Kadına körlük sorunun kaynağını tespiti engeller, çözüm gücünü görmeyi engeller. Öncelikleri eksik/yanılgılı sıralamak bir örnekte adımı yanlış attırır, diğerinde manşeti yanlış attırır, bir diğerinde tercihleri yanlış yaptırır, hayatı yanlış yaşatır
Ayşe Berktay
8 Mart’taki görkemli kadın yürüyüşlerini, kadınların ortaya koyduğu iradeyi, katılımı, sözlerini Yeni Yaşam dışında hiçbir gazete manşetten birinci haber olarak görmedi*.
Medyada savaş gündemi, kadınların ülkenin dört bir yanında sokaklarda, meydanlarda, büyük bir kitlesellikle, coşku ve kararlılıkla yükselttikleri özgürlük, eşitlik, barış iradesinin, kadın kırımına, şiddete, ayrımcılığa, yoksulluğa karşı mücadele kararlılığının önüne geçmişti. Ana akım medya bu müthiş enerjiyi, bentleri sınırları aşan ruhu hepten görmezden gelirken Yeni Yaşam gazetesi dışındaki muhalif medya ikinci haber olarak gördü. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın politik hat belirleyici 8 Mart özgür kadın bildirgesine ise yer bile vermediler. Erkek akla göre konu ülkede, bölgede ve dünyada yaşanan derin krizli savaş halinin yanında tali bir meseleydi. Oysa Sayın Öcalan özgür kadın bildirgesinde kadın özgürlük sorununu toplumsal sorunsallığın en temel meselesi olarak koymuş, kadına körlüğün reel sosyalizmin başarısızlığının temel nedeni olduğuna parmak basmış, bunun aslında binlerce yıllık bir süreçte inşa edilen köleci erkek kimliğinin ne kadar derinlere kök saldığını gösterdiğinin altını çizmişti. Kadına körlük yani kadının varlığı, kadın özgürlük sorununun derinliği, toplumsallıktaki yarılma karşısında körlük. Kadın özgürlük mücadelesinin dönüştürücü gücü karşısında körlük.
Bugün tüm ülkelere saldıran, hiçbir kural tanımayan, savaşları üstümüze salan, kuralsızlığını ve dokunulmazlığını bir ayrıcalık tadında sergileyip bununla açık açık böbürlenen, kadınları ve toplumsallığın tamamını cendereye alan tam da binlerce yıl içinde katman katman oluşmuş bu kimlik, bu iktidar zihniyetidir. Kadına körlük sorunun kaynağını tespiti engeller, çözüm gücünü görmeyi engeller. Öncelikleri eksik/yanılgılı sıralamak bir örnekte adımı yanlış attırır, diğerinde manşeti yanlış attırır, bir diğerinde tercihleri yanlış yaptırır, hayatı yanlış yaşatır. Hayatın her anında çok çeşitli şekillerde kendini gösterir. Bunun için önemlidir.
Her 8 Mart’ta ülkenin meydanlarında kendisini tüm çoğulluğu ve renkliliğiyle güçlü bir şekilde ısrarla ortaya koyan kadın iradesi bize ne diyor? Kadınların bu hayatı böyle yaşamaya itirazı var. Erkekler ve erkek egemen sistem tarafından değersizleştirilmeye, yok sayılmaya, emek gaspına, hiçleştirilmeye, öldürülmeye, şiddete, ruhun, bedenin, umudun, hayalin, doğanın katledilmesine, köleliğe, kapatılmaya, cinsiyetçiliğe, savaşa, yoksulluğa, hayatlarımıza, bedenlerimize hükmetmeye çalışanlara, giyimimize ayar verenlere itiraz.
Bizler, bütün çoğulluğumuzla eşitlik, özgürlük derdi olan, itirazı olan kadınlar bu hayatı nasıl yaşamak istiyoruz? Karşı çıktığımız şeylere zaman zaman alevlenen ama dipten hep süren bir isyan haliyle karşı çıkarak mı? Ama bu, her adımda, her an tepki verme durumunda kalmak demek. Tepkisizliğin sonu ise kanıksama. Hayatlarımızı nispeten yalıtmaya, arındırmaya çalıştığımız, görece korunaklı ortamlarımızda olabildiğince kendi değerlerimize göre yaşamak mı çözümümüz? Toplum içinde bir ada olarak yaşamak da çok mümkün ve sürdürülebilir değil aslında. Özgürlükle birlikte gelen o sınırsızlık, sonsuzlara açılabilme duygusu yok orada, “bizimkiler adası”nın sınırları var.
Bir diğer seçenek ise bu hayatı değiştirmeyi hedeflemek ve buna girişmek. Bu aynı zamanda toplumu değiştirmeye, zihniyeti dönüştürmeye, erkek egemen hegemonyaya son vermeye, inşa edilmiş erkekliği dönüştürmeye girişmek demek. Çok katmanlı, toplumun tamamını kapsayan devasa bir konu. Ne kadınların ne de kimsenin tek başına yapacağı bir iş değil.
Ama kadınların ve tüm toplumun yaşamını değiştirecek bu mücadeleye özgürlük hedefini kendisine rehber edinmiş kadınların öncülük etmesi gerekir. Kadına körlükle malûl çok katmanlı inşanın ürünü erkekliğe emanet edilemez bu değişim. Kadın öncülük etmezse ne barış ne özgürlük ne demokratikleşme ne eşitlik sahici olur; adı olur, kendisi olmaz. Bu hayat, bu toplum özgürlük çizgisinde değişmez.
Öncülüğün atamayla, ısmarlama olmayacağını hayat bize öğretir. ‘Barış ve Demokratik Toplum inşasına kadın öncülük edecek’ sözünden ne anlam çıkarmalı örneğin. Erkeklere, partilere siz bir geri durun kadın mücadelesi öncülük edecek anlamına gelmiyor bu ifade. Heyecana getirmek, teşvik etmek için atılmış bir slogan da değil. Ben bunu Jin Jiyan Azadi özlü sözünde ifadesini bulan felsefenin yaşama geçmesinin programı gibi anlıyorum. Yani özgürlüğü, özgürlüğün bedeni olacak demokratik toplumu gerçekleştirmeyi hedef edinen kadınların-hepimizin (hem kişi hem de yapılar olarak) durup kendisine bakmasını ve donanımlarını, enerji ve emeklerini, yaşamlarını, çevreleriyle ve toplumla kurdukları ilişkileri hızlıca değerlendirip gereğini her an ve tekrar tekrar yaparak içini doldurması gerektiren bir konu.
Bu yıl ülkede ve dünyada 8 Mart meydanlarından yükselen irade kadınlar olarak artık tepki vermeyle, isyanla, sorumluları işaret etmeyle, kınamayla, anlatmayla yetinmeme, yaşamı ve toplumu değiştirmenin pratik politikasını yapma hedefini önümüze koymamız gereken/koymaya adım attığımız bir konakta olduğumuza işaret etti.
Neye cüret edebiliyorsak, neyi hayal edebiliyorsak ona gücümüz yetecektir mutlaka.
*(Buna 9 Mart tarihli İlke TV-Medya Zamanı programında Ercüment Akdeniz dikkat çekti.)









