DSG ve Şam arasında yapılan anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan DEM Partili Cengiz Çiçek, Suriye’ye ilişkin anlaşmanın kademeli demokratik entegrasyonu esas alan bir uzlaşı metni olduğunu belirterek, ‘Sayın İlham Ahmed’in de ifade ettiği gibi bu süreç, bir sonuç değil; adım adım ilerleyen, müzakereyle derinleşecek bir geçiştir. Nihai başarısı, karşılıklılık ilkesi ve toplumsal destekle mümkündür’ dedi
DSG ve Şam’ın yaptığı görüşmenin sonucunda; Kürt halkı; kimliğini, statüsünü ve ana dilde eğitim ile kültürel haklarının yanı sıra savunma hakkını da güvence altına almış oldu.
Meclis’te Kürt meselesinin çözümü kapsamında kurulan Meclis Komisyonu’nda yazım ekibinin DEM Parti temsilcisi olan İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, DSG ile Şam arasında yapılan anlaşmaya dair değerlendirmeler de bulundu.
Cengiz Çiçek, mevcut anlaşmanın uygulanmasının bir süreç işi olduğunu ve birçok alt başlığı bulunduğunu hatırlatarak, bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Savaşın durması, ölümlerin olmaması ve insanların yerinden-yurdundan edilmeyecek olması itibariyle de bu anlaşma olumludur” diyen Çiçek, asıl önemli olanın bundan sonraki süreç olduğunu söyledi. Cengiz Çiçek, “Asıl önemli olan, bundan sonrasıdır ve anlaşmanın karşılıklılık ilkesine göre hayat bulmasıdır. Dünya sistemin yaşadığı krizler ve bunun Ortadoğu’ya olası yansımalarını da düşündüğümüzde; bizler açısından ihtiyatlı ve tetikte olmak, olmazsa olmazdır. Bundan sonraki görevimiz de bu anlaşma maddelerinin demokratik bir temelde hayata geçirilmesini sağlayacak toplumsal, siyasal denetim ve müdahilliği gösterebilmektir” dedi.
‘Bu anlaşma demokratik dengeyi güçlendirecek bir uzlaşı metnidir’
Cengiz Çiçek, DSG ile Şam arasında imzalanan anlaşmanın ne bir tarafın mutlak zaferi ne de diğerinin geri çekilişi olarak okunmaması gerektiğini söyledi. Çiçek, “Bu anlaşma, kademeli olarak demokratik entegrasyona geçiş esasına dayanan; halkı korumayı, kazanımları muhafaza etmeyi ve Suriye’de demokratik bir dengeyi güçlendirmeyi hedefleyen bir uzlaşı metnidir. Sayın İlham Ahmed’in de ifade ettiği gibi bu süreç, bir sonuç değil; adım adım ilerleyen, müzakereyle derinleşecek bir geçiştir. Nihai başarısı, karşılıklı sorumluluk bilinci ve toplumsal destekle mümkündür” diye belirtti.
‘Kürtler kazandığında Suriye’deki tüm halklar kazanır’
Anlaşmanın hayata geçirilmesiyle birlikte, Kürtleri ve bölge halklarını müzakere sürecinin dışında bırakarak çözüm üretilebileceğini savunan yaklaşımlara fiili bir yanıt olacağının altını çizen Cengiz Çiçek, “Bu anlaşmanın hayata geçirilmesi, Kürtleri ve bölge halklarını masadan dışlayarak çözüm üretilebileceğini düşünen tüm anlayışlara açık bir yanıt niteliğinde olacaktır. Aynı zamanda şunu gösterecektir: haklar, çatışmayı derinleştirerek değil; karşılıklı tanıma ve bütünleşme zemininde kalıcı hale gelir. Kürtler kazandığında, Suriye’de yalnızca Kürtler değil; bütün halklar kazanır. Çünkü Kürtler bugün Suriye’de demokratik bir denge unsuru olarak kabul edilmekte; onların siyasal varlığı, çoğulcu ve birlikte yaşama dayalı bir Suriye ihtimalini güçlendirmektedir” şeklinde ifadeler kullandı.
‘Rojava, Rojava’dan fazladır’
Cengiz Çiçek, “Anlaşmanın Kürt halkının dil, kültür başta olmak üzere idari, siyasal ve toplumsal haklarına ve demokratik Suriye’ye hizmet edecek şekilde uygulanması ve derinleştirilmesinin en temel garantilerinden birisi de son haftalardaki saldırılar karşısında ayağa kalkan halk iradesi ve demokratik toplumsal tazyikin uygun biçimlerde sürdürülmesi olacaktır. Bu anlaşmayı sağlayan en temel dinamiklerden birisinin dünyanın dört bir tarafında ayağa kalkan Kürt halkı ve dostları olduğunu unutmamamız gerekiyor. Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvetin yenemeyeceği bu vesileyle bir kez daha görülmüş oldu. O nedenle son günlerde yaşanan yalın gerçeği şöyle özetleyebiliriz; Rojava, Rojava’dan fazlasıdır” dedi.
Güçlü bir ortak zemin
Suriye’de yıllarca başta DAİŞ olmak üzere her türlü aşırı ideolojiye karşı mücadele yürüten Kürtlerin aynı zamanda çoğulcu, demokratik Suriye’nin de teminatı olduğunu kaydeden Cengiz Çiçek şunları söyledi:
“Kürtçe eğitim, özerk bölgelerde verilen eğitim diplomalarının denkliklerinin ve resmi onayının sağlanması gibi maddelerin anlaşmada düzenlenmiş olması, uygulanması durumunda Kürt halkının kolektif dil, kültür haklarının resmi olarak tanınması ve demokratik entegrasyonun karşılıklılık ilkesi bağlamında bir model oluşturmaya adaydır.
Yerinden edilen Kürt nüfusun Efrîn, Serêkaniyê gibi yerlere geri dönüşlerinin anlaşma kapsamına alınması, yeni bir “kemer politikasından” geri adım atılması ve demografik değişimlerin önüne geçilmesi bağlamında önemli bir kazanım olacaktır. Sonuç olarak bu anlaşma, halkların birbirini yok saymadan, müzakere ve karşılıklılık temelinde birlikte kazanabileceğini gösteren güçlü bir ortaklık zeminidir.”
Haber: Selman Güzelyüz / MA









