Qamişlo sınırında konuşan Tuncer Bakırhan, ‘Biz güçlüyüz, biz inançlıyız, biz haklıyız, biz kararlıyız, biz kazanacağız’ dedi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Toplantısı Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar, Keskin Bayındır’ın siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve on binlerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Toplantı, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar nedeniyle Nusaybin’de gerçekleştirdi.
Toplantıda ilk olarak Tülay Hatimoğulları konuştu. Ardından Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, konuşma gerçekleştirdi.
Bakırhan: Rojava ile birlikteyiz
Tuncer Bakırhan ise şunları kaydetti:
“Sadece grubunu Meclis çatısı altında yatmayıp arada bir böyle haksızlıklar ve huzursuzluklar karşısında çeşitli kentlerde yapan tek parti biziz. Bugünleri yaratanları kınıyoruz. Kuzey ve Doğu Suriye’de bir katliam var. Kuzey ve Doğu Suriye’de soykırım var. Onlarca selefi örgüt, onlarca baş kesen, çocukları, gençleri, kadınları katleden bir örgüt, onun uzantıları, onu destekleyen ulusal, bölgesel ve uluslararası güçler var. Yani Rojava’da Kürtler tek, dünya bir olmuş. Kürtlere düşmanlık yapıyor, soykırım yapıyor. Kürtlerin kimliksiz bir şekilde, dilsiz bir şekilde, statüsüz bir şekilde yaşaması için düşmanlık yapıyorlar. Bizler dün olduğu gibi bugün de Rojava’da onuru için, kimliği için, dili için mücadele eden Rojava halkıyla birlikteyiz. Oradaki Kürt kardeşlerimizle birlikteyiz. Orada her gün Kürtler gibi katledilen Alevi kardeşlerimiz, Dürzi halkıyla beraber olduğumuzu bir kez daha buradan Nusaybin’den sınırdan haykırıyoruz.
Rojava sadece bir toprak parçası değil. Bunu en başta bu ülkeyi yöneten iktidar, oradaki uluslararası güçler, emperyalist güçler çok iyi bilmelidir. Rojava umuttur. Rojava direniştir.
Rojava o çölde halkların kardeşçe, eşitçe bir arada yaşadığı bir umuttur. O umudu öldürtmeyiz. O umudu yok ettirmeyiz. Oradaki yaşam umuduyla bugün burada olduğu gibi her daim Türkiye’nin, Kürt illerinin her yerinde dayanışma içerisinde olacağımızı bir kez daha haykırmak istiyoruz. Kimliğimizden, kazanımlarımızdan vazgeçin diyorlar.
Kürt, dilini konuşmasın diyorlar. Kürt gençleri Kobani’de, üniversitede kendi ana diliyle eğitim görmesin istiyorlar. Kürtler teslim olsun istiyorlar. Peki biz oradaki soydaşlarımızın onursuz bir yaşamı seçmelerini istiyor muyuz? Kürtleri yalnızlaştırmak isteyen, yok etmek isteyen, kimliksiz bırakanlara diyoruz ki bu akıl dışı yaklaşımlarınızdan vazgeçin. Kürtler o toprakların asli unsurlarından birisidir. Yüzyıllardır oradadır ve olmaya devam edecektir.
Rejim Halep’te pusu kurdu!
Rejim Halep’te bir pusu kurdu. Alçakça! Kürtler anlaşmaya uyarak geri çekildiklerini belirtmesine rağmen rejim ve destekçileri orada Kürt kadınlarını, Kürt gençlerini katletmiştir. Mahallelerini bombalamıştır. Toplarla, tüfeklerle birlikte Kürtleri sürmeye çalışmıştır. 10 Mart Mutabakatına uymayan El Şara’dır. Suriye rejimidir. Onun arkasındaki o sahtekar o iki yüzlü güçlerdir. Emin olan, tek bir Kürt yaşayıncaya kadar ne bu saldırıları ne o saldırıların arkasındaki güçleri unutmayacaktır. Bu Kürt karşıtlarını, bu Kürt düşmanlarını unutursak kalbimiz kurusun. Unutacak mıyız?
Algı oluşturuyorlar
İktidar medyası algı oluşturuyor. İktidar medyası orada Kürtlerin dilini, kimliğini tehdit olarak göstermek istiyor. Asıl tehdit olan Şara iktidarıdır. Bunu Türkiye kamuoyu çok iyi bilmelidir. Bir de utanmadan sabah akşam çıkıp kürsülerde Türk Kürt kader birliği yaptı diyorlar. Sınırın ötesinde düşmanlık yaptığın Kürt’le nasıl bir kader birliği yapmışsın? Bunu söyler misin? Bir taraftan buradan barış elini uzatacaksın. Diğer tarafta Rojava’da yaşayan halkımızın katledilmesine çanak tutacaksın ve Kürt-Türk kader ortaklığı yaptı diyeceksin. Bu riyakarlıktır. Bu sahtekarlıktır. Bu riyakarlıktan bir an önce herkes vazgeçmelidir.
Teslim olmadık, olmayız
Bakın Devlet Bahçeli diyor ki böyle kader birliği mi olur? Kader birliği diyor Devlet Bahçeli. Biz de kendisine diyoruz ki böyle kader birliği mi olur? Kürt’ü düşman gören, Kürt’ü toprağından sökmeye çalışan, Kürt’ü katletmeye çalışanlara çanak tutan bir yaklaşım mı kader birliğidir? Kürt’ün kaderi neden kimliksiz olsun Sayın Bahçeli, Kürt’ün kaderine niye statüssüzlük, kimliksizlik, dilsizlik düşsün? Recep Tayyip Erdoğan da kavimiyetçilik bizim kadim kadim kültürümüzün reddettiği bir hastalıktır diyor. Soruyorum Erdoğan’a Kavimiyetçilik bir hastalıksa niye senin bakanın çıkıp Suriye Arap Cumhuriyeti diyor? Bundan iyi kavmiyetçilik olur mu? Önce kendi içerisi içindeki bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalış. Numan Kurtulmuş, Kürtlerin onuru, Türklerin gururu diyordu. Hadi oradan hadi! Kürt’ün onurunu Rojava’daki insanları katliamla karşı karşıya getirerek mi sağlayacaksın? Madem Kürt’ün onuru diyorsun, 10 gündür Rojava’da insanlar katlediliyor. O Selefiler, o cihatçılar Kürt kadınlarının başlarını kesiyor. Niye sesini çıkarmıyorsun? Niye itiraz etmiyorsun? Niye bir şey demiyorsun Sayın Kurtulmuş? Ancak Kürtlere teslimiyet dayatıyorlar. Kusura bakmayın bin yıldır Kürtler teslim olmadı. Şimdi asla olmaz.
Nahçıvan’daki Azerilere özerklik, Kuzey Kıbrıs’taki Türklere devlet, Kürtlere statüsüzlük, kimliksiz diyen herkes riyakardır. Kürt düşmanıdır. Bu tarihe böyle geçecektir.
Kürtler kimliksiz, statüsüz yaşasın diyeceksiniz. Bir de kardeşiz diyeceksiniz. Hamaset de değil. Yeter. Kürt’e karşı yaptığınız hamaset yeter. Ferasetle, akılla başları hocama olmak üzere Türkiye başta olmak üzere barışı, demokrasiyi, insanların eşit yurttaş olduğu bir zemin için çalışın, çabalayın.
Bahçeli’ye yanıt
Değerli halkımız, barış herkese kazandırır. Şu anda Rojava’daki düşmanlık kimseye kazandırmaz. Türkiye’de 25 milyon Kürt var. Bu düşmanlığı kabul etmiyor. Bunu unutmayacak. Grup Toplantımızı yaptığımız bu saatlerde gençlere saldırıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Demokratik hakkımızı kullanıyoruz. Yetkilileri dikkatli davranmaya çağırıyorum. Saygılı olun biraz. Türkiye’nin 3. Büyük Partisi grup toplantısı yapıyor. Siz gençleri dövüyorsunuz, yerde sürüklüyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz. Sayın Öcalan en son dedi ki ‘Rojava’da Kürt kıyımından vazgeçin. Diyalogla, müzakereyle çözün.’ Ama onlar tam tersini yapıyorlar. Sayın Devlet Bahçeli PKK’nin kurucu önderi diyor. Ama onun dediğini yapmıyor. Onun dediğini söylemiyor. Her karışı temizlenmeli, kurutulmalı diyor. Sen kuru temizleyici misin? O toprakların kadim halklarını hiç kimse ama hiç kimse ne kurutabilir ne temizleyebilir.
Kürt birliği çağrısı
Dünyada yaşayan 50 milyon Kürt’e sesleniyorum. Gün birbiriyle kavga etme günü değil. Gün bu Kürt karşıtı karşısında bir olma, birlik olma, omuz omuza mücadele etme günüdür. Eksiklerimizi, yetmezliklerimizi konuşabiliriz. Ama gün katliamla karşı karşıya kalan Rojava’daki Kürtlerle dayanışma günüdür. Dayanışmayla bu katliamı önleyebiliriz. Dayanışmayla bu Selefileri durdurabiliriz. Kan döken, barış karşıtı olan bu güçleri dayanışmayla, mücadeleyle ancak yola getirebiliriz. Öfkenizi kendi içinize değil, Kürtlere düşmanlık yapanlara karşı kusun. Öfkenizi kendinize değil, Kürtleri statüsüz, kimliksiz, bırakanlara karşı harekete geçirin. Bakın bugün Bahçeli diyor ki: ‘SDG Kürtleri temsil etmiyor. Ya beyefendiler kimin kimi temsil ettiğine de karar veriyorlar. Dilinizi konuşmayın, statüsünüz olmasın diyorlar. Şu şunu temsil etmez, bu bunu temsil etmez’ diyor. Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini?
Kim kimi temsil ediyor hükümlerine kimse size izin vermez
SDG, bal gibi Kürtleri temsil ediyor. Alevileri, Türkmenleri, Ezidileri, seküler yaşamdan yalanı olan Arap halkını temsil ediyor. Özerk yönetim oradaki bütün halkları temsil ediyor. Kim kimi temsil ediyor hükümlerine kimse size izin vermez. Bu hükmü siz veremezsiniz. Biz diyor muyuz siz kimi temsil ediyorsunuz? Sandığı koysanız bu toplumdan rıza alabilir misiniz? Alamazsınız. Asıl siz temsil etmiyorsunuz. Vazgeçin lütfen. Kimin kimi temsil ettiği değil sorunumuz. Rojava’da bir katliam var, bir kıyım var. Onu önlemektir bizim sorunumuz. Gelin birlikte Kürt katliamı karşısında duralım. 25 milyon Kürt’ün soydaşlarıyla dayanışalım. Kürtler insanca yaşamak istiyor. Katledilmeden, güvenlik içerisinde yaşamak istiyorlar. Size tehdit olan Kürtler değil. Bu selefi güçlerdir. Şu andaki yönetimdir. Sizi ne zaman satacakları belli olmayan bu güçlerdir. Kürtler satmaz, ihanet etmez, çelme takmaz.
Değerli halkımız, bir kez daha Nusaybin’den sesleniyoruz. Kürtler size muhatap beğendirmek zorunda değil. Her yerin bir muhatabı var, açıktır, ortada der. O muhatapları dikkate alın. Temizleme, kurutma işlerinden vazgeçin. Bu dil, tehlikeli bir dildir. Kobanê, Qamişlo Kürt kentidir. Kürt kentleri olarak kalmaya devam edecektir.
Qamişlo’ya seslendi: Birlikteyiz
Bir çağrım da gerçek anlamda ümmet kardeşliğini savunan Müslüman kardeşlerimedir. Yani onları bu konuşmanın dışında bırakıyorum. Ya Kürt ümmet değil mi? Kürt’te de Kürt’te Kabe’de yan yana omuz omuza değil misiniz? Selahattin Eyübi Kürtlerin atası değil mi? Bu dini korumak için, kurtarmak için kahramanca, fedekarca savaşan Selahattin Eyyubi’yi unuttunuz mu? Bugün onun İslamiyet’i savunduğu topraklarda onun torunları katlediliyor. Kimliksizliğe, statüssüzlüğe terk ediliyor ve siz susuyorsunuz. Evet, gerçek Müslüman kardeşlerim. Bu katlama, bu kırıma sizlerin de ses çıkarmanızı istiyoruz. Kürt’ü katledenlerin partisinde, gazetesinde, iş yerinde, televizyonunda çalışmayın. Bu yaşananlar bir güven testidir. Ümmet kardeşliği zulme karşı durmaktır. Kürt katledilirken susmak değil. Kürt’ün dili haramdır diyenlerin yanında durmak değil. Dolayısıyla bir bütüne bu onursuzluğa, kimliksizliğe karşı gerçek Müslüman kardeşlerimizle Türkiye’nin devrimci demokratik kesimleriyle, Kürtlerle, emekçilerle, ezilenlerle birlikte duracağımızın sözünü bir kez daha buradan Nusaybin sınırından veriyoruz. Qamışlo’ya sesleniyoruz. Biriz, birlikteyiz. Binê xetê serê xetê tune. Em yekin, em ê yekbin, em ê yek bimînin. Günlerce sokaklarda dinlenen halkımıza bin kez şükranlar olsun. Size layık olmak için gece gündüz durmadan dilinizi, kimliğinizi, onurlu eşit bir yaşamınızı sağlayıncaya kadar arkadaşlarımızla birlikte kararlıca mücadele edeceğimizin sözünü veriyorum. Anneler merak etmeyin. Biz güçlüyüz, biz inançlıyız, biz haklıyız, biz kararlıyız, biz kazanacağız.”
MERDÎN









