• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Bir örgü, bin yemin         

20 Şubat 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Bu olay bize bir kez daha şunu gösterdi: Savaş yalnızca silahla yürütülmez. Savaş, anlamı çarpıtarak, hafızayı hedef alarak yürütülür. Bazıları toprağı almak ister; bazıları ruhu teslim almak ister. Kadına yönelen saldırılar da bu yüzden seçilir. Çünkü kadını hedef alan şiddet, toplumu korkutmanın ve hizaya sokmanın en kadim yöntemidir

Cudi Ayten Amed

Bazı görüntüler vardır; bir an sürer ama insanın yüreğine bir fırtına gibi çöker. Göz onu görür; ama asıl yıkım, vicdanda başlar. Rojava’da bir YPJ savaşçısının örgülü saçının kesilmesi ve o örgünün kameraya sallanması, böyle bir görüntüydü. O kareye bakınca insan savaşın soğuk gerçeğini düşünmez önce; insanın içine ilk çöken şey, aşağılanmanın o ağır hissi olur. Çünkü o görüntüde kesilen yalnızca bir tutam saç değildir; bir kadının varlığına, kimliğine ve direnişine yönelen çok yönlü bir saldırıdır bu. Ve bu saldırının arkasında, kadını ganimet sayan bin yıllık kastik katil zihniyeti vardır. “Sana boyun eğdireceğim” diyen bir tahakküm kibri vardır.

O karede sallanan örgüye bakarken insanın aklına bir anda yaşamın en çıplak gerçeği gelir: Bir annenin, kızının saçını sabırla ayırıp tel tel düzelttiği; parmaklarının ucuyla okşayarak, öpe koklaya ördüğü o örgü gelir akla önce… Bir kız çocuğunun saçlarında masum bir alışkanlık gibi duran o örgünün, yıllar sonra bir kadının hafızasına ve inadına dönüşmesi gelir… Ve bir YPJ savaşçısının barut kokusunun ve çatışmanın ortasında bile saçını örerken gösterdiği o dirayetli duruşu gelir akla… Çünkü savaşçı kadınların örgüsü; disiplinin, her an her duruma hazır olmanın, direnişin ve “biz buradayız” diyen iradenin biçimidir.

Ve o an insan şunu hisseder: Bu saldırı bir kişiye yapılmadı; kadın olmanın kendisini, varlığını, duruşunu ve özgürlüğünü hedef aldı. Bu yüzden o görüntü, kadına karşı kurulan tahakküm düzenini tüm çıplaklığıyla ifşa ediyor. O örgüyü sallayan, yalnızca bir el değil; kadını meta gören barbar zihniyettir. Bu, yüzyıllardır kadınlara yöneltilmiş açık tehditlerin devam ilanıdır. Kastik katillerin refleksi açıktır: Kadını katlederek toplumu hizaya sokmak. Bu saldırı, yalnızca YPJ savaşçısına yönelmiş bir yönelim değildir; kadınların özgürlük paradigmasını, halkların komünal yaşam hakkını ve Rojava’nın inşa ettiği Demokratik Toplum fikrini hedef alan büyük bir komplodur.

Bu vahşeti gerçekleştiren, DAİŞ artığı bir çetedir. DAİŞ zihniyeti yalnızca silahla var olmaz; aşağılamayla, teşhirle insanlık değerlerini hedef alarak var olur. Kendi karanlığını “inanç” diye pazarlarken, en çok kadının özgürlük adımlarından korkar. Çünkü kadın, onun kurmak istediği dünyada ya görünmez olmalıdır ya da boyun eğmiş halde durmalıdır. Kadının ayağa kalktığı bir yerde bu barbar zihniyet hüküm süremez. Kadının örgütlü olduğu bir yerde, bu karanlığın dili çöker.

Bunu yapanlar, kadını aşağılayınca direnişi kıracaklarını sandılar. Bu, erkek egemen tahakkümün en eski yanılgısıdır. Kadın aşağılanırsa toplum ele geçirilir diye düşünülür. Kadının varlığına saldırıldığında herkesin başının eğileceğini sanırlar. Çünkü onların düzeninde kadın ya susar ya silinir. Kadın konuşursa düzen bozulur. Kadın yürürse iktidar çatlar. Kadın direnirse korku yön değiştirir.

YPJ’nin taşıdığı anlam burada tüm çarpıcılığıyla ortaya çıkar. YPJ yalnızca savaşın içinde yer alan kadınlar topluluğu değildir; kadının kendisine biçilen yazgıyı geçersiz kılmasıdır. Kadının yalnızca “korunan” değil, kendini ve yaşamı savunan bir irade olduğunu göstermesidir. Bu nedenle YPJ’ye yönelen saldırılar askeri bir hesaplaşma olarak okunamaz. Bu saldırılar, yüzyılların kibriyle beslenen ve kadın özgürleşmesini hedef alan bir kin siyasetidir.

Bu olayın asıl yankısı, saldırının ardından yükseldi. Çünkü o görüntü yayıldığında dünya yalnızca öfkelenmedi; dünya utandı. İnsanlık, kendi aynasında o vahşeti gördü. Ve ardından kadınlar ayağa kalktı. Kimi evinde, kimi okul yolunda, kimi sürgünde, kimi savaşın ortasında… Saçlarını ördüler. Örgülerini paylaştılar. Bu, sıradan bir dayanışma refleksi değildi. Bu, kastik katile apaçık bir cevaptı: “Senin aşağılamaya çalıştığın bizim ortak onurumuzdur.”

Bu olay bize bir kez daha şunu gösterdi: Savaş yalnızca silahla yürütülmez. Savaş, anlamı çarpıtarak, hafızayı hedef alarak yürütülür. Bazıları toprağı almak ister; bazıları ruhu teslim almak ister. Kadına yönelen saldırılar da bu yüzden seçilir. Çünkü kadını hedef alan şiddet, toplumu korkutmanın ve hizaya sokmanın en kadim yöntemidir. Kadın bedeni üzerinden yürütülen bu savaşın her hamlesinde aynı dayatma vardır: “Boyun eğin.”

Ortadoğu’daki tüm kirli politikaların merkezinde, Rojava’nın temsil ettiği hakikat hedef alınıyor. Rojava, kadınların ayağa kalktığı yerdir. Rojava, halkların birlikte yaşam iradesini örgütlediği yerdir. Bu nedenle hedef alınıyor. Çünkü bu model yaşarsa, yüzyılların iktidar düzeni sarsılır. Kadınların özgür olduğu bir yaşam fikri büyüdükçe; çetelerin, zorbalıkların ve erkek egemen iktidarların dili çözülür, maskeleri düşer.

Bu yüzden o örgü kesildi. Bu yüzden o örgü kameraya kaldırıldı. Bu yüzden o görüntü, tüm dünyaya bir gözdağı olarak servis edildi. O karede dünya başka bir şey gördü. Karanlığın yüzünü gördü. Kibrin nasıl bir çürüme olduğunu gördü. Ve en önemlisi, kadın iradesinin ne kadar sarsılmaz olduğunu gördü.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kritik bir eşik

Sonraki Haber

Bir kitaptan fazlası: Ekoloji yoldaşlığı        

Sonraki Haber

İkinci komplo saldırıları, Kürtlerin tutumu ve Münih Güvenlik Konferansı’na etkileri

SON HABERLER

Demokratik entegrasyon ve siyaset zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

İkinci komplo saldırıları, Kürtlerin tutumu ve Münih Güvenlik Konferansı’na etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Aydınlıksız aydınların karanlığı…

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Bir kitaptan fazlası: Ekoloji yoldaşlığı        

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Bir örgü, bin yemin         

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Kritik bir eşik

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

İktidar ‘nefret yasası’ peşinde

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır