Mücadeleyle geçen yaşamı boyunca gözaltı, tutuklama ve işkencelere karşı direnişini anlatan Barış Annesi Behiye Bor, Barış ve Demokratik Toplum sürecine olan desteğini belirterek, ‘El ele vererek bu ülkeye barış getirelim’ dedi
Kürdistan’da kadınlar, yaşamı özgürlükle buluşturma mücadelesinde. Bunun en görkemli örneğini ise Barış Anneleri’nin soluksuz direnişi oluşturuyor. Wan’da yaşayan Barış Anneleri Meclisi üyesi Behiye Bor da, yaşamını özgürlüğe, umuda ve inanca dökerek barışa adayan kadınlardan. Öyküsü ise tüm Kürt kadınların mücadele öyküsünü özetliyor. Henüz iki yaşındaki kızıyla tutuklanan ve toplam dört defa cezaevine giren Behiye Bor, yaşadığı tüm baskı ve zorluklara rağmen barışın olmasını istediği dile getirdi.
Köyü yakıldı
55 yaşındaki Behiye Bor, Şırnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşep) ilçesine bağlı Germav (Ilıcak) köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu bu köyde geçen Behiye Bor, 1986 yılında evlendikten sonra Wan’a göç etti. 1990’lı yılların karanlık güçleri tarafından Behiye Bor’un çocukluğunun geçtiği Germav köyü ateşe verildi.
Köylerinin yakılmasının ardından tüm köylülerin göç etmek zorunda kaldığını belirten Behiye Bor, “Wan’a gelip her şeye yeniden başlamak çok zordu. Tek gözlü bir oda inşa ederek, orada yaşamaya başladık. Çok zorluk yaşadık. Çok acı çektik” dedi.
Gözlatı, tutuklama, işkence…
“Mücadele ettikçe işkencenin gerçek yüzüyle karşılaştık” diyen Behiye Bor, “Devletten çok zulüm gördük. Yaşamdan çok şey gördük. Defalarca evimiz basıldı. Ben 4 defa gözaltına alındım ve tutuklandım. 2 defa eşim için 3 defa da oğlum için ev basıldı. Eve her geldiklerinde işkence görürdük, evi darmadağın eder giderlerdi. Küçük çocuklarımı korkutuyorlardı. ‘Siz gerillaya yardım ediyorsunuz’ diyerek bize işkence ediyorlardı” diye belirtti.
Günlerce işkence gördü
İlk tutuklanışından son tutuklanışına kadar maruz kaldığı işkencelere karşı mücadelesini anlatan Behiye Bor şöyle devam etti:
“2001’de yaptıkları ev baskınında işkence ile gözaltına alındım. Görmediğimiz şey kalmadı işkencede. ‘Ya bize isim söylersin ya da seni öldürürüz’ diyorlardı. Ben de isim vermedim. Elbiselerimizi çıkarıp işkence ediyorlardı. Çok kötü işkenceler gördük. Günlerce işkencede kaldım. Ardından tutuklandım. Bitlis Cezaevi’ne götürüldüm. Çocuklarım çok küçüktü ve aklım hep onlardaydı. Kızım Sozdar o zamanlar çok küçüktü, 2 yaşındaydı. Onu yanıma vermişlerdi. Sozdar sürekli ağlıyordu ve ‘Burası bizim evimiz değil beni buradan çıkarın’ diyordu. Geceye kadar ağlıyordu. Jandarma çocukları bizim yanımızdan alıp dışarı bırakıyordu. Bir yılın ardından tahliye oldum. Çok zorluk yaşadım. Kızım ağladıkça içim parçalanıyordu. Dışarda ise beni bekleyen 4 çocuğum vardı.”
4 kez tutuklandı
İkinci tutuklanışında evine gelen polislerin “ifaden var” diyerek onu gözaltına aldıklarını ve ardından tutuklandığını belirten Behiye Bor, birkaç gün Wan’da cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldığını söyledi.
Gözaltı ve baskı operasyonlarının eksilmediğini dile getiren Behiye Bor, üçüncü defa yine evine yapılan baskın sonucunda “örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı. Önce Bitlis sonrasında ise Şakran Kadın Kapalı Cezaevine götürülen Behiye Bor, yaklaşık 4 ayın ardından tahliye edildi.
Dördüncü kez tutuklanan Behiye Bor, Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2 yıl tutulduktan sonra tahliye edildi.
Yaşadığı süreci anlatan Behiye Bor, “Çocuklarım henüz çok küçüktü. Benim ardımdan eşim de tutuklandı. Aklım hep çocuklarımdaydı. Çok zor bir süreçti” dedi.
Sozdar Faraşin’i anlattı
İlk tutuklanışında onunla birlikte cezaevinde kalan 2 yaşındaki çocuğu Emel Bor (Sozdar Faraşin) 2014 yılında Kürt Özgürlük Hareketi’ne katıldı. 25 Eylül 2020 yılında ise Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitirdi.
Devrimci kızını anlatan Behiye Bor, şunları söyledi:
“Adını Eylem koymuştuk ama nüfusta Eylem yazmadıkları için Emel adını yazmışlardı. Ama biz ona evde Eylem diyorduk. Çok mücadeleci bir çocuktu. Çok zeki ve becerikliydi. Ardından da gerillaya katıldı. Ben de yolu açık olsun dedim” diyen Behiye Bor, kızının yaşamını yitirdiği haberini aldığı günü gözleri dolarak anlatıyor. Polislerin eve gelip kızının yaşamını yitirdiği haberini verdiğini kaydeden Behiye Bor, “Önce inanmadık ama sonra televizyonda şehit düştüğünü gördük. Kızımın bir mezarı bile yok. Nerede olduğunu bilmiyorum. En azından bir mezarı olsaydı, kemikleri olsaydı. Bir toprağı olsaydı keşke.”
‘El ele bu ülkeye barışı getirelim’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine de değinen Behiye Bor, son olarak şunları söyledi:
“Canımdan bir parça gitti ama barış olsun istiyorum. Devlete güvenmiyoruz çünkü devlet bir yıldır adım atmadı. Polis ve asker anneleri de adım atsın, onlar da barış istesin. El ele vererek bu ülkeye barış getirelim. Zindan kapıları Önderlik başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklara açılsın. Dünyaya barış gelsin istiyoruz.”
Haber: Öznur Değer / JINNEWS









