Özerk Yönetim’in çoğulcu bir yönetim, Şam hükümetinin ise merkeziyetçi ve şeriatçı bir yönetim istediğini belirten yazar Aşegül Devecioğlu, Türkiye’nin askeri saldırı tehdidi yerine diyalog ve siyasi çözüm gayretini göstermesini talep ettiklerini ifade etti
Barış İçin Toplumsal Girişim çağrısıyla 6 Ocak’ta 326 yazar, aydın, siyasetçi ve yurttaş Türkiye’nin tehditleri sonrası Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi İle sorunların diyalog yöntemiyle çözülmesi için Meclis Başkanlığı’na bir dilekçeyle başvurdu. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a iletilmek üzere kaleme alınan metinde, Türkiye’nin Özerk Yönetime karşı askeri yöntemlere başvurmaması, diyalog ve diplomasinin, toplumsal hassasiyetlerin gözetilmesi gerektiği ifade edildi.
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik olası bir askeri müdahalenin Türkiye’de yaşayan Kürtler açısından dış bir coğrafyada yürütülen “sıradan bir askeri operasyon” olarak algılanamayacağı belirtilen dilekçede, bu durumun Türkiye’deki Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni de etkileyeceği vurgulandı.
Dilekçede, “Talebimiz nettir: Devletin, tarihsel ve toplumsal bağları dikkate alan, akrabalık gerçeğini yok saymayan, yeni yarılmalar üretmeyecek bir yol tercih etmesi. Silahların ve askerî yöntemlerin değil; diyaloğun, diplomasinin ve toplumsal hassasiyetleri gözeten aklın öne çıkmasını istiyoruz. Çünkü bu coğrafyada bir yakada akan kanın, öte yakada yüreklere düştüğünü çok iyi biliyoruz. Akrabalık, tarihsel bağlar ve ortak yaşam gerçeğinin gözetilmesinin, yalnızca Kürt yurttaşlarımız için değil, Türkiye’nin toplumsal barışı ve ortak geleceği için de hayati olduğuna inanıyoruz” ifadelerine yer verildi.
‘Hem saldırılar var hem kuşatma var’

Barış İçin Toplumsal Girişim üyesi yazar Ayşegül Devecioğlu, Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı güçlerin Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Halep’in mahallelerine dönük saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kuzey ve Doğu Suriye’deki Şam yönetiminin Halep’te Kürtlerin yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye saldırılara değinen Ayşegül Devecioğlu, saldırıların yeni olmadığını vurguladı. Ayşegül Devecioğlu, “Hem saldırılar var hem kuşatma var. Birçok şeye ulaşılamıyor. Orada bir katliam olmasından da son derece endişe duyuyoruz. Onun için daha lafın başında biz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak Türkiye’nin iktidarıyla operasyon tehdidi yapacağına; siyasi çözümden, diyalogdan yana olmakta ısrar etmesini talep ettik” dedi.
‘Diyaloğa dönülmesi gerekiyor’
Saldırının amacının Özerk Yönetimi “yok etmek” olduğunu dile getiren Ayşegül Devecioğlu, “Orada Özerk Yönetimin talepleri sadece Kürtlerle ilgili değil. Özerk Yönetimin talepleri Aleviler, Dürzilerin talepleridir. Orada Özerk Yönetim çoğulcu bir yönetim istiyor. Şam hükümeti ise merkeziyetçi ve şeriat hükümlerine göre yönetmek istiyor. Türkiye bugüne kadar Şam hükümetinden yana tavır aldı. Şu ana kadar uluslararası topluma baktığımızda eğer demokrasiden ve barıştan söz ediyorsak bu ülkelerin hepsinde çoğulculuğu esas alan daha ademi merkeziyetçi yönetimler var. Bu talebin karşı çıkılacak bir yanı yok. İŞİD ile mücadelede DSG’nin ki sadece Kürtler yok bunun içinde nasıl bir tutum aldığı ortadadır. Burada uluslararası koalisyondan beklenen bu duruma bir şekilde son vermesidir. Fakat Türkiye’de son zamanlarda DSG’nin elini zayıflatmak için birtakım İŞİD’e karşı operasyonlar yaptı. Görünen o ki Türkiye’nin DSG’nin İŞİD’e karşı savaşını yok etmeye çalışıyor. Oysa biz tarihi biliyoruz; ‘Kobanê düştü, düşecek’ açıklamasından, İŞİD’lilerin burada tedavi edilmesinden, sınırlardan İŞİD’lerin rahat rahat geçmesinden, Türkiye’nin bütçesinden beslenen SMO’nun orada işlediği suçlardan haberdarız. İlham Ehmed, ‘Böyle bir şey sadece iki mahallede kalmaz bütün Suriye’ye yayılır’ açıklamasını yaptı. İran durum söz konusu olursa bu bölgesel bir savaş olur. Dolayısıyla herkesin aklı selim bir şekilde diyaloğa ve siyasi çözüme dönülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Kürtlerin Suriye’de katledilmesi tehlikesiyle karşı karşıyayız’
Türkiye’nin Suriye’deki politikalarını eleştirdiklerini ifade eden Ayşegül Devecioğlu, “Türkiye’nin orada işi olmadığını, başka ülkenin topraklarına müdahale ettiğini defalarca ifade ettik. Dolayısıyla şu an çok kritik bir andayız. Kürtlerin Suriye’de katledilmesi tehlikesiyle karşı karşıyayız. Suriye’deki Kürtlerle buradaki Kürtlerin arasındaki sınır sunidir, akrabalar. O yüzden Suriye’de yapılan saldırı, Türkiye’deki Kürtlere de yapılmış bir saldırıdır” diye belirtti.
‘Diyalog ve siyasi çözüm talep ediyoruz’
Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin devam ettiğini anımsatan Ayşegül Devecioğlu, sürecin Türkiye açısından “büyük bir fırsat” olduğunu vurguladı. Ayşegül Devecioğlu, “Bu savaşta on binlerce can verdik. Bunun Türkiye ekonomisine etkisi oldu. Ormanlarımız yakıldı. Köylerimiz boşaltıldı. Toplumsal doku zedelendi. Süreci çok kötü etkiler. Süreç zaten iyi gitmiyor. Barışa talep olmakla birlikte barışın toplumsallaşması iktidar eliyle zaten aksamalarla gidiyor. Ama yine de büyük bir adım atıldı, bu adımı inkar edemeyiz. Bir barış umudu var. Dünyada askeri harcamalar kat be kat arttı. Tüm dünya savaş tehdidi altında. Bölgesel savaş kapımızda. Bu koşullarda barış süreci bizim böyle bir savaştan etkilenmememizin yolu olacaktır. Onun için bir an önce Türkiye hükümetinin askeri saldırı tehdidi yapmak yerine Şam ile ve tüm dünya devletleriyle tekrardan diyalog ve siyasi çözüm gayretini göstermesini talep ediyoruz” diyerek, DSG’nin 10 Mart Mutabakatını çiğnemediğini ve bunun hayata geçirilmesini istediğini, Türkiye’nin de Suriye’deki “barışa” öncülük etmesi gerektiğini söyledi.
Ayşegül Devecioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada tüm topluma ve aydınlara rol düşüyor. Bu Türkiye’de olan bir şey. Bir felaket yaşanıyorsa bu bizim ülkemizde yaşanıyor. Dolayısıyla hem her açıdan Türkiye için önemli bir fırsat olan barış sürecini dikkat etmeliyiz. Meseleyi sadece ‘terörsüz Türkiye’ tanımı üzerinden değil, evrensel hakların tanınmasıyla sonuçlandırıp, sürecin gerekliliklerini yerine getirip hukuki kararların uygulanması, AİHM kararlarının uygulanması ve bütün dünya ülkelerinde zaten hak olan eşit yurttaşlık, yerel demokrasi ve anadilde eğitim haklarının verilmesi gerekiyor. Bu mesele silah bırakmaya indirgenemeyecek bir meseledir. Çözümü de bu şekilde olmalıdır. O yüzden savaşı durdurun, diyorum.”
Haber: Ömer İbrahimoğlu \ MA









