• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Kasım 2025 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Bir yüzleşme hikâyesi

29 Kasım 2025 Cumartesi - 23:00
Kategori: Forum, Güncel, Manşet
Bir yüzleşme hikâyesi

Kürt meselesi, bir halkın temel hak ve özgürlük taleplerinin bastırılmasıdır. Dil, kimlik, kültür ve inanç üzerindeki baskılar bu çağda kabul edilemez. Bugünkü siyasi pozisyonlara bakıldığında pek çok çevrenin artık inkârcı siyasetin yükünden kurtulmaya çalıştığı görülüyor

İdris Baluken

Yüzleşme, gerçeklerle cesurca hesaplaşmaktır. Kendi içimizle yüzleşmeden, geçmişin yaralarını görmeden, toplum olarak hesaplaşmadan ve devlet olarak eksiklerini itiraf etmeden hiçbir sorun çözülemez. Bu yüzleşme bazen acı verir, bazen de umut doğurur. Kürt meselesi de ancak böyle bir cesaret ve samimiyetle ele alındığında ilerleme kaydedebilir. Geçmişten gelen acıların, siyaset oyunlarının ve insanî trajedilerin ağırlığıyla yüzleşmeden ne adalet sağlanabilir ne barış mümkün olur.

2013-2015 yılları arasındaki Çözüm Süreci’nde tanınmış bir siyasetçi, işini gücünü bırakıp sürece adeta cepheden savaş açmıştı. Ne zaman kürsüye çıksa boyun damarları şişer, kızarmış yüzüyle “ihanet” dediği sürecin hemen bitmesi için hararetle çağrılar yapardı.

Süreç gereği o dönem Kandil’de bulunduğumuz bir toplantıda söz dönüp dolaşıp bu kişiye geldi. Ağır gündemli toplantı aralarında sohbetler sık sık sürece ilişkin tali konulara kayardı. KCK’li yetkililer Ankara’daki havayı, günlük yaşamla siyasi gündemin bağlantısını anlamaya çalışırdı. Zaman zaman yanımıza gelen genç gerillalar da pek çok soru sorar, uzlaşmaya dair makul öneriler sunarlardı.

İşte böyle bir anda KCK’li yetkili, Meclis’teki konuşmalardan söz ederken konu bu siyasetçiye geldi. Taşıdığı nefret düzeyine şaşırdığını belirtti ve ekledi: “Oysa bir yeğeni de bizde.” Araya girmemize fırsat vermeden devam etti: “Arkadaş iki yıl önce katılmasına rağmen oldukça donanımlı ve yetkin bir konuma geldi.”

Bu sözlerle hepimiz şaşkına dönmüştük. Yetkili konuşmayı sürdürdü: “Bir insanı, yeğeninin bile ölümünü isteyecek düzeye getiren şey ne olabilir?” Cevap veremedik. Ardından “Siyasi hırs ve ikbal böyle bir şey mi?” diye sorunca şaşkınlığımız biraz dağıldı. “Bazıları için maalesef öyle” diyebildik. Sonra konuyu değiştirip duyduğumuz şaşırtıcı bilgiyi teyit etmeye çalıştık. Diğer yetkililer de aynı bilginin doğru olduğunu, hatta aralarında belirgin fiziksel benzerliklerin bulunduğunu da belirttiler.

Bir gün Meclis’te yine öfkeli bir konuşmasının ardından yerine dönerken ona kısaca şöyle dedim: “İnsan yeğeninin ölümünü ister mi?” Yüzünün yeniden kızarmasının mahcubiyetten mi yoksa bana duyduğu kızgınlıktan mı olduğunu anlamaya çalıştım. Ancak hiçbir tepki vermeden başını öne eğip yürüdü. Bunun gerçek bir mahcubiyet olduğunu hissettim.

Sonraki günlerde karşılaşsak da konuyu açmadım. Fakat o da süreç karşıtlığını yavaş yavaş geri plana çekti. Cezaevindeyken yaşadığı acı olayları duyunca üzüldüm. Siyasi görünürlüğünün gün geçtikçe azalması ise herkes için hayırlı oldu. Bir gün tamamen karşıt fikirlere sahip yeğeniyle buluşup hararetli tartışmalar yapabilmesini diledim.

Bu hikâyenin benzerleri bugün Kürtlere “hâd bildiren”, parmak sallayan kimi yetkililer için de geçerlidir. Çünkü Kürt meselesi tam da budur: Halkın yaşadığı acıların gerçekliği ile siyasetçilerin –bunu en yakından bilmelerine rağmen– insanlık değerlerini hiçe sayarak ürettikleri sahte gündemler arasındaki devasa çelişki… Siyasetle insanlığın en temel duygularının çatışması…

Bugünlerde yeniden kapımıza kadar gelmiş kalıcı barış ve çözüm fırsatını yeterince kıymetlendirdiğimizden emin değilim. Bunu, savaş gündeminden siyasi kazanç devşiren küçük bir kesim için söylemiyorum. Onların böyle davranacakları baştan bellidir. Ama başkalarının taşıdığı silahlardan medet ummak ya da insanları ölüme göndermek ahlaksızlıktır. Bu kişiler daha fazla bir sözü hak etmez.

Sözüm, tam tersine; bunu dile getirmesi gereken ama aksine ahlaksız siyasete güç verenleredir. Kendini aydın veya vicdanlı olarak tanımlayan, geçmişte Akil Heyetlerde yer alacak kadar iddia ortaya koyanları kastediyorum. On binlerce cenazenin söz konusu olduğu bir meselede herkesi masaya çağırmak yerine masayı karalamak ne sorumlu bir tavırdır ne de vicdanla bağdaşır.

Gerçek aydın, koşullar ne olursa olsun savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunur. Cesaret, başkalarının silahında değil; masaya koyduğun fikirlerdedir. Fikir yerine kurşunların konuşmasını tercih edenlerle aynı safta durmayı seçenleri ne aydın ne de vicdan sahibi birey olarak görmek mümkündür.

Kürt meselesi, bir halkın temel hak ve özgürlük taleplerinin bastırılmasıdır. Dil, kimlik, kültür ve inanç üzerindeki baskılar bu çağda kabul edilemez. Bugünkü siyasi pozisyonlara bakıldığında pek çok çevrenin artık inkârcı siyasetin yükünden kurtulmaya çalıştığı görülüyor. Ezber bozan ve risk alan samimi dönüşüm çabalarını takdir etmek gerekir.

Kürt meselesinin çözümü, sanılanın aksine Türk devlet geleneğiyle de çelişmez. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, hatta Cumhuriyet’in ilk dönemlerine kadar farklı kimlikleri kabullenme ve onları yerel düzeyde tam yetkili kılarak yönetime dahil etme eğilimi hâkimdi. 1924 sonrası baskıcı uygulamalar ise tarihsel çizgiden sapmadır. Bu nedenle Meclis Heyeti’nin İmralı ziyareti, devlet teamüllerinin ihlâli değil; çarpıtılmış korkularla örülmüş bir tabunun aşılmasıdır.

Gelenek ile geleceğin çeliştiği yerde, geleneğe takılı kalıp geleceği feda eden hiçbir devlet ayakta kalmamıştır. Devletler politikalarını her zaman toplumun iyiliği ve refahı doğrultusunda günceller. İmralı ziyareti, bu çerçevede korkuların geride bırakılması ve yeni bir yolun açılmasıdır.

Pablo Coelho’nun dediği gibi: “Korku engeldir; kapı değildir. Açıldığında insan kendi kaderine ulaşır.” Bu toplum için de geçerlidir. Artık geçmişin çözümsüzlüklerine saplanmak yerine, geleceğe dair cesur adımlar atmanın zamanı gelmiştir. Tek bir ziyaretle Kürt meselesi çözülmese de, doğru adımlar ve ortak çabalarla ilerlemek mümkündür. Oscar Wilde, “Kendi gerçeğimizden korktuğumuz için zincirlere sarılırız” der. Ülke ve toplum olarak, kendi gerçeğimizle yüzleşip yüzyıllık zincirlerden kurtulmanın zamanı çoktan gelmiştir. Çünkü yüzyıllık zincirler kırılmadan yeni bir sayfa açmak mümkün değildir. Özgürlüğün tadı ancak zincirlerin kırılması ile çıkarılabilir…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Sanat, siyaset için midir?

SON HABERLER

Bir yüzleşme hikâyesi

Bir yüzleşme hikâyesi

Yazar: Aziz Oruç
29 Kasım 2025

Sanat, siyaset için midir?

Sanat, siyaset için midir?

Yazar: Heval Elçi
29 Kasım 2025

Binlerce yıllık bir kadın sanatı: Deq

Binlerce yıllık bir kadın sanatı: Deq

Yazar: Aziz Oruç
29 Kasım 2025

‘Pazarlık yok’ teranesi

İmralı ziyareti

Yazar: Aziz Oruç
29 Kasım 2025

Muhalefet yol ayrımında

Kürtler kimle ittifak kurar, kimi destekler?

Yazar: Heval Elçi
29 Kasım 2025

Arap solunun projesi nedir? – II

Arap solunun projesi nedir? – II

Yazar: Heval Elçi
29 Kasım 2025

Kurtuluştan yeni kuruluşa Kürt sorunu ve CHP

Kurtuluştan yeni kuruluşa Kürt sorunu ve CHP

Yazar: Aziz Oruç
29 Kasım 2025

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır