DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, ağır hasta olmasına rağmen tahliye edilmeyen ve yaşamını yitiren Mehmet Edip Taşar’in ölümüne ilişkin Meclis’te konuştu. Koçyiğit, ‘Adli Tıp kararına rağmen tahliye edilmeyen hasta mahpus hayatını Kaybetti, bu taammüden ölüme göz yummaktır’ dedi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, ağır hastalıklarına rağmen tahliye edilmeyen ve bugün yaşamını yitiren Mehmet Edip Taşar’a dair Meclis’te konuştu. Gülistan Kılıç Koçyiğit, Taşar’ın durumunun birçok kez Meclis gündemine geldiğini anımsatarak, “Bakanlığa ilettik, ama buna rağmen tutulduğu tahliye edilmedi. 70 yaşındaki ağır hasta mahpus bugün yaşamını yitirdi” dedi.
Yaşam hakkına kasıt
Taşar’ın defalarca kez anjiyo olduğunu ve 40 kilonun altına düştüğünü belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Şubat tarihinde Adli Tıp 11. İhtisas Dairesi Taşar hakkında ‘Tam teşekküllü hastaneye sevki ve infazın altı ay ertelenmesi gerekir’ yönünde karar verdi. Ne oldu? Tahliye edildi mi? Hayır. Adli Tıp -ki kırk yılda bir tahliye kararı veriyor- kararına rağmen, 25 gün boyunca tahliye vermeyen merci kimdir, bunun sorumlusu kimdir? Bu, bir yaşam hakkına kasttır. Bu, taammüden ölümüne göz yummaktır. Bu, insanların son hakkı olan vedalaşma hakkını engellemektir. Bu, düşman ceza hukukudur. Bunun ne insanlıkta ne vicdanda ne dinde ne de hukukta yeri yoktur. Kim yapıyorsa suçludur, tarih karşısında suçludur, insanlık karşısında suçludur, hukuk karşısında suçludur. Entübe edilmiş hâlde Mehmet Emin Çam da Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Diyarbakır’da yatıyor. Onun da cenazesini ailesine teslim edecekler. Niye ya, niye?” tepkisinde bulundu.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları kaydetti: “Söz konusu olan hasta mahpuslar olunca, söz konusu Kürtler olunca, muhalifler olunca niçin adaletin terazisi şaşıyor? 70 yaşında, 40 kiloya düşmüş bir hastayı tahliye edip ailesiyle son veda hakkını tanımak bu kadar zor mu? Doktorlar ‘Hastanede yaşamını idame ettiremez’ diyor, ama bir vicdan sesi yükselmiyor. Bu Meclis her konuda konuşuyor, hasta tutsaklara gelince herkesin dili tutuluyor, siyasi mahpuslara gelince herkesin dili tutuluyor. Bu, hepimizin sorunu değil mi? Bu, bir insanlık sorunu değil mi? Bu, bir vicdan sorunu değil mi? İsyan ediyoruz artık. Böyle bir süreçte insanların cezaevinde hayatını yitirmesine, o koğuşlarda yaşamını yitirmesine, kelepçeli muayenenin dayatılmasına isyan ediyoruz.”
Kaynak: MA









