• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Özel

Bizim Yılmaz…

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
4 Nisan 2019
Kategori: Özel, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Hayatı boyunca ezilenlerin yanında saf tutan ve bedelini sürgünde, cezaevlerinde ödeyen bir devrimci; sinema oyuncusu, senarist, yönetmen ve yazar Yılmaz Güney 82.doğum gününde de çeşitli etkinliklerle anıldı. Yaşasaydı 82 yaşında olacaktı. “Herkes bir gün ölür, kimi toprağa, kimi yüreklere gömülür.” Demişti. O yüreklere gömüleceğini biliyordu.Çünkü hem sineması hem duruşuyla halkına adanmış bir yürekti. İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi, onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayışı boşa çıkarmış. İçerde de sürgünde de üretmesini bilmişti. Zamanın siyasi çalkantıları sırasında pek çok kez soruşturma geçirmiş ve hapse düşmüş ancak o mesleğini parmaklıkların ardında da olsa sürdürmeye devam etmiştir. Çünkü O; ‘Asıl hapishane insanın kafasında yarattığı hapishanedir. Hayatı sınırlayan hapishane odur ki, ilk fırsatta yıkılmalıdır. Dünyayı daha iyi kavrayabilmek için’ diyordu. Gerek eserleri, gerek bu yazıda olduğu gibi hakkında yazılanlar aradan yıllar geçse de sahiciliğinden hiçbir şey kaybetmedi.
***
O kendini kısaca şöyle tanıtıyordu: ’Bir sanatçı olarak Yılmaz Güney diye bilinirim. Asıl adım Yılmaz Pütün’dür. Adım, zorluklar karşısında eğilmez, umutsuzluğa kapılmaz, yılgınlığa düşmez ve baş eğmez anlamına gelir; soyadım Pütün ise bir dağ meyvesinin kırılmaz çekirdeği demektir. 1937 yılında, Türkiye’de, bir güney şehri olan Adana’nın Yenice köyünde doğdum. Kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim’ diye anlattığı yaşamı bir destan gibidir. Babası Siverekli, annesi Vartolu bir Kürt olmakla birlikte o kendisini asimile edilmiş bir Kürt olarak tanımlamıştır.

Daha ilk filmlerinden başlayarak izleyicinin karşısına Anadolu çocuğu karakterinin ezilen, hor görülen ancak suskun kalmayı kabul etmeyen, baskıcı otoriteye direnen yapısı, bu tiplerle kendini özdeşleştiren kesim tarafından kolayca benimsendi ve sevildi. Filmlerde canlandırdığı karakterler, yarattığı ve yansıttığı gerçeklerle paralel bir hayat yaşadı. Yılmaz Güney filmleriyle insanlara yaşadıkları hayatın sorumluluklarını işaret ediyordu. Adana’daki gençlik yıllarından sinemanın zirvesine yükselinceye kadar geçen her dönemde bunu bilinçli olarak amaçlamıştı. Türkiye’de oyuncu sinemasını, yönetmen sinemasına dönüştüren ilk adam olarak değerlendirilmesi boşuna değil. Gerçekten de belirtildiği gibi, oyuncuların değil, bir yönetmenin kitlelerce benimsenmesi belki de Türkiye sinema tarihinde bir ilki oluşturur.
***
O, sinemada yönetmen, senaryo yazarlığı ve oyunculuğuyla tanındı daha çok ama edebiyatçı kişiliğini de unutmamak gerekir. Yeni Ufuklar ve On üç gibi dergilere de öyküler yazan Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur. 1971’de yayımlanıp 1972 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan ‘Boynu Bükük Öldüler’, Yılmaz Güney romanları arasında kuşkusuz en başarılısıdır. Toplumsal sorunları, özellikle kırsal kesim insanlarının dramlarını anlatma eğiliminin roman yazımına egemen olduğu,Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal gibi yazarların ustalık ürünlerini verdikleri, sosyalist düşüncelerin edebi alana yayıldığı bu yıllarda yazılan ‘Boynu Bükük Öldüler’, Halil ve Emine üzerinden 1950’li yılların Çukurovası’ndaki hayatı anlatır. Kendisinin de ifade ettiği gibi, teorik bilgisi zayıftır, ideolojisi netleşmemiştir; ama hikayesindeki insanları tanımış ve çok iyi gözlemiştir. Bu gözlemlerini gerçekçi ve içten bir yaklaşımla taşıyacaktır hikayesine. Ayrıca; Salpa, Sanık, Hücrem, Oğluma Masallar, Zavallılar, Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz, Sen ve Ötekiler adlı kitapları kaleme aldı. Sokaktaki adamın bakış açısıyla söylersek; “Adam devlete kafa tutmuş, hapse girmiş, kafasının tası atmış çekmiş devletin hakimini vurmuş, güzel kadınlarla evlenmiş, 12 Mart’ın en civcivli günlerinde Mahir Çayan’ları evinde saklamış, boyun eğmemiş, onuruyla yaşamış bir figür… Sevdiği kadının evinin önüne bir kamyon gül dökecek kadar da has Anadolu delikanlısı. Anısına saygıyla.

Etiketler: Yılmaz Güney
Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye’nin strateji yoksunluğu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

 Suriye'nin kuzey doğusunda yaşananlara bakıp zafer naraları atanları, dehşetle takip ediyorum. Halklar dışında kimlere hizmet ettiği çok açık olan bu...

Sahne ışıkları altında emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Latin Amerika’da konser artık sadece müzik değildir: Kimlik üretir, aidiyet duygusu yaratır, politik öfkeyi estetikleştirir. Dans eden bedenler yalnızca eğlenmez;...

Diken üstündeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Hem ülke içinde hem de ülke dışında yaşananlardan sonra normal bir hayat sürdürebilecek miyiz acaba? Her sabah kalktığımızda acaba duygusuyla...

Rêya Heq Kürt Alevi inancında Xızır kavramı ve toplumsal hafıza

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Rêya Heq Kürt Alevi inancının toplumsal hafızasını oluşturan kavramların kökenine doğru yapılan her yolculuk, bizi aynı zamanda dilin arkaik katmanlarına...

Sürgündeki bilgenin sessiz vedası

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Kürt entelektüel dünyası büyük bir değerini kaybetti. Kürt edebiyatı, dili ve tarih bilinci üzerine ömür vakfetmiş bir çınar olan Mehmet...

Bulanıklıktan açıklığa doğru

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Sanal medyada malum tirol ordusunun Apo düşmanı kampanyası, Rojava’ya “sahip çıkma” oyununu oynuyor ve sanki Rojava yok olmuş gibi, “Apo...

Sonraki Haber

ABD'den Türkiye'ye uyarı: Yıkıcı sonuçları olur!

SON HABERLER

Gülistan’ın failleri belli, tutuklama yok!

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Türkiye’nin strateji yoksunluğu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Sahne ışıkları altında emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Kürtler: Yeni Ortadoğu ve kirli hesaplar

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Diken üstündeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Serhildanlar ve Kürt diplomasisi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Halklar Karavanı aktivisti: Türkiye’de cinsel şiddete maruz kaldık

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır