• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Ocak 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Bir insandan fazlası, özgür basının gururu: Hüseyin Aykol

3 Ocak 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Kara günlere uyanırdık hep. Ama sen hep fısıldardın aydınlığı. “Ben de Kürtlere borçluyum” derdin, bunca güzel insanla tanıştım, benim için bir gurur kaynağı” diyerek asaletini ortaya koyardın. Ve şimdi sana veda ediyor tüm sevenlerin, öğrencilerin, okurların… Hüseyin Aykol’u kaybettik. Ömrünün yarısından fazlasını adadığı özgür basını öksüz bıraktı Hüseyin Hoca.

Serdar Altan

Türkiye’de gazetecilik çoğu zaman meslekten önce bir sınavdır: Bedelleri vardır, suskunluk talep eden bir siyaseti, riskli bir toplumsal iklimi ve ağır mahkeme salonlarını beraberinde getirir. İşte bu sınavın en ısrarlı öğrencilerinden, hocalarındın biri, Hüseyin Aykol’dur.

Onu anlatmak, sadece bir gazetecinin yaşam çizgisini takip etmek değil; bir toplumun basın özgürlüğüyle, devlet şiddetiyle, kimlik mücadelesiyle ve hakikat arayışıyla olan çalkantılı ilişkisini de okumak demektir.

Aykol’un hayatı; sürekli yarıda kalan cümleler, tekrar tekrar açılan dosyalar, cezaevi duvarları, ama aynı zamanda dayanışma, entelektüel birikim ve inatla sürdürülen yazma ısrarı… Bir bütün olarak Kürdistan ve Türkiye’nin demokrasi mücadelesine tutulmuş bir ayna.

Hüseyin Aykol, Manisa’nın Salihli ilçesinde dünyaya geldi. Bazı kaynaklarda doğum yılı 1952 olarak geçer. Ancak doğum tarihi 1956 olarak bilinse de O, son yıllarda her seferinde “70’i de devirdik” diyerek yaşına vurgu yapardı. Yaşı ile ilgili bu küçük çelişki bile onun ömrünün “resmî kayıtlar ile gerçek hikâye” arasındaki farkı nasıl temsil ettiğini sembolize eder.

Gençlik yıllarında aldığı eğitim çok yönlüydü: İzmir Koleji’ni bitirdikten sonra önce Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başladı, fakat daha sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçerek toplumsal ve politik düşünceyle daha organik bir ilişki kurdu.

12 Eylül ve cezaevi yılları

Öğrencilik yıllarında yayınevlerinde çevirmenlik ve editörlük yapmaya başlaması, onun entelektüel dünyasının temelini attı. Ser Yayınları’nda çalışırken hem edebiyat hem siyaset alanında geniş bir birikim edindi; bu birikim, ileride özgür basının en üretken isimlerinden biri olmasını sağlayacaktı.

1980 darbesi, Türkiye’de sivil alanın büyük ölçüde yok edildiği, aydınların ve gazetecilerin ağır baskılara maruz kaldığı bir dönemdi. Aykol da bu baskı dalgasından nasibini aldı.

Uzun tutukluluk süreçleri, yıllara yayılan yargılamalar ve 10 yılı aşan cezaevi hayatı… Fakat en önemlisi şuydu: Cezaevinde sessiz kalmadı. Tanıklıklarını, gözlemlerini, çevresindeki insanların hikâyelerini, toplumsal baskının iç yüzünü yazmaya devam etti.

Cezaevindeki arkadaşları onun için şöyle derdi: “Bir duvarın ardında bile kalemini saklamayan, kelimelerini teslim etmeyen bir adamdı.”

Bu yıllar, Hüseyin Aykol’un kişisel kırılma noktası değil; tam tersine, mesleki ve düşünsel iradesinin güçlendiği zamanlar oldu.

Özgür basınla yürünen yol

Cezaevinden çıktıktan sonra yeniden yazın dünyasına dönen Aykol, özellikle Kürt medyasının şekillenmesinde önemli rol oynadı.

Özgür Gündem ve benzeri gazetelerin kuruluşunda ve sürdürülmesinde aktif rol aldı. Bu alanda ilk göz ağrısı haftalık yayımlanan Halk Gerçeği ve Yeni Ülke gazeteleriydi.

Türkiye’de Kürt meselesini yazmak, uzun yıllar boyunca büyük riskler içeriyordu; Aykol bu riskleri görmezden gelmedi, aksine göze aldı. Sonrasında kesintisiz süren bir 45 yıl…

Evet, 45 yıl boyunca Kürt gazetecilerle, özgür basınla yol yürüdü. Bir Kürt değildi belki ama Kürtlerin varlık mücadelesinde bir enternasyonal duruştu. Ve bunu gazetecilikle yapıyordu.

Bir gazeteciden daha fazlası

Onun gazeteciliği üç ilkeye dayanıyordu:

Birincisi, hakikati saklamamak: Devlet baskısı, güvenlikçi söylemler veya toplumsal önyargılar ne olursa olsun, Aykol’daki temel ilke “olduğu gibi yazmak”tı.

İkincisi, halkın hikâyesine kulak vermek: Haberleri büyük politik tartışmaların soğuk diliyle değil; çoğu zaman halkın içinden geçen acılarla, öykülerle, tanıklıklarla anlattı.

Üçüncüsü, editörlüğü bir meslek değil, bir sorumluluk görmek: Onun için editör, metni düzelten kişi değil; toplumsal hafızayı organize eden kişiydi. Genç gazetecileri yetiştirdi, okurlara geniş bir ufuk sunan dosyalar hazırladı, kitaplar yayına hazırladı.

Aykol’un yayımladığı ve katkı sunduğu kitaplar; Türkiye’de sağ örgütlerin yapısı, propaganda mekanizmaları, siyasal tarih, bireysel biyografiler gibi geniş bir yelpazeye yayılır. Her bir kitabı, onun hem akademik hem gazeteci duruşunun bir parçasıydı.

Davalar, cezalar ve yılmayan Hoca

Türkiye’de ifade özgürlüğünün daraldığı her dönemde, Aykol’un ismi çeşitli davalar ve cezalarla gündeme geldi. Hakkında açılan 63 dava vardı.

Bu davaların çoğu, yazdığı veya editörlüğünü yaptığı haberler, yorumlar, analizler üzerinden açıldı. Hatta kesinleşen cezaları nedeniyle yeniden hapse girmeyle karşı karşıyaydı.

Ailesi ve yakınları sık sık yoğun bir baskı atmosferinde yaşamak zorunda kaldı. Fakat tüm bunlara rağmen Aykol hiçbir zaman “susma hakkını” kullanmadı.

Onun için gazetecilik, hukuksal bir risk değil; toplumsal bir borçtu.

Çevresinde ona “Hüseyin Hoca” denirdi. Bilgelik ve sakin bir dirençle yaşadığı içindi muhtemelen. Aykol, hem gazetecilikte hem aile hayatında merhametli, düşünceli, kimseyi yarı yolda bırakmayan bir karakterdi.

Cezaevindeki arkadaşları, onun en zor zamanlarda bile dayanışmayı örgütleyen biri olduğundan bahseder. Zaten o cezaevindekilerden bir parçaydı. Hiç kopmadı onlardan, politik tutsakların sesi oldu hep. Köşesini onlara ayırdı, dinledi, yazdı, çözüm aradı.

Editoryal ekiplerde ise genç gazetecilere yol gösteren, ağır sorumlulukları paylaşan bir ağabey figürüydü.

Beyin kanaması herkesi sarstı

2025 sonbaharında gelen haberler herkesi derinden sarstı; Hüseyin Aykol, evinde beyin kanaması geçirmişti. Ardından birkaç kez daha kanama geçirdi, acil ameliyata alındı ve yoğun bakımda tutuldu. Bu süreçte: Meslektaşları, sivil toplum kuruluşları, hak savunucuları, siyasetçiler ve okurları onu hiç yalnız bırakmadı. Hepsi onun için geniş bir dayanışma ağı oluşturdu. Özellikle cezaevleri… Yıllarca gözü kulağı olduğu cezaevlerindeki politik tutsaklar, bıkmadan, usanmadan yazdılar ona. Hastane odasında, yoğun bakımda, belki bilinci yerinde değildi ama hissediyordu onları. Onlar yazmaktan, o da dinlemekten vazgeçmedi.

Bu yalnızca bir gazeteciye yönelik bir dayanışma değildi; bir toplum, kendi hafızasını, kendi vicdanını, kendi mücadele tarihini kaybetme korkusuyla birleşmişti.

O bir hafızaydı

Hüseyin Aykol’un kitapları, çevirileri, editörlük çalışmaları; Kürt medyasındaki rolü, cezaevi tanıklıkları, Türkiye’de sağ örgütler üzerine yaptığı çalışmalar, hepsi bir bütün olarak, Türkiye’nin yakın dönem siyasal ve toplumsal tarihine damga vuran bir hafıza oluşturur. O, sadece “basın tarihine not düşen” biri değildi; basın tarihinin ta kendisiydi.

Nitekim Kürt basın tarihi üzerine yazdığı kitap, hala basın akademi ve atölyelerinde eğitim materyali olarak kullanılır.

Hüseyin Aykol’un yaşamı, Türkiye’de basın özgürlüğünün ne kadar kırılgan, ama aynı zamanda ne kadar güçlü bir dayanışma geleneğiyle ayakta durduğunu gösterir.

O, kelimelerin susturulmaya çalışıldığı bir ülkede kelimeleri tutan kişiydi. Baskıların arttığı zamanlarda bile sessizliği değil, sözü seçti. Cezaevi yıllarında bile yazma iradesini bırakmadı. Toplumun en kırılgan anlarında gazeteciliği bir görev değil, bir vicdan borcu olarak gördü.

Yeni yıla böyle girmek istemedi

Vicdanı hep diriydi ancak bedeni artık yorgun düşmüştü. Beyin kanaması bile yıkamadı onu ama kalbine yenik düştü. 14 Ekim 2025’ten bu yana yoğun bakımdaydı. Yılın son günü yaşama veda etti. Bir arkadaşımızın deyimiyle, “O yeni yıla bu şekilde girmek istemedi.” 2 ay 17 gün sonra yumdu gözlerini.

Bugün Hüseyin Aykol’un adını anmak, özgür basını, ifade özgürlüğünü, halkların hikâyelerini ve hakikatle kurduğumuz ilişkiyi anmak demektir. Onun bıraktığı en büyük miras ise şudur: “Hakikat, bedeli ne olursa olsun yazılmayı bekler. Ve bazı insanlar, o bedeli ödemeyi seçerek toplumların hafızasını aydınlatır.”

Hüseyin Aykol da bu insanlardan biridir.

Ve adı, özgür basının en onurlu sayfalarında yaşamaya devam edecek.

Güle güle Hüseyin Hoca…

Kürtler, Kürt gazeteciler ve de özgür basın seni hiç unutmayacak.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tutsakların Sesi Platformu: Aykol’un anısını mücadelemizde yaşatacağız

Sonraki Haber

Sahte Kürt milletçiliği ile dogmatik Marksistlerin ortaklığı

Sonraki Haber

Sahte Kürt milletçiliği ile dogmatik Marksistlerin ortaklığı

SON HABERLER

Barışı savunanlar cezalandırılmaya devam ediyor

Yazar: Heval Elçi
3 Ocak 2026

Adaletsiz İnfaz!

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

Dosya açık, adalet kapalı: Gülistan Doku nerede?

Yazar: Heval Elçi
3 Ocak 2026

Yanlışta ısrar sadece zararı büyütür…

Yazar: Heval Elçi
3 Ocak 2026

Devrim emekçisi Hüseyin Aykol yoldaşımızı mücadelemizde yaşatacağız!

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

Şiirsel bir masal, lirik bir ağıt: Zâkir

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

Güneşin yükselişi

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır