• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Şubat 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

‘Cezaevleri sürecin samimiyet testidir’

14 Aralık 2025 Pazar - 09:42
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

ÖHD Antalya Temsilciliği üyesi Erol Köçer, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin sürecin ruhuna aykırı olduğunu belirterek, ‘Cezaevleri sürecin samimiyet testidir’ dedi

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri her geçen artarak devam ediyor. Yaşanan baskı ve hak ihlallerine ilişkin Özgürlük için Hukuk Derneği (ÖHD) Antalya Temsilciliği üyesi Erol Köçer konuştu.

Özellikle Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine işaret eden Köçer, cezaevini rutin olarak ziyaret ettiklerini ifade etti. Tutsaklarla görüşüp rapor hazırladıklarını söyleyen Köçer, “Sorumlu makamlara başvurular yapıyoruz. Cezaevlerindeki hak ihlallerinin genel bir çerçevesi var. Birçok tutsak şunu dile getiriyor; birçok haktan mahrum olduklarını, tecrit koşullarında yaşadıklarını, tekli odalarda kaldıklarını, diğer kişilerle iletişim kurmakta zorlandıklarını, sosyal etkinliklere katılamadıklarını, iletişim olanakların dışarıda çok ıslıklı olduğunu, mektupların bile çok uzun sürelerde gidip geldiğini, iç odaların birbirine mektuplaşmasının bile üç ay, dört ay bulduğunu, infaz uzatmalarının olduğu, hasta tutsakların da aynı şekilde benzer sorunların olduğu, tedaviye ulaşma imkanlarının kısıtlı olduğu, hastane sevklerinin çok zorlu olduğu, sevkler noktasında idarenin hızlı davranmadığı, randevuların çok geç alındığını, tedaviye erişemediklerini dile getiriyorlar. Elimizdeki verilere göre 85’e yakın hasta tutsak Antalya’daki cezaevlerinde. Burdur ve Antalya’da 5-6 kişinin infazı tamamlamasına rağmen tahliyeleri ertelendi. Örgütle bağlarını kestiklerine ilişkin bir kendilerince intiba edilmedikleri için bu tarz uzatmaları yaptıklarını görüyoruz” diye belirtti.

Samimiyet testi

Köçer, sürece rağmen cezaevlerinde herhangi bir iyileşme olmadığını kaydederek, “Cezaevi sorunu samimiyet testidir. Cezaevlerinde işkence iddiaları, hasta tutukluların serbest bırakılmaması, tutsakların ailelerinden uzak yerlerde tutulması bilinçli bir politikanın ürünüdür. Kürdistan’daki tutsakların Türkiye’deki cezaevlerine sevk edildiğini görüyoruz. Buradaki politikanın sebebi de şu; tecrit koşullarını derinleştirmek, tutsakların ailesiyle olan iletişimi kısıtlamaktır. Bir ailenin Hakkari’den kalkıp Edirne’ye gidebilmesi çok ciddi bir maddi külfet. Birçok aile bunu yapamayacak maddi güce sahip. Kürdistan’daki mahkumları Batı’daki cezaevine sevk ederek tecridi daha da derinleştiriyorlar” ifadelerini kullandı.

İmralı’daki tecrit

İmralı’da uygulanan tecrit sisteminin cezaevlerine yansıması olduğunu dile getiren Köçer, “Kuyu tipi dediğimiz cezaevlerinde tekli odaların yaygınlaştırılması, tutsakların tek başına odalarda bırakılması aslında sosyal izolasyonu da getiriyor. Eskiden cezaevlerinde tutsaklar bir arada kaldıklarında daha örgütlü, sosyal iletişimi daha fazla tutabiliyorlardı. Devlet bunu da artık istemiyor. Tamamıyla tecrit koşullarında insanlara psikolojik baskı yaratarak, yalnızlaştırarak, bir noktada iradeni kırma yönünde bir yöntem belirlemiş. İnfazın temel amaçlarından bir tanesi topluma yeniden kazandırmaktır ama devletin politikasının bununla hiç alakası yok. Buradaki amaç tamamen tutsakların iradelerini kırmak, yalnızlaştırmak ve bir örgütlü hareketin önüne geçmektir” diye konuştu.

Haber: Mehmet Güleş / MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘PKK çekildi, gerekçeniz de kalmadı, neden köylerimiz hala yasaklı?’

Sonraki Haber

Nadia Urbinati: Kürtlerin barış isteğini büyük umutla destekliyorum

Sonraki Haber

Nadia Urbinati: Kürtlerin barış isteğini büyük umutla destekliyorum

SON HABERLER

Barış Anneleri’nden Kobanê tepkisi: Sınırları tanımayacak, duvarları kaldıracağız

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Bakırhan: 29 Ocak Anlaşması İmralı’da ilmek ilmek örülen çabanın ürünüdür

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Sınır Tanımayan Doktorlar Rojava’ya destek için Duhok’ta

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

IWA: Rojava’da direnen kadınların yanında durun

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Amed’e 448 bin bin dekar petrol alanı daha!

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Mûş’ta 26 STÖ’den Rojava bildirisi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

İşkenceye maruz bırakılan Suriyeliler için soruşturma talebi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır