Gazeteci Aziz Oruç’un Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de geçen hikâyesi ‘Sınırlar Arasında Bir Gazeteci’ adıyla Luvi Yayınları’ndan çıktı. Luvi Yayınları, sürgündeki yazar Mehmet Söğüt’ün Mucizevi Hayatlar isimli öykü kitabının da ikinci baskını yaptı
Luvi Yayınları, gazeteci Aziz Oruç’un Türkiye’de başlayıp Suriye, Irak ve İran’dan sonra yine Türkiye’de –bir hapishanede biten hikâyesini “Sınırlar Arasında Bir Gazeteci” adıyla yayımladığını duyurdu.
Kitabı “Aziz Oruç’un hikâyesini okurken dikenli teller arasında dolanacak, mayınlı arazilerde gezineceksiniz,” paylaşımıyla duyuran Luvi Yayınları, kitabın arka kapağında, gazetecinin gayrı resmi bir şekilde sınır dışı edildiği sırada askerle arasında geçen diyaloguna yer verdi:
“Seni sınırın diğer tarafına bırakacağız, Türkiye’ye gideceksin,” dedi.
Arkama dönüp yüzüne bakmak istiyordum, yüzüne bakarak konuşmak için kımıldar gibi oldum ama vazgeçtim. Sakin olmalıydım.
“Beni sınır kapısından resmi olarak teslim etmeniz gerekiyor,” dedim. Bu söylediğimi umursamadı ya da hiç duymadı. Konuşmaya devam etti.
‘Bana bak!’
Dönüp baktım. Zayıf, uzun boylu bir askerdi. Yüzüne kamuflaj beresi takmıştı. Benden saklanmak için değil, üşümemek içindi. Sadece gözlerinin akı ve kalın kaşları gözüküyordu. Elini kaldırıp işaret parmağıyla kulenin sağ tarafını gösterdi, “Bu tarafta mayınlar var, ona dikkat et!” dedi
Mucizevi Hayatlar’a ikinci baskı
Luvi Yayınları, sürgünde yaşayan şair-yazar Mehmet Söğüt’ün Mucizevi Hayatlar isimli öykü kitabının ikinci baskısını yaptığını da duyurdu.
Mucizevi Hayatları’ı “Hem yürek burkan hem de iyileştiren bir kitap. Okurken gözyaşlarınız akacak, ama bittiğinde içinizde derin bir huzur kalacak,” notuyla paylaşan yayınevi kitabın arka kapağında şu ifadelere yer verdi:
Gözlerindeki bağı çözdüler. Etrafına baktı korkulu gözlerle, yüzleri maskeli yedi kişi vardı. Hemen yanı başında, yerde bir kadın çırılçıplak yatıyordu. Maskelilerden biri yanındaki adama: “Hadi oğlum,” dedi. “Şu yerde yatan teröriste tecavüz et de Dilan şırfıntısı görsün.”
Dilan, korkudan olduğu yere yığıldı. Dünyası bir kez daha yıkılmıştı. İşkence odasının duvarları üstüne üstüne geliyordu. Nefes almakta zorlanıyordu. Maskeli polislerin savurdukları küfürler havada uçuşurken, tecavüze uğrayan kadın kendini kurtarmaya çalışıyordu polislerin elinden. Çırpınıyor, bağırıyordu.
KÜLTÜR SERVİSİ









