• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
10 Nisan 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mustafa Durmuş

Ateşkes başlamadan bitti mi?

10 Nisan 2026 Cuma - 10:56
Kategori: Mustafa Durmuş, Yazarlar

Trump, İran’ı “şimdilik ve sonsuza dek yok etmekle” tehdit ettikten hemen sonra (7 Nisan’da), aynı ülke ile iki hafta sürecek olan geçici bir ateşkes yapıldığını duyurdu.

Trump neden çark etti?

Trump bu sürede savaşın ABD ve dünya ekonomisinde neden olduğu büyük hasarı görerek, durumu daha da kötüleştirmeden bir çıkış yolu bulmaya mı çalışıyor, yoksa bu müzakereler ABD ve İsrail’in askeri kaynaklarını yeniden toparlamak için zaman kazanmak amacıyla uygulanan bir başka ABD aldatmacası ve taktiği mi?

ABD, bu savaşa bir ara vermeye ihtiyaç duyuyor olabilir. Zira füze stoklarını önemli ölçüde tüketti. İsrail’in ise övündüğü “demir kubbe” hava savunması ciddi şekilde zayıfladı, öyle ki İran füzelerinin yüzde 80’i artık bu savunmayı delip geçebiliyor. Diğer yandan İran, hala balistik füzelere, on binlerce insansız hava aracına ve hızlı teknelerden, otonom sualtı insansız araçlarından ve henüz kullanılmamış deniz mayınlarından oluşan bir donanmaya sahip. (1)

Çok değil, sadece geçen yıl haziran ayında Trump ve Netenyahu, İranlıları iki kez müzakerelere çekmiş, ardından görüşmeler sürerken İran’ı bombalamışlardı. Bu nedenle de bir üçüncü aldatmaca neden sahnelenmesin ki?

Uzun vadeli ekonomik etkiler henüz görülmedi

Diğer yandan, ateşkes açıklamasının hemen ardından olumlu ekonomik etkiler görüldü ve küresel ham petrol fiyatlarının varil başına fiyatı yüzde 17 düştü. 10 ve 30 yıllık ABD Hazine tahvillerinin faizleri geriledi. ABD borsalarında, altın ve gümüşte yükseliş eğilimine geri dönüldü.

Diğer yandan, savaş orta ve uzun vadede, başta ABD ekonomisi olmak üzere, dünyanın hemen hemen tüm ekonomilerini olumsuz yönde etkilemeye devam edecek. Nitekim IMF gibi örgütler şimdiden küresel ekonomik büyüme oranlarını aşağıya doğru, enflasyon ve işsizlik oranlarını ise yukarı doğru çekmeye başladılar.

Türkiye ise bu gelişmelerden sadece kısa vadeli değil, uzun vadeli olarak da etkilenecek gibi görünüyor. Nitekim resmi ağızlar bu yıl öngörülen enflasyonun artacağını, faiz oranlarının yükseltilmek durumunda kalınabileceğini ve özellikle de ülkenin bütçe açığının ve cari açığının ciddi biçimde artacağını açıkladılar.

Ateşkes sırasında İsrail saldırıları yoğunlaştı

Diğer yandan ateşkes yapıldı ama emperyalist-Siyonist güçlerin saldırıları sona ermedi. Daha ateşkesin ilk günü, Lübnan’da yaşanan en kanlı gün oldu: Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, ülke genelinde düzenlenen İsrail saldırılarında en az 203 kişi hayatını kaybetti, 1.000 kişi ise yaralandı.

Yani ateşkesin daha haftası dolmadan, savaş bu kez Lübnan’da alevlendi. İsrail’in Lübnan’a saldırıları artarken, bu saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti ve geniş çaplı bir yıkım gerçekleşti.

Lübnan’ın başkenti Beyrut ve çevresindeki mahalleler, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından, “şimdiye kadarki en yoğun İsrail saldırıları” olarak nitelendirilen saldırılara maruz kaldı (2): 1,1 milyondan fazla kişi yerinden edildi, bunların çoğu zorlu koşullarda yaşıyor ve etkilenenlerin büyük bir kısmını çocuklar ve kadınlar oluşturuyor. Sağlık tesislerine yönelik olarak devam eden saldırılar ve sağlık çalışanlarının maruz kaldığı riskler, sağlık hizmetlerinin sunulabilmesi konusunda ciddi endişeler yaratıyor. Hastaneler ve birinci basamak sağlık hizmetleri zor durumda. Yollar, köprüler, su ve elektrik sistemlerinde meydana gelen hasarlar, tedaviye erişimi ve acil müdahaleyi daha da kısıtlıyor.

Aileler ise hazırlıksız yakalandı; birçoğunun saldırılardan kaçmak için çok az zamanı vardı. Kadınlar ve kız çocukları, yerinden edilme, kayıp ve son derece zor koşullarda ailelerine bakma yükü gibi artan risklerle karşı karşıya kaldılar. Çatışmaların sona erdiği iddia edilmesine rağmen, en az beş Körfez ülkesinde saldırılar devam etti. Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı aşabilmesinin tek yolu olan önemli bir petrol boru hattı vuruldu.

İran Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattı

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ardından İran, Hürmüz Boğazı’nı petrol tankerlerine yeniden kapattı ve Devrim Muhafızları, Lübnan saldırıları devam ederse “bölgedeki saldırganlara” (İsrail kastediliyor) karşı askerî harekât düzenleyeceği tehdidinde bulundu. Bunun ardından petrol fiyatları tekrar yükselmeye başladı.

Kısaca, bugün masada belirsizliklerle dolu son derece kırılgan bir Barış Planı var. Bunun işe yarayıp yaramayacağı ise bilinmiyor. İran, İsrail’in de bu plana dahil edilmesi gerektiğini şart koşsa da üç gündür gerçekleşen İsrail saldırılarından da anlaşılacağı gibi, İsrail kendini bu planın kapsamında görmüyor. Bu yüzden de bu plana bağlı kalacağı şüpheli.

Trump’ın açmazları

Trump neden ateşkes planı önerdi? Çünkü acilen bir barış planına ihtiyacı vardı çünkü bir yandan yaptığı İran halkına yönelik soykırım tehdidinin hukuksal sonuçlarından kurtulması gerekiyordu. Diğer yandan da kendi evinde kendisine verilen destek tarihsel olarak dip yapmıştı. Kendi partisinin politikacılarının bazıları bile karşısına geçmişti.

Keza İngiltere ile ABD arasındaki ittifak gerginliği hala sürüyor ve NATO ile ABD arasındaki ilişki NATO tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Kısaca Trump bu plana razı oldu çünkü başka seçeneği yoktu.

Bu barışın, savaşta sadece bir duraklama olma ihtimali hayli yüksek. ABD emperyalizminin şu ana kadar bir zaferi olmadığı gibi, ağır bir yenilgisi var. Barıştan söz ediliyor olsa da ABD açısından özünde olanlar aslında bir geri çekilme. Bu sözde barış planındaki maddelerden biri, ABD’nin Körfez’deki tüm üslerinden çekileceği yönünde ve bu ABD açısından olağanüstü bir itibar kaybı demek. Bu nedenle de ABD baskı altında geri adım atsa da bu plana uymayacaktır.

İsrail faktörü

Bu sözde barış planının kaderi aslında bir ölçüde İsrail’e bağlı. Çünkü plana göre, İsrail iş birliği yapmalı, Lübnan’daki düşmanlıklarını durdurmalı ama o tam tersini yapıyor ve Lübnan’a yönelik saldırılarını artırıyor.

Çünkü İsrail devletini yönetenlerin buna ihtiyacı var: Netanyahu’nun stratejik öncelikleri oldukça farklı. 28 Şubat’ta hava saldırılarını başlatırken Netanyahu, hedefinin “İran’daki Ayetullah rejiminin tehdidine son vermek” olduğunu söyledi. Bunu, İslam Cumhuriyeti’nin var olduğu 47 yıl boyunca İsrail için varoluşsal bir tehdit olarak nitelendirdi ve rejim değişikliğinin “hedef olmadığını, ancak … kesinlikle sonuç olabileceğini” vurguladı. (3)

Bu arada, savaşın beş haftası boyunca İsrail’in stratejik hedefleri hem genişledi hem de uzadı. İran konusunda, ABD ile açıkça iş birliği içinde hareket etmekle birlikte, İsrail “nükleer ve füze programları yeniden kurulduğunda her seferinde geri dönüp İran’a saldırma” hakkını tek taraflı olarak elinde tutmak istiyor. Lübnan’da ülkenin güneyini Litani Nehri’ne kadar işgal etmesi, İsrail’in bu bölgeyi uzun vadeli olarak işgal etmeyi planladığını gösteriyor.

Netanyahu’nun ihtiyacı

Ayrıca Netanyahu’nun da önünde genel seçim var. Anketler, İran’a karşı savaşa yönelik İsrail halkının desteğinin, seçimlerde Netanyahu’ya bir ivme kazandırabileceğini gösteriyor. Anketlerin, İsrail vatandaşlarının çoğunluğunun sona ermesini istediğini gösterdiği Gazze’ye karşı yürütülen savaşın aksine, İran’a karşı savaşa İsrail’de Netanyahu’ya ezici bir destek var.

Öyle ki Netanyahu hükümetindeki bakanlar bile, iç siyasetin Netanyahu’nun bu çatışmayı şu anda başlatma motivasyonunun büyük bir parçasını oluşturduğunu kabul ediyor ve Netanyahu açısından “oy verme merkezlerine giden yol Washington ve Tahran’dan geçiyor” diyorlar. (4)

Sonuç olarak

Trump’ın ve Netanyahu’nun kaderi bu savaşın nasıl biteceğine bağlı olduğu gibi, birbirlerine de bağlı. Öngördükleri gibi çıkıp da erken ve kesin bir zafer sağlayabilselerdi, Trump’ın Aralık’taki ara seçimlerde kazanma şansı artardı, Netanyahu da seçimi garantilerdi. Ancak böyle olmadı. İran’ın gösterdiği direniş oyunlarını bozdu.

Eğer Trump, Netanyahu’nun bu hedefleri gerçekleşmeden, savaşa son verme kararı alırsa, bu ikisi için tehlike çanları çalmaya başlar. Bu kuşkusuz dünyanın başına bela bu iki devleti yöneten bu politikacıların tarihin çöp sepetine atılması ve belki de yargılanmalarıyla sonuçlanabilecek bir iyiliğe yol açabilir. Diğer yandan böyle bir gelişme, en az onlar kadar kötü bir rejimin (İran’daki molla rejiminin) bu süreçten daha da güçlenerek çıkmasıyla sonuçlanabilir.

Bu noktada kesin olarak söyleyebileceğimiz tek şey; savaşın kendisi sona erse bile (ki bu da bugünden bilinemez), bu savaşın ekonomik ve ekolojik sonuçlarının henüz görülmediği, ancak ilerleyen aylar ve yıllarda bunları çok daha derinden hissedeceğimizdir.

Yanıtlanması gereken soru; “Türkiye’de yüksek enerji, gıda ve hammadde temini ve ulaştırma maliyetleri, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri, artan döviz kuru, artan cari açık ve bütçe açığının neden olacağı ekonomik faturanın kimlere ve nasıl ödettirileceği” sorusudur.

Mevcut otoriter siyasal iktidar altında bu bedelin ezilen halklara ve Türkiye işçi sınıfına ödettirilmek istendiği kesin. Bu hali hazırda yapılıyor da. Ancak bu durum sınıfsal çelişkileri derinleştirip sınıf mücadelesini de körüklüyor. O halde emek, demokrasi ve barış güçlerinin asıl olarak yaklaşmakta olan bu büyük savaşa hazırlanması gerekiyor.

Dip notlar:

  • https://www.counterpunch.org/2026/04/08/trump-announces-iran-ceasefire-us-offramp-or-just-another-deception (8 Nisan 2026).
  • https://news.un.org/en/story/2026/04 (9 Nisan 2026).
  • https://theconversation.com/why-benjamin-netanyahu-needs-the-iran-conflict-to-continue (2 Nisan 2026).
PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Dêrsim’de 4 yaşındaki çocuklara Kur’an konvoyu

Sonraki Haber

Gediz nehri alarm veriyor: Çevre ve insan sağlığı tehdit altında

Sonraki Haber

Gediz nehri alarm veriyor: Çevre ve insan sağlığı tehdit altında

SON HABERLER

Gar Katliamı’nın 126’ncı haftasında yaşamını yitirenler anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Her şeyi çalmışlar, evleri de yıkmışlar: Geriye sadece toprak kalmış

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Türkoğlu: Kalıcı barış kapsayıcı siyasetle mümkün

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Mısır’da kötü hava koşulları en çok çalışan kadınları vurdu

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Emine Ahmed değerlendirdi: Ortadoğu’daki savaş denkleminde Kürtlerin rolü

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Sudan’da aralarında 17 çocuğun bulunduğu 40 kişi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı: Suça sürüklenen çocuklarda ceza miktarları artacak

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır