Dünyanın gözü burada, Amed’in Newroz meydanında. Ve ateş yanıyor… Ve ateş sönmüyor… Çünkü bu ateş yalnızca baharın değil, özgürlüğün ve geleceğin de habercisi. Ve bugün Amed Newroz’unda bir kez daha görülüyor ki, bu halkın özgürlüğü ne ertelenebilir ne de bastırılabilir. Zindanlar, yasaklar, duvarlar ne kadar yüksek olursa olsun, Newroz ateşi her yıl yine yeniden yanar
Fırat Can
Amed… Kadim taşlarının her biri direnişin, zulmün ve umudun izlerini taşıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyor şehir, ama bu uyanış sıradan bir güne değil, halkın tarihine, iradesine ve özgürlüğüne çağrıdır.
Güneş, Amed’in direngen yüzüne vururken, caddelerden, dar sokaklardan akan insan seli, Newroz alanına doğru yol alıyor.
Bugün yalnızca bir bayram değil, bir halkın küllerinden yeniden doğduğu gündür. Binler, on binler, yüz binler, milyonlara karışıyor. Zılgıtlar gökyüzüne yükseliyor, meydanı bir nehir gibi dolduran kalabalık, yüzyıllardır süren bir hikâyeyi haykırıyor. Ve o haykırış, ateşin alevlerinde yankılanıyor: “Bijî Serok Apo!”
Alana akanların bu haykırışı yalnızca bir slogan değil; sürgünlerin, zindanların, yasakların, inkârların ortasında büyüyen bir halkın iradesi gibi yükseliyor. Her yakılan ateş, tarihten bugüne uzanan bir isyanın, bir özlemin yemini gibi yanıyor.
Arama noktalarında tüm zorluklara ve engellemelere rağmen eller zafer işaretiyle havaya kalkıyor, gözler gökyüzüne çevriliyor. Yıllardır beton duvarların ardında tutulan tüm seslerin temsili olan bir sesin özgürlüğü isteniyor. “Azadî, azadî, ji bo Serok azadî”
Newroz’un ateşi, yalnızca baharı değil, bir halkın kaderini değiştirecek iradeyi de yakıyor. Amed’in taşlarına kazınmış yasaklı yılların gölgesi, meydandaki her çığlıkla biraz daha siliniyor. Devletin baskı aygıtlarına, yasaklarına, barikatlarına rağmen milyonların kalbinde özgürlüğün ateşi yanıyor. Ve bugün, o ateş dünyanın dört bir yanına sesleniyor: “Öcalan’a Özgürlük, Kürt Halkına Statü.”
Dünyanın gözü burada, Amed’in Newroz meydanında. Gazeteciler, ajanslar, uluslararası gözlemciler, elçiler… Bu halkın iradesini görmek, tarihini anlamak için buradalar. Ama buraya gelenler yalnızca bir kutlama değil, bir halkın devrimci yürüyüşünü izliyorlar.
Göz göze geldiğimde alandakilerle; Bir çocuğun elinde sarı, kırmızı, yeşil bir mendil… Bir annenin gözlerinde yılların yorgunluğu ama bir o kadar da umudu… Bir gencin yüreğinde zindandaki bir sesin özgürlüğüne duyulan hasret… Hepsi bu alanda, hepsi bu ateşin etrafında. En çok da kadınlar, evet kadınlar, Jin, Jiyan, Azadî stranları ve sloganları etrafında kenetleniyor.
Ve ateş yanıyor… Ve ateş sönmüyor… Çünkü bu ateş yalnızca baharın değil, özgürlüğün ve geleceğin de habercisi. Her kıvılcımı, yıllardır zincire vurulmuş bir halkın iradesine dönüşüyor. Her alevi, tutsak edilen bir önderin sesi olup gökyüzüne yükseliyor.
Ve bugün Amed Newroz’unda bir kez daha görülüyor ki, bu halkın özgürlüğü ne ertelenebilir ne de bastırılabilir. Zindanlar, yasaklar, duvarlar ne kadar yüksek olursa olsun, Newroz ateşi her yıl yine yeniden yanar.
Newroz Pîroz Be!