu tanımı yapar. Marini’nin alt emperyalizm kavramı, bazı mekanik ve indirgemeci yaklaşımları görülerek, derinleştirilebilir ve aktüel bir içerik verilebilir.

Türkiye kapitalizminin profili

Türkiye kapitalizmi özellikle son 25 yılda ciddi ataklar yaptı. Aralık 2025 IMF verilerine göre Türkiye ekonomisi, dünyanın 20 en büyük ekonomisi içinde 16. sırada yer alıyor. OECD’nin aktüel verilerine göre ise üyeler içinde en hızlı büyüyen 4. ülke konumunda. Türkiye’nin GSYİH 2025 yılında 1.5 trilyon dolara ulaştı. Türkiye bu ekonomik kapasitesiyle Ortadoğu’nun en büyük ekonomisi olarak öne çıkıyor. Bu tabloya rağmen Türkiye ekonomisinin sermaye birikim sorunu yapısal bir karakter taşıyor. Dış kaynağa narkotik bir bağımlılığı var. İzlenen sermaye birikim rejiminin yansıması olarak kronik cari açığı ve ciddi dış borcu bulunuyor. Türkiye ekonomisi çoklu kırılgan özellikler taşıyor, özellikle küresel para akımların yönelimlerinden şiddetle etkileniyor.

Türkiye son çeyrek asırda küresel emek-değer meta zincirine bağlı bir lojistik, tedarik ve üretim merkezi olarak konumlanmaya çalışıyor. Bu sürecin somut yansıması modern çitleme metotları ve yoğun proleterleşme sürecidir. Türkiye kapitalizmi küresel piyasalarda ucuz emek ve yoğun sömürü odağı olma yönünde adımlar atıyor.

Alt emperyalist hamleler

Bu yönelimin yanında Türkiye, Ortadoğu’da bölgesel bir güç odağı olmaya çalışıyor. Yakın dönemde bölgede askeri, ekonomik, diplomatik olarak ciddi hamleler yaptı. Güvenlik kuşağı yaratmak adına Suriye’de geniş bir coğrafyayı kontrol altına aldı.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle önemli ekonomik ilişkileri var ve yine Irak’ın bazı bölgelerinde askeri kontrol alanlarına sahip.

Bunun yanı sıra başta Kafkasya ve Balkanlarda önemli oranda askeri gücü bulunuyor. Etkili diplomatik ilişkilere sahip ve nüfuz alanı politikaları geliştiriyor. Afrika kıtasında stratejik kontrol alanları ve askeri üsleri bulunuyor, yine kıtadaki birçok ülkeye askeri danışmanlık veriyor ve ordularının yeniden yapılanmasında rol oynuyor.

Bu coğrafyalara sermaye ihracı yapıyor. Türkiye kapitalizminin küresel sermaye ihracında payı son derece düşük olsa da, son 5 yılda ihracatı orantısal olarak yükseliyor. Önümüzdeki yıllarda bu oranın yüzde 1,5’a çıkması hedefleniyor. Agresif büyüme ve sermaye birikim rejiminin yansımaları olan bu gelişmeler Türkiye kapitalizmin sıçramalı gelişiminin önünü açıyor. Finans kapitalin en önemli temsilcileri Koç, Sabancı grubu, Şişecam, Anadolu grubu ve Yıldız Holding son 15 yılda küresel piyasalarda şirket satın aldılar ve önemli yatırımlar yaptılar. Bu şirketlerin bazıları dünya markası olarak dikkat çekiyor.

Bu gelişmelere paralel olarak sermayenin merkezileşmesi ve yoğunlaşması arttı. Başka bir anlamda tekelleşme süreci derinleşti. Bu Türkiye kapitalizminin alt emperyalist bir güç olarak bölgesel düzeyde yeni pazarlar aramasını koşulluyor ve süreç başka bir boyutuyla hızlı militarizasyon süreci olarak yaşanıyor.

Rojava’da riskler ve Suriye’de inşa olan protektora

Yukarıda vurguladığımız Türkiye kapitalizmine ilişkin çözümlemeler paradoksi gibi gözükse de alt emperyalizmin aktüel biçiminin yansımalarıdır. Bağımlılık ilişkisinin bir başka forma girişini ifade eder. Bu çelişik durum alt emperyalizm kavramına içkindir. Türkiye’nin bu yöneliminin kristalize olduğu yer Suriye’dir. Yeni süreçte oluşan ABD, İsrail ekseni bu sürecinin en önemli adımı olarak   yorumlanabilir.

Fakat Rojava’nın varlığı ve ezber bozucu özellikleriyle yeni Ortadoğu’yu simgelemesi oluşan yeni ekseni rahatsız etmektedir. Çünkü Rojava aynı zamanda bölgedeki diğer 3 ülkedeki Kürt varoluşunun ve taşıdığı devrimci- demokratik potansiyelin simgesidir. Ve Türkiye’nin bölgeye ve Kürt sorununa ilişkin politikalarını sekteye uğratacak dinamikler taşımaktadır. Hatta Suriye’de farklı halk ve inançların umut ve esin kaynağı olacak potansiyele sahiptir. Emperyalizm ve Siyonizmin desteğiyle Suriye’de inşa olan protektora rejiminin halklar arasında oluşacak rezonans ve toplumsal isyan karşısında tutunma olanağı yoktur.

Bu faktörlerden dolayı rejimle yapılan “anlaşmaya” rağmen Rojava’ya yönelik riskler sürmektedir. Küresel serhildanlar ve özsavunmanın yaşamsal olacağı bir sürecin içine giriyoruz. Diğer yandan Ortadoğu’yu ateş topuna çevirecek İran Savaşı aktüelleşiyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Özel savaş politikalarına karşı şiyar be

Sonraki Haber

Medyanın barışla imtihanı          

Sonraki Haber

Medyanın barışla imtihanı          

SON HABERLER

Medyanın barışla imtihanı          

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Alt emperyalizm, Rojava ve Suriye

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Özel savaş politikalarına karşı şiyar be

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Önder Abdullah Öcalan yürütme gücü olmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Ulusal birlik ön planda

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

İtalya’da Rojava çağrısı: Toskana’dan insani koridor ve acil müdahale talebi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

İdam cezası verilen Rojhilatlı Abdullahzade için çağrı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır