Strasbourg Belediyesi Başkan Yardımcısı Hülliya Turan ve Fransa Yeşiller ve Ekoloji Partisi Milletvekili Sandra Regol hem Abdullah Öcalan üzerindeki tecride hem de Rojava’ya yönelik saldırılara karşı Avrupa kurumlarının sessizliğini eleştirdi
Fransa’nın Strasbourg kentinde geçtiğimiz hafta sonu binlerce kişi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenledi. Kent merkezinde gerçekleştirilen yürüyüşün ardından bir miting yapıldı.
Mitinge katılan Strasbourg Belediye Başkan Yardımcısı ve Fransız Komünist Partisi üyesi Hülliya Turan ile Fransa Yeşiller ve Ekoloji Partisi Milletvekili Sandra Regol, ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.
Hülliya Turan, 27 yıldır Türkiye’de İmralı Adası’nda tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekerek, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmasına rağmen uluslararası hukuku ihlal ettiğini hatırlattı.
Turan, “Burada, Avrupa’nın başkentlerinden birinde bulunuyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi burada. Abdullah Öcalan’ın hapsedildiği, işkence gördüğü ve tamamen tecrit edildiği biliniyor. Buna rağmen sessizlik hakim. Bu inanılmaz” dedi.
‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin eylemsizliğini kınıyorum’
Hülliya Turan, Önder Apo’nun Kürt halkı için bir sembol olduğunu belirterek, seçilmiş bir yetkili ve komünist olarak bu durumu açıkça kınadığını ifade etti. Turan, eleştirilerini yalnızca Türkiye ile sınırlamayarak Avrupa kurumlarını da sorumlu tuttu:
“Avrupa kurumlarının, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konudaki tam sessizliğini ve eylemsizliğini kınıyorum. Bu mahkeme, kamuoyu tartışmasında bu durumu ele almak için yeterince çaba göstermiyor.”
‘DAİŞ’e karşı ilk direnen Kürtlerdi, özellikle Kürt kadınlarıydı’
Hülliya Turan, Kürt halkının DAİŞ’e karşı verdiği mücadeleyi de hatırlatarak, şunları söyledi:
“DAİŞ’in Suriye’de, özellikle Kürtler ve Êzidîler başta olmak üzere halkları katlettiği dönemde ilk savaşanlar Kürt halkıydı, özellikle de Kürt kadınlarıydı. Bu direniş, Kürt halkının özgürlüğe, demokrasiye ve kadın haklarına bağlılığını gösterdi.”
Rojava’nın kadın özgürlüğü temelinde inşa edildiğini belirten Turan, bu deneyimin Ortadoğu’da farklı bir demokratik model sunduğunu söyledi.
‘Rojava’ya saldırı, demokratik ve çok etnikli projeye saldırıdır’
Rojava’ya yönelik saldırıların yalnızca askeri bir mesele olmadığını vurgulayan Hülliya Turan, bunun alternatif bir toplumsal projeye yönelik saldırı olduğunu ifade etti: “Rojava’ya yapılan saldırı sadece bir bölgeye yapılan saldırı değil; çok etnikliliğe, farklı dinlere saygıya ve her şeyden önce cinsiyet eşitliğine dayalı demokratik bir projeye yönelik bir saldırıdır.”
Büyük güçlerin ve Avrupa hükümetlerinin tutumunu da eleştiren Turan, emperyal çıkarlar doğrultusunda halkların yeniden feda edildiğini belirtti. Suriye’deki bazı aktörlerin geçmişte DAİŞ’i destekleyen çevrelerle bağlantılarına dikkat çeken Turan, Avrupa ve ABD’nin bu konuda ikiyüzlü davrandığını söyledi.
Hülliya Turan, Rojava deneyiminin Ortadoğu’da onurlu bir direniş ve gelişmiş bir demokrasi örneği olduğunu belirterek, “Rojava’da yaşananlar, katliam ve silahlı saldırılar ortamında halkın onurlu ve gururlu kalabildiğini gösterdi. Bu, Ortadoğu’da daha gelişmiş bir demokrasinin örneğidir” diye konuştu.
‘Fransa Kürt halkına yardım etmiyor, bu büyük bir ikiyüzlülük’
’Fransa Yeşiller ve Ekoloji Partisi Milletvekili Sandra Regol de hem Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridi hem de Rojava’ya yönelik saldırılar karşısında Avrupa’nın sessizliğini sert sözlerle eleştirdi.
Strasbourg’un Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) gibi kurumlara ev sahipliği yaptığı hatırlatılarak Önder Apo üzerindeki tecrit sorulduğunda Regol, Fransa’nın tutumuna işaret etti. Avrupa’nın güvenlik söylemi ile Kürt halkına yönelik pratik tutumu arasında çelişki bulunduğunu belirten Regol, “Fransa’nın yardım etmesi gerektiğini söylemek istiyorum. Çünkü çok uzun yıllar geçti ve Fransa her zaman terörizmle mücadele etmenin çok önemli olduğunu söylüyor; ancak DAİŞ ve diğer tüm terör örgütlerine karşı mücadele eden Kürt halkına asla yardım etmiyor. Bu büyük bir ikiyüzlülük” ifadelerini kullandı.
6 Ocak’tan bu yana Rojava’ya yönelik süren saldırılar ve aynı gün Avrupa Birliği liderlerinin Şam’ı ziyaret ederek 620 milyon euro destek açıklamasına ise Regol “Hiçbir şey yapmıyorlar. Ve bu büyük bir sorun. Çünkü barış istediğini söyleyip bunun için bir şey yapmalısın. Sadece savaşmanın önemli olduğunu söylüyorlar, ama gerçekten savaşan insanlara yardım etmiyorlar” dedi.
Rojava’nın özgürlük ve eşitlik temelinde bir yaşam modeli sunduğunu vurgulayan Regol, Avrupa’nın barış ve özgürlük söylemiyle çeliştiğini belirten Regol, “Eğer barış için ve özgürlük için savaştığını söylüyorsan, Rojava’yı desteklemelisin. Tüm bu insanların ve ülkelerin Rojava’ya karşı savaşmasına izin vermemelisin” diye konuştu.
Parlamenter Sandra Regol, Avrupa’ya da şu çağrıda bulundu:
“Hepimiz Kürt halkını desteklemeliyiz. Kürt halkı her zaman kendi haklarını savundu. Ama bugün onlara karşı savaşan tüm ülkeler yüzünden bize ihtiyaçları var. Avrupa ülkeleri sizin tarafınızda olmalı. Ama değiliz. Bu çok büyük bir sorun.”
Kaynak: ANF









