Avrupa Parlamentosu Kürt Dostluk Grubu, Strasbourg’daki basın toplantısında Rojava’ya yönelik çete saldırılarını kınayarak, sivillerin korunması ve saldırıların durdurulması için AB ve uluslararası topluma acil çağrı yaptı
Avrupa Parlamentosu (AP) Kürt Dostluk Grubu, Rojava’daki son gelişmelere ilişkin Strasbourg’daki Avrupa Parlamentosu binasında basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısı, Kürt Dostluk Grubu Koordinatörleri Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu’ndan Andreas Schieder, Sol Grup (GUE/NGL) üyesi Per Clausen ve Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı Grubu’ndan Leoluca Orlando tarafından organize edildi.
Toplantıya DEM Parti Strasbourg Temsilcisi Faik Yağızay’ın yanı sıra AP’deki Sosyalistler ve Demokratlar İttifakı Grubu üyeleri Evin İncir ve Thijs Reute katıldı.
Faik Yağızay: Öncelikle Türkiye’yi durdurun
Basın toplantısında ilk olarak konuşan Faik Yağızay, Rojava’daki insani duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yağızay, Esad rejiminin çöküşünün ardından ortaya çıkan yeni yönetimin uluslararası denetim olmadan daha tehlikeli bir hal aldığını belirterek, özellikle Kürt halkına yönelik saldırıların arttığını söyledi. Kobanê’nin yoğun saldırı altında olduğunu, su ve elektrik kesintilerinin yaşandığını vurgulayan Faik Yağızay, uluslararası güçleri ve özellikle ABD’yi acil müdahaleye çağırdı.
Faik Yağızay konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Resmi olarak dün itibariyle ateşkes var. Fakat maalesef sahada Kobanê’ye çok yoğun saldırılar oluyor. Kobanê şu anda kuşatma altında. Su ve elektrik yok. Diğer bölgeler de saldırı altında. Bu yüzden müdahale çok acil. Ve 12 yıl önce, biliyorsunuz Kobanê DAİ’in kuşatması altındaydı. Ona karşı durmak bizim için daha kolaydı. Çünkü o bir terör örgütüydü. Ve o zaman herkes bizi destekledi. Ama şimdi bir devlet tarafından saldırıya uğruyoruz. Biz buna terörist devlet diyoruz. Çünkü Colani bir teröristti. Zihniyeti hiç değişmedi. Ve son günlerde askerlerinin uygulamalarına bakarsanız, uygulamalarıyla DAİŞ’in uygulamaları arasında hiçbir fark yok. Bu yüzden uluslararası güçlere acil müdahale çağrısında bulunuyoruz. Bir felaketi önlemek için öncelikle Türkiye’yi durdurun. Çünkü her şey Türkiye tarafından organize ediliyor. Suriye rejimini durdurun. Kürtlerle savaşmayı durdurun. Ve soruna siyasi bir çözüm bulmak için güçlerini kullanmaya çalışın.”
Schieder: Rojava’daki demokratik yapı desteklenmeli
Kürt Dostluk Grubu koordinatörlerinden Andreas Schieder ise mevcut durumun son derece kritik olduğunu belirterek, Avrupa Parlamentosu’nun Rojava için en önemli diplomatik platformlardan biri olduğunu ifade etti. Schieder, sivillerin korunması, demografik değişimlerin önlenmesi ve Rojava’daki demokratik yapının desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Schieder, “Sahadaki halkı şiddete karşı korumalıyız. Burada ele alınan demografik soruna bunu da dahil etmeliyiz. Açık ve yapay koridora dahil etmeli ve Rojava’yı başarıyla geliştirmeliyiz. Rojava’nın sahada iyi organize edilmiş, demokratik, insancıl ve zeki bir medeniyet için değişimlerden biri olmasından mutluluk duyuyoruz. Bunun bir model olacağını düşünüyorum. Sonuç olarak, bu kadar çok sosyal ortağa sahip olmamız çok önemli. Çok ağır işgaller, eylem senaryosuna karşı duracağız. Birlikte bir şeyler yapmak zorunda kalacağız” diye konuştu.
Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı Grubu’ndan Leoluca Orlando da konuşmasında, Kuzey ve Doğu Suriye’de ciddi bir askeri tırmanış yaşandığını belirterek, Şam’daki geçiş hükümetine bağlı güçlerin ve Türkiye destekli silahlı grupların özerk yönetim bölgelerine yönelik koordineli saldırılar yürüttüğünü söyledi. Orlando, ateşkes ilan edildiği yönündeki açıklamaların sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini kaydetti.
Orlando, “Avrupa Birliği bu gelişmelere karşı sessiz kalmamalı, demokratik, çoğulculuğa açık, Kürt halkına özgürlük, haklar ve özerklik garantisi veren bir Suriye’nin önemini vurgulamalı ve Türkiye’nin Suriye’nin iç işlerine müdahalesini eleştirmelidir” ifadelerini kullandı.
Evin İncir: AB terörist grupları finanse etmeyi bırakmalıdır
AP üyesi Evin İncir ise Avrupa Parlamentosu’na şöyle seslendi: “Geçen hafta gruplarımızın bu hafta gündeme alınması için acil bir karar tasarısı sunmasına rağmen, siyasi gruplar arasında çoğunluğun bunu desteklememesinden dolayı çok üzgünüm. Eğer bu durum acil bir durum değilse, gerçekten neyin acil olduğunu bilmiyorum. Avrupa Birliği’nin tüm kurumları aracılığıyla, ister Parlamento, ister Konsey, ister Komisyon olsun, harekete geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla burada olmayan ve gündeme alınmasına karşı çıkan grupların da bir adım daha atmaları gerektiğini düşünüyorum.
Evin İncir, ödedikleri vergi mükelleflerinden 620 milyon avroluk ödeneğin AB Komisyon Başkanı Von der Leyen ve Konsey Başkanı Antoni Costa’nın, Suriye yönetimine koşulsuz mali destek vaadinde bulunmasını da sert sözlerle eleştirdi. Evin İncir, “Özellikle de insanların kelimenin tam anlamıyla katledildiği ve hâlâ katledilmeye devam ettiği bir dönemde, böyle bir ziyaretin gerçekleşmiş olması utanç verici. AB, teröristleri ve terörist grupları finanse etmeyi bırakmalıdır” vurgusunda bulundu.
Clausen: Hepimiz harekete geçmeliyiz
Sol Grup (GUE/NGL) üyesi Per Clausen, Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğünü ve gerçek bir ateşkesin bulunmadığını belirterek, Avrupa Birliği’nin saldırılar sona erene kadar HTŞ yönetimine yönelik tüm yardımları askıya alması gerektiğini söyledi. Clausen, Birleşmiş Milletler’i de barışçıl ve demokratik bir çözüm için yeniden harekete geçmeye çağıran Clausen, şöyle konuştu: “İktidardaki hükümet sivilleri istismar ediyor ve on binlerce insanı evlerinden ediyor. Bu doğru olamaz. Hepimiz harekete geçmeli ve uluslararası topluma müdahale etmesi ve azınlıklara karşı bu sapkınlıkları durdurması için baskı yapmalıyız. Avrupa Birliği, bu saldırılar durana kadar rejime vaat edilen tüm yardımları askıya almalıdır. Ve bu saldırılar şimdi durmalıdır. Ancak fırsat verildiğinde yeniden başlatılabilir. Birleşmiş Milletler, barışçıl ve demokratik bir sistem için yeniden faaliyete geçmelidir. Şam rejimi, Serêkaniyê ve Efrîn’i kasıp kavuran Türk destekli milislere karşı da harekete geçmelidir. AB, Kürtlere ve Rojava’ya yönelik saldırıları sona erdirmek için sadece Şam rejimine değil, Türk devletine de baskı yapmak için elindeki tüm diplomatik araçları kullanmalıdır. Şu anda mesele, sivillerin katledilmesini durdurmak ve özellikle IŞİD’e karşı mücadelede rol aldıkları için cezalandırılan kadınlar başta olmak üzere Fırat Nehri’nin kötüye kullanılmasına son vermektir. Ne yazık ki, Şam gücü şu anda yıkıcı bir rol oynamaktadır. Geri kalanımız ise yasal bir ateşkes sağlamak ve gerçek müzakerelere giden yolu yeniden açmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.”
Son olarak konuşan AP üyesi Thijs Reute ise Türkiye’nin bölgedeki rolüne dikkat çekerek, saldırıların durdurulması için Ankara’ya da diplomatik baskı uygulanması gerektiğini vurguladı. Reute, Avrupa Birliği’nin geç de olsa sorumluluk almasının hâlâ mümkün olduğunu ifade etti.
Kaynak: ANF









